KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/2151 E., 2025/2598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1251 E., 2024/52 K.
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/322 E., 2022/353 K.
Karar Metni
1.655 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin sahibi ve yetkilisi olan ...'ın, Şirkete ait taşınmazların Şirket menfaatleri doğrultusunda yönetimi için babası olan davalılardan ...'a Diyarbakır 1. Noterliğinin 08.11.2017 tarih ve ... yevmiye ile vekaletname verdiğini, vekil ...'in Şirket adına kayıtlı Diyarbakır ili, .... ilçesi, ...
Mahallesi, ... mevkii, ... ada 1 parsel sayılı taşınmazı 03.09.2018 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiğini, satış sonucu her iki davalı tarafından kendilerine ödeme yapılmadığını, akraba olan davalıların kötü niyetli hareket ederek Şirketi zarara uğrattıklarını, Şirketin taşınmazın satılmasına dair bir iradesinin bulunmadığını davalıların bu durumu bildiklerini, ancak her iki davalının kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ettiklerini ileri sürerek davalılardan ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili Şirket adına tesciline,
bu mümkün olmaz ise taşınmaz bedelinin her iki davalıdan devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız ve kötü niyetli olduğunu, resmi olarak Şirket bünyesinde görev almamışsa da Şirketin gerçek sahibinin diğer davalı ... olduğunu, Şirket yetkilisi ...'ın diğer davalı ...'ın oğlu olduğunu, Şirketin taşınmazları dahil her şeyi üzerinde tasarruf edecek şekilde yetkilendirilmiş olan ... ile 03.09.2018 tarihinde satış sözleşmesi yapıldığını, satış sözleşmesinin kötü niyetle yapılmadığını, muvazaalı olmadığını, tapu kaydında belirtildiği üzere taşınmaz bedelinin peşin ödendiğini, satış bedelinin tapu devir işlemleri yapılmadan ödendiğini,
nitekim ...'ın da taşınmazın bedelini peşinen aldığını beyan ettiğini, Şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığına dair iddiasının yersiz olduğunu, resmiyette Şirket sahibi görünen ...'ın tasarruftan haberinin olmamasının mümkün olmadığını, sözleşmenin taraflarının akraba olduklarını, ...'ın satış sözleşmesini bildiğini, gayri resmi konuşmalarında bu taşınmazın kendilerine iade edilmesini talep ettiklerini, ancak bu talep kabul görmeyince vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığından bahisle sonuç almaya çalıştıklarını, Şirketin gerçek sahibi ...'ın yetkisini kötüye kullanmasını gerektirecek bir durum olmadığını,
açılan bu davanın arkasında ...'ın olduğunu, görünürde davalı ancak gerçekte davacı olduğunu, ... ve ...'ın aynı evde oturduklarını, aynı iş yerinde çalıştıklarını, her gün bir arada olduklarını, birbirlerinden habersiz işlem yapmalarının mümkün olmadığını, satıştan itibaren iki yıl içerisinde herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, karşılıklı olarak edimlerin ifa edildiğini, açılan davanın haksız ve kötü niyetle açılan bir dava olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı Şirketin tek ortaklı olarak Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğünün 32095 sicil numarasında kayıtlı ve yetkilisinin ... olduğu, Şirket yetkilisi tarafından Diyarbakır 1. Noterliğinin 08.11.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile ...TC kimlik numaralı ...'ın vekil tayin edildiği, davalı ... ile davacı Şirket yetkilisi ...'ın baba-oğul oldukları, davalı ... tarafından davacı Şirket vekili sıfatıyla ve davacı Şirket adına kayıtlı Diyarbakır ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, ... mevkii, ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın 03.09.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı tasarruf ile 15.443,64 m2 yüz ölçümünden ibaret tamamını 7.800,00 (yedibinsekizyüz) TL bedelle davalı ...'a sattığı, satış bedelinin nakden ve tamamen alındığı kararlaştırılmış ise de satış bedelinin ödendiğinin herhangi bir ödeme vasıtası ile ispat edilemediği, taşınmazın mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu gereğince satış tarihindeki gerçek değerinin 386.091,00 TL olduğu, gerçek satış değeri ile satış senedinde gösterilen değeri arasında fahiş fark olduğu,
vekilin vekalet görevini üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmediğinin sabit olduğu, basiretli bir vekil gibi davranmadığı, zira edimler arasındaki fahiş fark ile asilin menfaatinin zedelendiği, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ... ile davalı ...'ın amcazade olduklarının tarafların da kabulünde olduğu, edimler arasındaki fahiş farkın taraflarca bilindiği, davalı ...'ın diğer davalı ... bu zaviyeden olmak üzere vekalet görevini kötüye kullandığını bildiği gibi bilmesinin de beklendiği,
davalı ... tarafından yeterli bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın edimler arasındaki fahiş fark ile vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilecek durumda olduğu, davalı ...'in tapu kaydına güven ilkesinden yararlanamayacağı zira kendisinin dayandığı işlemin vekalet olduğu, alınan sosyal ekonomik durum raporlarına göre davalı ...'in tespit edilen değerde taşınmazı alabilecek ekonomik güç ve varlığının bulunmadığı,
dinlenen tanık beyanlarına göre taraflar arasında petrol istasyonunun satılmasına dair görüşmeler olduğu ve 500 bin gibi rakamların konuşulduğu ancak taşınmaz için alınan bedelin 7.800,00 TL olmasının davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiğini, davalı ...'in ödeme için başkaca bir delil, davalı ...'in ise alınan bedeli davacıya ödediğini ispat edemediği, ayrıca tarafların akraba olmalarının el ve iş birliği içerisinde hareket etmelerini, taşınmazın düşük bedelle satışını kolaylaştırdığı, davalının iyi niyetli olmadığı,
asilin iradesine aykırı hareket edilerek işlem yapıldığının ve davalı ... tarafından anılan işlemden davacının bilgi ve haberinin olmadığının bilindiği gibi bilinmesinin de mümkün olduğu, davanın iki yıllık bir süre sonra açılmasının kötü niyetli olarak açıldığını göstermeyeceği, davacının satıştan haberdar olduğunun davalılar tarafından somut olarak ispat edilemediği, vekil ...'ın vekaletnamede yer alan temsil yetkisini açıkça kötüye ve davalı ... menfaatine olacak şekilde kullandığı,
bu takdirde temsil yetkisi içerisinde bir işlem gerçekleştirmiş olsa dahi vekalet veren asili bağlamayacağı, işlemin davalılarca el ve iş birliği içerisinde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişme konusu taşınmazın davacı şirket adına kayıtlı olduğu,
davacının Diyarbakır 1. Noterliğinin 08.11.2017 tarih ve 33884 sayılı düzenleme şeklinde vekaletname ile davalılardan ...'ı vekil tayin ettiği, davalı ...'ın vekil sıfatıyla davacı şirket adına kayıtlı dava konusu ... ada 1 parsel sayılı taşınmazı satış tarihi olan 03.09.2018 tarihinde değeri bilirkişi raporuyla 386.091,00TL olduğu tespit edildiği halde 7.800,00 TL gibi düşük bir bedelle ilk el konumundaki diğer davalı ...'a temlik ettiği,
davalı ...'ın dava konusu taşınmazı ilk elden alması nedeniyle iyi niyetli 3. kişi konumunda olmadığı ve davalı tarafça davacı satıştan haberdar edilmediği gibi satış bedeli de davacıya ödenmediğinden zararlandırma olgusunun gerçekleştiği, davalı tarafından satış bedelinin ödendiği savunulmuş ise de satış bedelinin ödediğinin HMK'nın 200. maddesi uyarınca ancak yazılı belge ile ya da aynı Kanun'un 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı var ise tanıkla ispat edilebileceğinden usulünce ispat edilemediği, taşınmazın bedelsiz olarak davalıya devredildiği,
anılan temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması sureti ile gerçekleştirildiği saptanarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davalılardan ...'ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya olduğunu, Şirketin aile Şirketi olduğunu, Şirketin gerçek sahiplerinin resmiyette Şirket sahibi görünen ....'ın dedesi ..., ..., ... ve diğer kardeşleri olduğunu, Şirketin ticari faaliyetlerinin iyi gitmemesi üzerine aleyhlerine yapılacak hukuki süreçlerin önüne geçmek için Şirketin ...'ın oğlu olan ...'a devredildiğini, ...'ın Şirketin gerçek sahibi olarak Şirketi yönetmek için her türlü yetkiyi barındıran özel vekaletnameyi Şirkete düzenlettirerek aldığını, bu vekaletname ile Şirketi yönetmeye devam ettiğini, ticari faaliyetlerin iyi gitmemesi üzerine borç para bulma arayışına girdiğini,
amcazadesi olan ve ekonomik durumu iyi olan ... ve müvekkili ...'tan kendilerine yardım amaçlı borç para vermelerini talep ettiğini, ..., ... ve ..., ...'a ait taş ocağına gelerek yardım amaçlı ve faizsiz borç para verme konusunu görüştüklerini, baba ...'ın talebi üzerine olaya şahitlik etmesi için ...'in taş ocağına davet edildiğini, ...'in tanık olarak dinlendiğini ve ifadesinde konuyu anlattığını, ... ve müvekkilinin yardım amaçlı ve faizsiz olarak 500.000,00 TL borç para vermeleri karşılığında bu borcun teminatı olmak üzere Diyarbakır ili, .... ilçesi, ....
Mahallesi, .... mevkii, ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun müvekkili ...'a satış yoluyla devredilmesinin kararlaştırıldığını, daha sonra belirlenen para miktarının ödenmesi üzerine dava konusu taşınmazın devrinin sağlandığını, tarafların akraba olmaları nedeniyle para transferinin senede bağlanmadığını, borç paranın verilmesinden sonra borcun ödeme zamanı gelince anlaşmazlıklar çıktığını, paralarının ödenmesi halinde her zaman dava konusu taşınmazı davacıya devretmeye hazır olduklarını belirttiklerini, davacının aldığı borcu ödemediği gibi taşınmazın kendilerine devredilmesini talep ettiğini,
bu talebin kabul edilmemesi üzerine de hukukun tanıdığı imkanı kötüye kullanarak bu haksız davayı açtığını, vekalet yetkisinin kötüye kullanılması değil, bu iddianın arkasına sığınılarak haksız menfaat elde etme arayışı olduğunu, davacının tüm bu süreçleri bildiğini ve bilmemesinin imkansız olduğunu, Yerel Mahkemenin verdiği kararda tapu kütüğündeki değeri dikkate alarak yaptığı değerlendirmede yanıldığını, müvekkilinin hiçbir zaman taşınmazın tapu kütüğündeki değerinin gerçek değer olduğu iddiasında bulunmadığını, verilen borç miktarının 500.000,00 TL olduğunu beyan ettiğini,
bu beyanın gerek tanıklar gerekse diğer davalı ... tarafından teyit edildiğini, Yerel Mahkeme hakiminin son celseye katılan davalı ...'ın beyanlarını duruşma zaptına geçirmediğini, bu durumun fahiş bir usul hatası olduğunu, bu konudaki itirazlarının İstinaf Mahkemesince değerlendirmeye alınmadığını, davalı ...'ın olayın doğruluğunu ikrar ettiğini, ortada vekaletin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını, borç verme ve buna karşılık taşınmazın devredilmesi olayı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının Diyarbakır 1. Noterliğinin 08.11.2017 tarih ve 33884 sayılı düzenleme şeklinde vekaletname ile taşınmaz alımı, satışı ve satış bedellerinin tahsiline ilişkin olarak davalılardan ...'ı vekil tayin ettiği, davalı ...'ın vekil sıfatıyla davacı şirket adına kayıtlı dava konusu Diyarbakır ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, .... ada 1 parsel sayılı, 15.443,64 metrekare yüz ölçümlü ve susuz tarla vasıflı taşınmazı 7.800,00 TL bedelle 03.09.2018 tarih ve 288 yevmiye sayılı resmi akit ile diğer davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 27.187,82 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'tan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2151, K. 2025/2598, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama