KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/1087 E., 2025/3512 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3180 E., 2023/3228 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/353 E., 2022/373 K.
Karar Metni
1.054 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek karar yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; .... parsel (... ada 300 parsel) sayılı taşınmazın davacının mülkiyetinde olduğunu, bu taşınmaza bitişik vaziyette bulunan 257 parsel (... ada 301 parsel) sayılı taşınmazın kadimden beri malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde olduğu halde; kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırıldığını, taşınmaz üzerinde davacının yetiştirdiği ağaçların, ikamet ettiği evin ve müştemilatının bulunduğunu, davacının taşınmazda 20 yıldan fazladır malik olup aralıksız ve fasılasız zilyet olduğunu belirterek dava konusu 257 parsel (141 ada 301 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; çekişmeli taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, taşınmazın niteliği, zilyetlik mevcut ise zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi hususlarının ayrıntılı olarak belirlenmesi gerektiğini, yerel bilirkişi ve tanıklar ile uzman ziraatçı bilirkişi hazır olduğu halde taşınmazın bizzat görülüp incelenmesi ve taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, toprak ya da bu gibi unsurların hangisinin galip olduğunun belirlenmesi, taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Kanun'un uygulanmasının yapılıp yapılmadığının araştırılması, hayatta iseler tutanağa imza atan şahısların tanık olarak dinlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli ... ada 301 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; miktar fazlası niteliğiyle mera olarak sınırlandırılan çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı, bu vasıfta bir taşınmaz yönünden zilyetlik iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar verilmiş,
söz konusu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.01.2024 tarihli ek kararı ile; davacı vekilinin temyiz talebinin HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince verilen kararın kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, asıl kararı temyiz dilekçesi ile; ... parsel (... ada 300 parsel) sayılı taşınmazın davacının mülkiyetinde olduğunu, bu taşınmaza bitişik vaziyette bulunan bulunan ... parsel (... ada 301 parsel) sayılı taşınmazın kadimden beri malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde olduğu halde kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırıldığını, taşınmaz üzerinde davacının yetiştirdiği ağaçların, ikamet ettiği evin ve müştemilatının bulunduğunu, dosya kapsamında toplanan delillere göre iddianın sübut bulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili ek kararı temyiz dilekçesi ile; ek kararın Anayasa tarafından teminat altına alınan mülkiyet hakkının kısıtlanması mahiyetine geldiğini belirterek asıl kararı temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını yineleyip kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; çekişmeli ... parsel (... ada 301 parsel) sayılı taşınmazın yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında komşusu ... parsel (141 ada 300) sayılı taşınmaza uygulanan Mart 1947 tarih/36 sıra numaralı tapu kaydının gayrisabit hudutlu olması, kaydın kuzeyinde eylemli mera bulunması nedeniyle kayıt miktar fazlası niteliğiyle mera olarak sınırlandırıldığı ve taşınmazın tapu siciline kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davacı, mülk edinmeye muktedir zilyetlik iddiasıyla çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro öncesi nedene dayalı olarak tapu iptali ve tescili isteğiyle dava açmıştır.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı yahut davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkında sahiptir. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme huzuruna taşınma hakkı teminat altına alınmıştır.
Mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvuru hakkı adil yargılanma hakkının sac ayaklarındandır. Bu anlamda mahkemeye erişim hakkı kapsamında uyuşmazlığın etkin şekilde sonuçlandırılması ancak kanun yolu denetimi ile mümkündür. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararlarının denetim mekanizmasını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar, erişim hakkını ihlal edebilir.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir.
Bahsi geçen 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesinin gerekçesinde de açıkça belirlendiği üzere, bu madde ile mevzu davaların mülkiyet hakkına doğrudan tesirinden ötürü ehemmiyeti gereği miktar ve değerine bakılmaksızın kanun yolu incelemesine tabi tutulması suretiyle etkin denetim mekanizması oluşturulması amaçlanmıştır.
Somut olayda; uyuşmazlığın genel mahkeme huzurunda görülen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkin olduğu anlaşılmakla, yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle reddine yönelik 02.01.2024 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekir.
Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Bilindiği üzere 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; çekişmeli 257 parsel (... ada 301 parsel) sayılı taşınmazın yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında komşusu 213 parsel (141 ada 300) sayılı taşınmaza uygulanan Mart 1947 tarih/36 sıra numaralı tapu kaydının gayrisabit hudutlu olması, kaydın kuzeyinde eylemli mera bulunması nedeniyle kayıt miktar fazlası niteliğiyle mera olarak sınırlandırıldığı, kadastro tespitinin 10.04.1970 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 14.11.2018 tarihinde hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Kanun’un 370/4. maddesi hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1087, K. 2025/3512, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama