İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/7387 K.2022/2420

Taraflar arasındaki tapu iptali ve terkin davası sonunda Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27/11/2020 tarihli ve 2019/384 Esas - 2020/335 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin…

Esas2021/7387Karar2022/2420Tarih24 Mart 2022Okuma7 dk · 1.460 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2021/7387 E., 2022/2420 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Mart 2022
Dava türü
TAPU İPTALİ VE TERKİN
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.460 kelime·7 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki tapu iptali ve terkin davası sonunda Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27/11/2020 tarihli ve 2019/384 Esas - 2020/335 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı Hazine vekili, dava konusu davalıya ait 1179 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi ve deniz uzantısı olan kumsal sahası içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, davacının iddialarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/04/2008 tarihli ve 2006/247 Esas, 2008/247 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bozma Kararı

Dairenin 22/02/2010 tarihli ve 2010/468 Esas - 2010/1735 Karar sayılı kararıyla. “Her nekadar, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de.

25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 28.02.1937 ile davanın açıldığı

tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir...Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine;

her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olacağı ve 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre davacının dava tarihi itibarıyla davasında haklı olduğu gözetilerek yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan nisbi avukatlık ücreti ile harçtan sorumlu tutulması gerekeceği gözetilmek suretiyle bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.” gerekçesiyle karar bozulmuş.

Dairenin 08/07/2010 tarihli ve 2010/6882 Esas, 2010/8072 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/11/2010 tarihli ve 2010/474 Esas - 2010/763 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamındaki gerekçe benimsenerek davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir 4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 5. İkinci Bozma Kararı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15/04/2019 tarihli ve 2018/11779 Esas - 2019/4134 Karar sayılı kararıyla.

"Somut olayda yerel mahkemenin 2010/474 Esas ve 2010/763 Karar sayılı dosyasında 02.11.2010 tarihinde Hazine aleyhine bu değişikliğe uyulmak suretiyle 10 yıllık hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmişse de gerekçeli karar taraflara 2015 yılında tebliğ edilmiş olup 24.05.2015 havale tarihli davacı dilekçesiyle ve 22.05.2015 havale tarihli davalı dilekçesiyle süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin bozma üzerine verdiği kararın temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararıyla.

“25.02.2009 tarihli ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2.maddesiyle 21.06.1987 tarihli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümlenin ve 3.maddesiyle 3402 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 10. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiş ve bu iptal kararı 23.07.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesinde yer alan “Hakim, Türk hukukunu resen uygular” hükmü ile ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibariyle doğru olduğu düşünülse ve Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümez ise de 10.03.1969 tarihli ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer.

Bu durumda davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer. Hal böyle olunca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonucu oluşan durumun eldeki maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davaya da uygulanması zorunlu olup, kamu malları ile ilgili davalar aynı zamanda kamu düzeni ilkesini de içermektedirler.

Bu nedenle mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni yasal durum dikkate alınarak, inceleme yapılıp sonuca ulaşılması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.

O halde mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu 1179 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı hususunda Yargıtayın ve Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda gerekli araştırmaları yapmak üzere işin esasını incelemektir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar Mahkemenin 27/11/2020 tarihli ve 2019/384 Esas - 2020/335 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı 1179 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmiştir. 7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Temyiz Nedenleri

Davalı vekili, hiçbir resmi özelliği olmayan bilirkişinin kendi kendine kıyı kenar çizgisi yaratarak bu parsel kıyı kenar çizgisi içindedir şeklindeki beyanına itibar edilemeyeceğini, taşınmazın hem 1976 hem de 1936 tarihli kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığını, kumsal alan içinde de olmadığını, denizin uzantısı olan alanın dışında kaldığını, bu yerdeki taşınmazların Devlet tarafından 1961 yılında Mevzii İmar Planı yapılmak suretiyle imar planına uygun bir şekilde imar parsellerine dönüştürülüp şahıslara bedeli karşılığında satıldığını, taşınmazın kamunun yararlanmasına terkedilmiş yerlerden olmadığını,

bu açıdan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının tüm birikimini dava konusu taşınmaza yatırdığını, ev yaptırdığını, davanın kabulü ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, Anayasanın 35 ve 46 ncı maddeleri gereğince özel mülkiyetin bedelsiz olarak sona erdirilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde emsal olarak belirtilen dava dosyalarındaki bilirkişi krokisinin eldeki davada emsal olarak kabulünün mümkün olmadığını, resmiyet ve geçerlilik kazanmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

9. Gerekçe 9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. 9.2. İlgili Hukuk

9.2.1. Bilindiği üzere. Kıyılara ilişkin olarak, 2709 Sayılı T.C. Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde, "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir." düzenlemesi ve bu düzenleme gereğince çıkarılan 3621 Sayılı Kıyı Kanunu'nun "Genel Esaslar" başlıklı 5. maddesinde "Kıyılar ile ilgili olarak kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetildiği, kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespitinin zorunlu olduğu,

sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği, kıyılarda hiçbir yapı yapılamayacağı, duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamayacağı şeklinde genel esaslar düzenlenmiştir.

9.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun madde 36 /A – (Ek: 11/1/2011-6099/16 md.) Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz.

9.2.3. 6100 sayılı HMK’nın 326/1. maddesinde Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

9.3. Değerlendirme

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15/04/2019 tarihli bozmasından sonra mahkemece taşınmazda yeniden keşif yapılarak alınan 12/08/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ve tekniker bilirkişi ... imzalı 23/03/2020 tarihli raporda, taşınmazın kısmen kıyı kenar çizgisi dışında kısmen kıyı kenar çizgisinin içinde ancak büyük bir kısmının kara yönünde sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında kaldığının tespit edildiği belirtilmesine ve rapora ekli krokiden de taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının az bir miktar olduğu görülmesine rağmen taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı değerlendirilerek tapu kaydının iptaline karar verilmesi doğru değildir.

Hal böyle olunca, bilirkişilerden taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının harfi ve miktarı belirtilmek suretiyle infaza elverişli hüküm kurmaya yarar ek rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden davalıya geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/7387, K. 2022/2420, 24 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararı
  6. IV. Temyiz
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7387
Karar No
2022/2420
Tarih
24 Mart 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2021/7387 K.2022/2881
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2021/7388 K.2022/2870
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/7390 K.2022/1936
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/7392 K.2022/2761
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/7393 K.2022/2808
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/7395 K.2022/2446

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.