İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/4891 K.2022/5766

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi…

Esas2021/4891Karar2022/5766Tarih14 Eylül 2022Okuma7 dk · 1.463 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2021/4891 E., 2022/5766 K.·Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi İlk Derece

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Eylül 2022
Mahkemesi
KAYSERİ 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava türü
TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.463 kelime·7 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Kadastro sonucunda Melikgazi ilçesi, Erenköy mahallesi çalışma alanında bulunan 792 ada 38 ve 68 parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... oğlu ... adına 15.02.1954 tarihinde tespit edilmiş, kadastro tutanaklarının itiraz olmaksızın 27.02.1957 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazlar aynı tarih itibariyle ... adına tescil edilmiş, ardından yörede 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazlar 10507 ada 4 ve 7 parsel olarak tapuya tescil edilmiştir.

Davacılar ... ve müşterekleri, ...ve .... oğlu 1847 doğumlu ‘’Ekmekçi’’ ...’in çocuklarından Şeyh Mehmet’in oğlu ...’nun mirasçıları olduklarını, davalıların ise müşterek kök muris ...’in evladı ...’nin yasal mirasçıları olduklarını, mamafih kadastro sonucunda kök muristen kendilerine intikal eden yasal miras paylarını alamadıklarını, çekişmeli 10507 ada 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazların revizyon gören kayıtlara göre muris ... adına kayıtlı iken vefatı ile kadastro sırasında davalıların yakın mirasbırakanları ... oğlu ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek,

miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak dava konusu 10507 ada 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazlardaki davalıların hisselerinin iptali ile davacılar adına mirasçılık belgesindeki miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar savunmalarında eldeki davanın kadastro öncesi nedene dayalı olarak açıldığı, taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih göz önüne alındığında davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini, davacıların kök murisin mirasçısı olduklarını ispat külfeti altında olduklarını öte yandan çekişmeli taşınmazlar üzerinde kendi murisleri lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2017 tarih, 2016/8 Esas, 2017/102 Karar sayılı kararıyla; davacının talebinin kadastro öncesi nedene dayandığı, 3402 sayılı yasa uyarınca kadastrodan önceki nedene dayalı davalar yönünden 10 yıllık hak düşürücü süre belirlendiği, somut olayda taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih göz önüne alındığında, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2.İstinaf Nedenleri

Davacılar vekili, kanunların yürürlük zamanına ilişkin kurallara riayet edilmediğini, dava konusu taşınmazlara 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu hükümleri doğrultusunda 1957 yılında kadastro işlemi yapıldığını, 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe giriş tarihinin 09.10.1987 olduğunu, bu nedenle 1957 yılında yapılan kadastro işlemi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun değil 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununun uygulanması gerektiğini, 2613 sayılı Kanun’un hak düşürücü süreye ilişkin hükümlerinin Anayasa Mahkemesinin 10.02.1970 tarih, 1969/60 Esas-1970/8 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini,

vekil edenlerinin kök muris ...’in yasal mirasçıları oldukları hususunun Biga Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/183 Esas-2015/553 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile ispat edildiğini, Mahkemece uygulanması gereken kanunun kök murisin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan Tevsii İntikal Kanunu olduğunu, mirasçılar arasında zamanaşımı sürelerinin uygulanmayacağını, dava konusu taşınmazların kök muristen kaldığı ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini açıklayarak kararın kaldırılması, davanın kabulüne karar verilmesi isteği ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

3. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/1432 Esas, 2020/171 Karar sayılı kararıyla, eldeki davada dava konusu taşınmazların öncesi olan 792 ada 38 parsel ve 792 ada 68 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun yürürlükte olduğu 27.02.1957 tarihinde kesinleştiği, somut olayda kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu, davanın açıldığı 07.01.2016 tarihine kadar, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığına göre, Mahkemece 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ile Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Bilindiği üzere 21.6.1987 tarihinde kabul edilen ve 09.07.1987 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde; "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." hükmü düzenlenmiş,

3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 4. maddesi ile de; "Tapulama ve kadastro mahkemelerince bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz. Tapulama mahkemeleri ile kadastro mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye mahkemelerinde halen görülmekte olan davalar ile 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacak davalara bu Kanun hükümleri uygulanır. Bu kanun yürürlüğünden önce düzenlenmiş tapulama tutanakları ve kadastro beyannameleri ile verilmiş bulunan komisyon kararlan geçerliğini korurlar. Bunlara süresi içinde itiraz durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır." hüküm altına alınmıştır.

3.2.3. Anayasa Mahkemesi, 8.10.1991 tarihli ve 1991/6 Esas, 1991/36 sayılı kararı ile açıkça; "...İtiraz konusu kuralla kesinleşen kadastro tutanaklarında belirtilen hak, sınırlama, ve tespitlere on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuksal nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı esası getirilmektedir.

Bu hükümle, ülkede tapu sicilinde kararlılık sağlanması, belli hak düşürücü süre geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak taşınmazlarla ilgili hakların yargı organlarında tartışma konusu yapılmasının önlenmesi amaçlanmış, yasakoyucu da bunda kamu düzeni yönünden yarar görmüştür. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında, "hukuk devleti"ne yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında, belirtildiği gibi, hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu bilen, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan yasaların üstünde Yasakoyucunun bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ile Anayasa'nın bulunduğu bilincinden uzaklaşmayan devlettir.

Devlet işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygun olması, kazanılmış haklara saygı duyulmasını gerektirir. Ancak, kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni yasadan önceki yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla eylemli biçimde elde edilmiş olması aranır.

Kamu yararı amacıyla on yıllık hak düşürücü kural getirilirken, daha önce mülkiyet hakkını yitirenlere yeniden bu hakkın tanınmasını isteme olanağı verilmesi adalete aykırı olacağı gibi, mülkiyet hakkı kazananların bu haklarına da zarar verir. Bu bakımdan yapılan düzenleme demokratik toplum kurallarına ve hukukun genel ilkelerine ters düşmediği gibi, kamu yararını öngördüğünden hukuk devleti kavramına da aykırı değildir.

Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hak üzerinde ancak kamu yararı amacıyla yasayla sınırlama yapılabileceği belirtilmiştir. İtiraz konusu kural, genel nitelikte, nesnel bir esas getirmekte olup, mülkiyet hakkını değil, yasalarımızda görülen benzer hükümler gibi dava hakkını sınırlamaktadır. Kamu düzeninin gerektirdiği durumlarda yasakoyucunun kimi hak düşürücü süreler koyabileceği doğaldır.

Kadastroya dayanılarak kurulan sicillere karşı açılacak davaların hak düşürücü bir süreye bağlanması hukuk ilke ve kurallarına aykırılık oluşturmaz. Mülkiyet hakkının sağlıklı temellere oturtulmasını isteyen yasakoyucu, ayrıca kadastro plânlarının düzenlenmesine büyük önem vererek bunların gerçekleşmesi yolu ile kamu düzenini kurmaya ve korumaya yönelmiştir.

Uygulama sonunda saptanan durumun, belli süre geçtikten sonra eski olaylara dayanılarak uyuşmazlık konusu yapılması istenilmemiş ve bunda kamu düzeni yönünden yarar görülmüştür. Bu kuralla getirilen sınırlama, mülkiyet hakkına değil, hak arama özgürlüğüne ilişkindir.

Mülkiyet kavramını değiştirmeyen, yapısını daraltmayan, bağını ortadan kaldırmayan, kullanılıp yararlanılmasını engellemeyen, ancak ona bağlı hakların kullanılma süresini düzenleyen kurallar doğrudan hakka yönelik değildir, incelenen düzenlemeyle kısıtlanan, mülkiyet hakkı değil, dava açma hakkı, başvuru hakkıdır..." demek suretiyle anılan hususlara özellikle vurgu yapılarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptali hususunda yapılan başvuruyu oyçokluğu ile reddetmiştir.

3.3. Değerlendirme

3.3.1. 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilerek, mülkiyete ilişkin talepler yönünden hak düşürücü süre öngörülmüş olup, söz konusu yasa maddesindeki hak düşürücü süre, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecektir.

3.3.2. Somut olayda dava konusu taşınmazların öncesi olan 792 ada 38 parsel ve 792 ada 68 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlükte olduğu 27.02.1957 tarihinde kesinleştiği, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu, davanın açıldığı 07.01.2016 tarihine kadar, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin sürenin geçtiği kuşkusuzdur.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; dosya içeriği ve kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacıların temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL onama harcının davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına 14.09.2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/4891, K. 2022/5766, 14 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4891
Karar No
2022/5766
Tarih
14 Eylül 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2021/4891 K.2022/4259
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/4892 K.2022/5669
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/4895 K.2022/5466
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/4896 K.2022/5871
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/4897 K.2022/5633
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/4898 K.2022/5634

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.