KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/3878 E., 2025/5279 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2094 E., 2024/522 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/89 E., 2022/153 K.
Karar Metni
1.209 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 350 m²'lik dava konusu taşınmaz bölümünün tescil harici bırakıldığını, ancak taşınmazın bitişiğindeki babasına ait 417 parselle birlikte bir bütün olarak 30 yılı aşkın zamandır öncesinde kahvehane ve halihazırda depo olarak kullanıldığını ve mirasçılar arasında yapılan taksim sonucunda taşınmazın kendisine kaldığını ileri sürerek taşınmazın adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; iddiaların doğru olmadığını, davacının babası tarafından Kadastro Mahkemesinin 1963/468 E. sayılı dosyası ile tescil harici bırakılan çekişmeli taşınmazın 417 parsel sayılı taşınmaz içerisine kaydedilmesi gerektiğinden bahisle tespite itiraz davası açıldığını ancak Mahkemece tespit gibi tescile karar verildiğini, çekişmeli taşınmazın yol olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2016/195 E. 2018/63 K. sayılı kararı ile, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 19.08.2016 tarihli fen bilirkişisi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 376, 32... taşınmazın "depo ve arsa" vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ve 2018/800 E. 2019/76 K. sayılı kararı ile; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığından bahisle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 09.06.2021 havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 376,32 m² taşınmazın "depo ve arsa" vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve 1966 yılında tapulu komşu 417 parselle birlikte satın alınmasından itibaren dava tarihine kadar 20 yıldan fazla bir zamandır davacı ve babası tarafından nizasız, fasılasız malik sıfatıyla zilyet ve tasarruf edildiği,
mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacıya intikal eden taşınmazda davacı yararına olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının babası tarafından 417 parsel sayılı taşınmazın tespitine itiraz edilmesi üzerine Kadastro Mahkemesinin 20.03.1964 tarihli ve 1963/468 Esas, 1964/87 Karar sayılı kararı ile itirazın reddi ile tespit gibi tescile karar verildiğini, davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazda davacı yararına imar ve ihya, tarımsal amaçla kullanım ve ekonomik amacına uygun kullanım ve zilyetlik şartlarının oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Belediyenin davada husumetinin bulunmadığını, davacının 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açtığını, dava konusu taşınmazın ev ve arsa olarak kullanıldığı, ülke ekonomisine katkı sağlayacak ve ekonomik olarak maddi bir değer katacak bir kullanımın bulunmadığını, imar-ihya koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazın niteliği belirtilmeden tescil harici bırakıldığı, diğer yandan tescil harici bırakılan çekişmeli taşınmaz bölümünün bitişiğindeki 417 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında davacının babası ... adına tespit edildiği, ...
Kadastro Mahkemesinin 1963/468 E., 1964/87 K. sayılı dosyası ile davacının babası ...'in 417 parsel sayılı taşınmazın 1 10... olarak tespit edildiğini ancak gerçekte 5 00... olduğunu ileri sürerek kadastro tespitine itiraz davası açtığı, tespite itiraz davasına konu edilen alanın eldeki davaya konu tescil harici bırakılan taşınmaz olduğunun anlaşıldığı,
davacının babasının davadan feragat etmesi üzerine Mahkemenin 20.03.1964 tarihli kararıyla feragat nedeniyle tespit gibi tescile karar verildiği ve anılan kararın kesinleşmesi üzerine 19.07.1966 tarihinde 417 parsel sayılı taşınmazın 1 10... olarak davacının babası ... adına hükmen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Şöyle ki; dosya kapsamına göre tescil harici bırakılan taşınmazın halihazırda depo olarak kullanılan (A) ve (B) olarak gösterilen iki kısımdan oluştuğunun anlaşıldığı, 08.06.2021 tarihli harita mühendisi ek bilirkişi raporunda 1953, 19 71... yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu (A) ile gösterilen taşınmazın kullanıldığı, 1995 yılına ait hava fotoğraflarında ise hem (A) hem de (B) olarak gösterilen taşınmazların kullanıldığı belirtildiği, 30.11.2020 inşaat ve gayrimenkul değerlendirme uzmanı ortak bilirkişi raporunda ise herhangi bir tarih belirtilmeksizin (A) ile gösterilen kısmın öncesinde kahvehane olarak,
(B) ile gösterilen kısmın ise depo-bakkal olarak kullanıldığı belirtilmiş olup bilirkişi raporlarının somut verilere dayalı açıklama içermediği, özellikle harita mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın hava fotoğraflarına göre ne şekilde kullanıldığına dair ayrıntılı bilgi verilmeden sadece "kullanıldığı" şeklinde tespit yapıldığı, taşınmaz üzerine depo olarak kullanılan yapı yapılmış ise de taşınmaz üzerindeki ekonomik amaca uygun zilyetliğin değerlendirilmesi yönünden bilirkişi raporlarında bu deponun hangi tarihte yapıldığı,
taşınmaz üzerine depo yapılmadan önce ve sonrasında zilyetliğin sürdürülüş biçimi, taşınmazın nasıl kullanıldığı hususlarında herhangi bir tespitin yapılmadığı, Mahkemece yetersiz ve soyut bilirkişi raporlarıyla yetinilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, Mahkemece, mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile daha önceki bilirkişilerden farklı seçilecek 1 jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişi, ziraat mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Taşınmaz başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmelidir.
Ziraat ve inşaat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, taşınmaz üzerinde ekonomik amaçlı zilyetliğe ne zaman başlanıldığını ve taşınmaz bölümünün kullanım durumunu, üzerinde yer alan yapı ve eklentileri ile diğer muhdesatın yaşı ve niteliğini kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenen fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi heyetinden dosya kapsamına alınan hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz bölümü üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, ne şekilde kullanıldığı ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemesi istenmelidir.
Fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmaz bölümünü komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3878, K. 2025/5279, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama