KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/3302 E., 2025/2908 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/184 E., 2024/110 K.
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; muris kardeşi ...'in ... olduğu 151. 152. 235. 902. 241 ada 5; 123 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarını ....
Noterliğinin 29.01.2014 tarihli ve 1781 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile yeğenleri ... ve ...’e vasiyet ettiğini, murisin taşınmazlardaki hisselerinin tamamını kendisiyle neredeyse hiç ilgilenmeyen, ihtiyaçlarını karşılamayan, aynı zamanda kendi evinde ikamet ettiği halde yeğenleri tarafından aceleyle evden götürülüp aynı gün içinde rapor alınmak ve akabinde noterde vasiyetname düzenlenmek suretiyle yeğenlerine bıraktığını, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu,
ayrıca saklı paylarının da ihlal edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, amcaları olan davacının daha vasiyet işlemi yapılmadan önce vasiyet hususunu bilmekte olduğunu, bu tarihte herhangi bir itirazda bulunmadığını, hatta desteklediği gibi murisin ölümü ile vasiyetnamenin açılmasına ilişkin ....
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1339 Esas sayılı dosyasına da bir itirazda bulunmadığını, anılan dava ile vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespitine karar verildiğini ve kararın davacı da dahil olmak üzere tebliğ edildiğini, karara itirazda bulunulmaması üzerine 16.05.2017 tarihinde kesinleştiğini, Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/634 Esas sayılı dosyası üzerinden vasiyetnamenin tenfizi davası açtıklarını, davacının bu davada da bir itirazda bulunmadığını, açılan davanın tüm talepler yönünden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; muvazaa iddiası ileri sürülen vasiyetnamede murisin iradesinin bağışlama olduğu, bu nedenle muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, ....
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1339 Esas sayılı dava dosyasında vasiyetnamenin açılarak okunduğu, kararın 16.05.2017 tarihinde kesinleştiği, bu dosyada mirasçı sıfatıyla yer alan davacı tarafın vasiyetnamenin açılıp okunduğu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde iptal talebiyle dava açması gerektiği, dava tarihi dikkate alındığında hak düşürücü sürenin geçtiği, tenkis davası açma hakkının mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu,
vasiyetnamenin açıldığı tarihte, mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendiklerinin kabulü gerektiği, bu talep yönünden de hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 22.03.2023 tarihli ve 2022/5473 Esas, 2023/1693 Karar sayılı kararı ile; yargılama sırasında çekişmeli taşınmazların değeri keşfen saptanmadan, harç ikmali yapılmaksızın sonuca gidildiğine değinilerek dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak dava değerinin belirlenmesi, belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesi, harcın tamamlanması halinde davaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, muvazaa iddiası ileri sürülen vasiyetnamede murisin iradesinin bağışlama olduğu, bu nedenle muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1339 Esas sayılı dosyasında mirasçı olan davacının vasiyetnamenin açılıp okunduğu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde iptal talebiyle dava açması gerektiği, tenkis talebi yönünden ise, yine vasiyetnamenin açıldığı tarihte mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendiklerinin kabulü gerektiği, söz konusu talepler yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, dilekçeleri ve delillerinin göz ardı edildiğini, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, somut olayda muvazaa bulunduğunu, davacının saklı payı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden. 1949 doğumlu muris ...'in 22.09.2016 tarihinde ölümü ile geride mirasçıları olarak davacı kardeşi Adnan, dava dışı kardeşleri ..., ..., ..., yeğenleri ..., ... ve ... ile davalı yeğeni ...'nın kaldıkları, davalı ...'in ise murisin kardeşi ...'ın oğlu olduğu; muris ...'nin .... Noterliğinin 29.01.2014 tarihli ve 1781 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile 151. 152. 235. 902.
241 ada 5; 123 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını yeğenleri olan davalılar ... ve ...’e vasiyet ettiği, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1339 Esas, 2017/309 Karar sayılı kararı ile anılan vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespitine karar verildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine verilen kararın 16.05.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3302, K. 2025/2908, 10 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama