İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/2978 K.2025/918

Bölge Adliye Mahkemesinin davalı vekilinin istinaf isteğinin HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin kararı davalı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri…

Esas2023/2978Karar2025/918Tarih25 Şubat 2025Okuma8 dk · 1.545 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2023/2978 E., 2025/918 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Şubat 2025
Mahkemesi
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/489 E., 2023/473 K.
İlk derece mahkemesi
Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2022/417 E., 2023/10 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.545 kelime·8 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesinin davalı vekilinin istinaf isteğinin HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin kararı davalı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.02.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar ve tereke temsilcisi vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; davacıların murisi ...'in 439 ada 21, 439 ada 24, 441 ada 11, 441 ada 16 parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak oğlu olan davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, satış bedelinin düşük gösterildiğini ve devir sırasında murisin ehliyetli olmadığını ileri sürerek satış işlemlerinin iptali ile taşınmazların muris adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 24.06.2020 tarihli “ıslah dilekçesi” konulu dilekçe ile dava konusu 4 parça taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi ile devredildiğini,

temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu belirtip taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına tescilini talep etmiş; aşamada (15.07.2020 tarihinde) tereke temsilcisi, davacılar vekilini vekil tayin etmek suretiyle davaya dahil olmuştur.

II. CEVAP

Davalı vekili; murisin temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunu, davacıların murisin ehliyetsiz olduğunu ileri sürmelerine rağmen aynı zamanda çelişkili olarak mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini de iddia ettiklerini, dava konusu taşınmazların satış suretiyle değil ölünceye kadar bakıp gözetme akdi ile temlik edildiğini, davalının murisin bakımı ile ilgilendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin Adli Tıp Kurumunun 11.04.2018 tarihli raporuna göre işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu, aşamada dava sebebinin ıslah edildiği ve murisin ölünceye kadar bakma akdiyle tek bir taşınmazını ya da birkaçını devretmesi mümkünken maliki olduğu taşınmazların tamamını devretmesindeki amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların mal kaçırma kastıyla devredildiğinin dosya kapsamıyla ispat edildiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteğinin HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı vekilince sunulan dilekçenin ıslah olarak kabul edilmesine imkan bulunmadığını, bu kapsamda tanık dinlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah ile ikinci tanık listesi de verilemeyeceğini, davacı tanıklarının beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, davalı tanığı ... ...'in ise taraf sıfatı bulunduğundan tanık olarak dinlenilmesinden vazgeçilmesine ilişkin ara kararın hatalı olduğunu, davalı tanığı ... ...’in ise davalı ve annesi arasındaki ilişki konusunda beyanlarının alınmadığını, tanığın eksik dinlendiğini, davacı tanıklarının çelişkili beyanda bulunduklarını, murisin,

kendisiyle ilgilendiği için taşınmazlarını kendisine bakılma amacı ile davalıya devrettiğini, diğer mirasçıları ... ... ve ... ...’nun da bu durumu bildiklerini ve davaya katılmadıklarını, bu yöne ilişkin beyanda bulunduklarını, muris muvazaası iddiasının kanıtlanmadığını, murisin tüm bakımı ile davalının ilgilendiğini, davacıların farklı şehirlerde yaşadıklarını, murisin işlem tarihinde ehliyetli olduğu saptandığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar vekili yararına hükmedilen vekalet ücretinin yüksek olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmazların değerinin yüksek hesaplandığını,

rapora yönelik itirazların değerlendirilmediğini, harcın da bu nedenle aleyhlerine yüksek hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’in 16.11.2013 tarihinde öldüğü, geride çocukları olan davacılar Güner, Münevver, ..., dava dışı ..., ... ve davalı ...’ın mirasçı olarak kaldığı, aşamada murisin terekesine ...’ın tereke temsilcisi olarak atandığı, tereke temsilcisinin davaya dahil olduğu, murisin 17.06.2011 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile dava konusu 439 ada 21, 439 ada 24, 441 ada 11, 441 ada 16 parsel sayılı taşınmazlardaki ¼ payının tamamını davalıya devrettiği, 25.03.2020 tarihli Adli Tıp Raporu ile muris ...’in işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.

Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19 (BK m. 18)).

Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunu değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez, akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.

Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.

Diğer taraftan, HMK’nın “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. maddesi 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile değişiklikten önceki hâliyle; “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri (m.136) ile serbestçe; ön inceleme aşamasında (m.137) ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler.

Ön inceleme duruşmasına (m.140) taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir (m.139). Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah (m.176) ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.”, değişiklikten sonra ise “- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/15 md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. HMK’nın 141. maddesine göre; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Tanık gösterme şekli” başlıklı 240. maddesinin 2. fıkrası ile “Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.” hükmü düzenleme altına alınmıştır.

Tanık deliline ancak davanın tarafları başvurabilecekleri için, davada tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıa ile dinlenilmesi istenen tanıkların ad ve soyadları ile tebliğe elverişli adreslerini bir liste hâlinde mahkemeye sunmak zorundadır. Buna tanık listesi denir. Listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemeyecekleri gibi, ikinci bir tanık listesi de verilemez.

İkinci tanık listesinin verilemeyeceğine ilişkin bu kesin kural kamu düzeninden olup Hâkim tarafından re'sen nazara alınır.

Somut olaya gelince; dava dilekçesinin içeriğinde murisin mal kaçırma kastına yönelik iddiadan bahsedilmiş, dilekçenin 4 numaralı bendinde muris muvazaası iddiası yönünden dayanılan olgulara yer verilmiş; cevaba cevap dilekçesinin giriş kısmında da açıkça davanın ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu belirtilmiş, ölünceye kadar bakma akdi ile yapılan devrin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürülmüş,

19.09.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlık “ehliyetsizlik ve muris muvazaası sebebine dayalı tapu kaydının iptali ile muris ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi” şeklinde belirlenmiş, dava dilekçesinde de tanık olarak ... ... ve ... ... bildirilmiş, 24.06.2020 tarihli “ıslah dilekçesi” konulu dilekçe ile dava konusu 4 parça taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi ile devredildiği,

temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu açıklanarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına tescili talep edilmiş ve anılan dilekçede ..., ..., ..., ... ve ... tanık olarak bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince de ikinci tanık listesindeki tanıklar dinlenerek sonuca gidilmiştir.

Yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere davacı tarafın 24.06.2020 tarihli dilekçe ile yeni bir vakıa ileri sürmediği, dilekçede geçen olgu ve iddiaların dava ve cevaba cevap dilekçeleri ile zaten ileri sürüldüğü, bu durumda 24.06.2020 tarihli dilekçenin yeni vakıaların ileri sürüldüğü bir ıslah dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği ve anılan dilekçe ile bildirilen tanıkların da HMK’nın 240/2. maddesi gereği ikinci tanık listesi kapsamında olduğu gözetildiğinde bu tanıkların dinlenemeyecekleri açıktır.

Hal böyle olunca, dava dilekçesinde bildirilen davacı tanıkları ... ve ... ... ile davalı tanığı olarak gösterilen mirasçı ... ...’in iddia ve savunma kapsamında tanık olarak dinlenilmeleri, murisin tüm mal varlığını davalıya temlik ettiği hususu da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

3. Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

4. 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin terekeden alınmasına,

5.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2978, K. 2025/918, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2978
Karar No
2025/918
Tarih
25 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2979 K.2025/1112
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2980 K.2025/1341
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2981 K.2025/1342
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/2983 K.2025/2336
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/2984 K.2025/3413
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/2984 K.2025/2863

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.