KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2023/3854 E., 2025/2395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/67 E., 2023/134 K.
Karar Metni
1.111 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalıdan aldığı 45.000,00 TL borcun teminatı olarak maliki olduğu 53 ada 61 parsel sayılı taşınmazını davalıya temlik ettiğini, davalının anlaşmaya aykırı şekilde taşınmazın 1/4 payını dava dışı üçüncü kişiye satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın değerinin borçtan fazla olması nedeniyle aldığı borcun taşınmazın değerinden mahsup edilerek bakiye miktarın kendisine ödenmesi veya borcun ödenerek taşınmazın iade edilmesi hususunda davalı ile anlaşamadıklarını, Edremit 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/857 Esas sayılı dosyasında davalının taşınmazı teminat amaçlı aldığını ikrar ettiğini ileri sürerek tapu kaydının 2/4 payının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde 65.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslahla istemini 105.000,00 TL’ye çıkartmıştır.
II. CEVAP
Davalı; davacıya 192 adet küçükbaş hayvan sattığını, satış bedeli olarak 65.000,00 TL’ye anlaştıklarını ancak bedel ödenmeyince taşınmazın devredildiğini, 2009 Mayıs - Haziran aylarına kadar satış bedeli ödenmez ise taşınmazın borca sayılmasına karar verildiğini, borcun ödenmediğini, kötü niyetli davanın açıldığı belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2017 tarihli ve 2014/689 Esas, 2017/329 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasındaki inanç sözleşmesi gereği davacının edimini zamanında ifa etmediği, taşınmazın mülkiyetini iade borcu doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2017 tarihli kararının davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2018 tarihli ve 2017/2099 Esas, 2018/276 Karar sayılı kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2018 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 10.11.2020 tarihli ve 2018/1850 Esas, 2020/5855 Karar sayılı kararı ile; davalının dosya kapsamındaki ifadelerinden taraflar arasındaki inanç sözleşmenin varlığını ikrar ettiği, uyuşmazlığın davacının borcunun net bir şekilde tespit edilmesi noktasında toplandığı, inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle davacının davalıya olan borcu net bir şekilde tespit edildikten sonra davalının üçüncü kişiye devrettiği ve dava konusu olmayan 1/4 payın değerinin borçtan mahsup edilmesi,
kalan kısmın TBK'nın 97. maddesi gereği Mahkeme veznesine depo etmesi için davacıya süre tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2021/53 Esas, 2021/403 Karar sayılı kararıyla; iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 53 ada 61 parsel sayılı taşınmazın 3/4 payının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 14.06.2022 tarihli ve 2022/1641 Esas, 2022/4829 Karar sayılı kararı ile; davaya konu taşınmazın davacı tarafından teminat olarak davalıya devredildiği, davacı tarafından taşınmazın yalnız 1/2'sinin iadesinin istendiği, davacı vekilinin bozmadan önce 04.04.2017 tarihli duruşmadaki beyanı ile taşınmazın geriye kalan 1/2 payı borca mahsup edildiğinden hak talep edilmediği, Mahkemece, davalının üçüncü kişiye devrettiği 1/4 payın bedelinin borçtan mahsup edildiği gözetilerek davalı üzerinde kalan 1/4 payın da borçtan mahsup edilmesi,
davacının borcu kalır ise Mahkeme veznesine depo ettirilmesi için önel verilmesi ve bu husus yerine getirildiğinde neticede taşınmazın 1/2 payının iptal – tesciline karar verilmesi gerektiği, talep aşılmak suretiyle 3/4 payın iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca işlem yapılarak daha önce tespit edilen toplam borç tutarı olan 94.386,00 TL toplam borçtan üçüncü kişiye devredilen 1/4 paya tekabül eden 46.455,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 47.931,00 TL'nin kaldığı, bozma ilamı doğrultusunda bakiye 47.931,00 TL'den 1/4 pay değeri olan 46.455,00 TL'nin de mahsup edilmesi halinde bakiye 1.476,00 TL borcun kaldığı, bu borcun hükümden önce davacı tarafından depo edilmiş olduğu, tüm taşınmazın 1/2'sinin davacı adına kayıtlı olması gerektiği bozma ilamında belirtildiğinden, davalı adına kayıtlı olan 3/4 hisseden 2/3'ünün iptali ve davacı adına tescili halinde davacının tüm taşınmazın 1/2 hissesine sahip olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2008 yılında inanç anlaşması yapıldığını, 2017 yılındaki ıslahın ardından davacıya 2021 yılında taşınmazın 2014 yılındaki eski değerinin 3/4 oranında harç yatırtılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın 2017 yılındaki ıslahının para talepli olduğunu, iptal ve tescile karar verilmesinin talebi aşmak olduğunu, eski değerlere göre hüküm oluşturulduğunu, müvekkilinin alacak ve zararlarının takas ve mahsubunu talep etmelerine rağmen hesaplanmadığını,
dava konusu inanç sözleşmesi uyarınca davacının 2008 yılında 192 adet küçükbaş hayvan bedeli karşılığı müvekkiline evini devrettiğini, evin ¼’ünün muhdesat sahibi ve bedel ödeyen ... ve kızı ... olup aslında davacının 3/4 hissesini müvekkiline verdiğini, 2014 yılındaki eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına göre karar verildiğini, müvekkilinin anılan ¼ payı bedelsiz devrettiğini, bu payın borçtan mahsup edilmesine karar verilmesinin müvekkilinin Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, taşınmazın 1/4'ünün tapuda muhdesat kayıtlı olan ...'e ait olduğunu,
...’ın anılan payı arazinin şuyulu olması sebebi ile ...'den noter huzurunda satın aldığını ancak o tarihte davacının dedesi İsmail Kocaçınar adına tescilli yerden kadastro geçerken davacının kötü niyetli olarak taşınmazı adına yazdırıp ...'a da tapuyu vermediğini, tapuyu gerçek hak sahibi olan ...'ın kızı ...'a bedelsiz devrettiğini, tanık beyanı ile de durumun ispat edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, HMK’nın 293. maddesi kapsamında alınan rapor ile müvekkilinin alacak ve zararlarının 2021’de 1.028.000,00 TL çıktığını, bu rapor ile dosyadaki bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, müvekkilinin zararının çok büyük olduğunu,
davacı borcunu ödemediği gibi 2023 yılında hiç para vermeden ifa uğruna verdiği arsanın yarısını geri aldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Aşağıda yazılı 4.760,01 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3854, K. 2025/2395, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama