KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2023/5611 E., 2025/4478 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/57 E., 2023/407 K.
- Bölge adliye mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2017/100 E., 2017/149 K.
Karar Metni
1.311 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili ve tereke temsilcisi tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl davada davalılar ... vd. vekili Avukat ............, asıl davada davalı ... ve birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat .........., asıl davada davalılar ... vd. vekili Avukat ............ geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı; mirasbırakan ...’ün, mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak taşınmazlarının bir kısmı ile menkul mallarını ve Şirket hisselerini davalılara devrettiğini, ayrıca işlem tarihinde mirasbırakanın ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile terekeye iadesine, batıl olan işlemlerin tenkisine karar verilmesini; birleştirilen davada ise mirasbırakan ...’ün, maliki olduğu 6 22... parsel sayılı taşınmazdaki payını kardeşinin eşi davalı ...’ye satış suretiyle devrettiğini, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile terekeye iadesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2016 tarihli ve 2017/100 Esas, 2017/149 Karar sayılı kararı ile; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2017 tarihli ve 2017/100 Esas, 2017/149 Karar sayılı kararı ile; muris muvazaası ve ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, dava konusu 2 58... , 2 ve 36 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tenkis davası yönünden ise Mahkemece verilmiş bir karar olmadığından istinaf başvurusu ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, tapu iptali-tescile ilişkin karar kesinleştikten sonra tenkis talebi ile ilgili davanın yeniden görülerek bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davcı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; "...Somut olayda; asıl dava açısından davacının isteği ehliyetsizlik ve muris muvazaası, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile tenkis isteğinden vazgeçildiğinin kabulü doğru olmamakla birlikte İstinaf Mahkemesince bu hususta usulünce araştırma ve inceleme yapılmadan davanın bu kısmının ayrılmak suretiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar yerinde değildir.
Birleştirilen davaya gelince; …. Mirasbırakan ...’ün ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup davacı tarafından çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile terekeye döndürülmesi istenildiği halde mirasbırakanın tüm mirasçılarının davada yer almaları sağlanmayıp usulüne uygun taraf teşkili yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; öncelikle birleştirilen dava yönünden mirasbırakan ...’ün dava dışı mirasçılarının bulunduğu gözetilerek davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras Şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, ondan sonra yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca hem asıl hem de birleştirilen davada muris muvazaası iddiası bakımından değerlendirme yapılması,
sonucuna göre (lüzumu halinde) asıl davada tenkis isteği bakımından araştırma yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket etmediği, muvazaa ve tenkis iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasbırakan babasının ölümüyle geride davalılar ve nikahsız eşinden olma davacının mirasçı olarak kaldığını, dava dilekçesinde ehliyetsizlik, muris muvazaası ve tenkis yönünden talepleri olduğu halde Mahkemece bu hususların her biri bakımından inceleme yapmadığını, mirasbırakanın malvarlığının tamamı tespit edilemediğinden dava konusu edilebilecek taşınmazları açık bir şekilde sunamadıklarını,
yargılamanın devamı sırasında dava konusu edilebilecek yeni bir taşınmaz ortaya çıkması halinde bunun ıslahla davaya dahil edilebileceğini, tenkis isteklerinden hiçbir zaman feragat etmediklerini, feragat olmadığı halde Mahkemece tenkise ilişkin taleplerinin incelenmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dinlenen tanık beyanlarından temliklerin muvazaalı olduğunun ortaya çıktığını, yine o tarihte öğrenci olan davalı ... adına satın alınan taşınmazların bedellerinin de muris tarafından ödendiğini, Mahkemece davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde talep sonucunun açıklattırılmasını istemesi gerektiğini,
eksik inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Tereke temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; tüm dosya kapsamından ve dinlenen tanık beyanlarından mirasbırakanın varlıklı biri olduğu ve davacı kız çocuğundan mal kaçırmak için dava konusu temlikleri ve yine davalılar lehine kazandırmalar yapığının sabit olduğunu, davalı ...’in dava konusu taşınmazları satın alacak gücü bulunmadığını o tarihte öğrenci olduğu ve mirasbırakanın davalı ... adına taşınmaz satın aldığının anlaşıldığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Somut olayda.
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2016 tarihli kararıyla asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, muris muvazaası ve ehliyetsizlik iddiası yönünden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, dava konusu 2 58... , 2 ve 36 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tenkis davası yönünden ise Mahkemece verilmiş bir karar olmadığından istinaf başvurusu ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,
tapu iptali-tescile ilişkin karar kesinleştikten sonra tenkis talebi ile ilgili davanın yeniden görülerek bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece.
İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile tenkis isteğinden vazgeçildiğinin kabulü doğru olmamakla birlikte Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta usulünce araştırma ve inceleme yapılmadan davanın bu kısmının ayrılmak suretiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararın yerinde olmadığı, birleştirilen dava yönünden de davacının terekeye döndürülmesi isteğiyle dava açtığı, mirasbırakanın dava dışı mirasçılarının bulunduğu gözetilerek davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras Şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi,
ondan sonra hem asıl hem de birleştirilen davada muris muvazaası iddiası bakımından değerlendirme yapılması, sonucuna göre (lüzumu halinde) asıl davada tenkis isteği bakımından araştırma yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesinde; Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak düzelterek veya yeniden esas hakkında hüküm vermesi ve bu hükmün de Yargıtay tarafından bozulması ile ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybetmiş olur. Hüküm mahkemesi sıfatıyla esas hakkında verdiği karara ilişkin bozma ilamına uyan bölge adliye mahkemesinin hüküm mahkemesi sıfatı devam ettiğinden bozma kararına uygun olarak esas hakkında uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar vermesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.11.2022 tarihli ve 2021/11-974 Esas, 2022/1519 Karar sayılı kararı.)
Anılan madde hükümleri uyarınca, eldeki davada Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulduğuna göre, bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda ve sonucuna göre işin esası hakkında karar verme yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine ait olup yasal olarak yetkisiz olan İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması usul hukukuna açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
Hâl böyle olunca; Dairemizin 05.11.2020 tarihli bozma kararına uyulup uyulmayacağı konusunda ve sonucuna göre işin esası hakkında Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin ve tereke temsilcisinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 25.05.2023 tarihli kararın BOZULMASINA,
Dosyanın, HMK’nın 373. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınmasına,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/5611, K. 2025/4478, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama