KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/4029 E., 2025/4219 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/554 E., 2024/1017 K.
- İlk derece mahkemesi
- Balıkesir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/174 E., 2023/87 K.
Karar Metni
1.198 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili.
6720 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı meslek odasına ait olduğunu, imar uygulaması sonucu 877 m2 kısmının otopark, 320 m2 kısmının ise park olarak davacı meslek odasının o zamanki başkanı ... tarafından davalı belediyelere bedelsiz olarak terk edildiğini, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 10. maddesi gereğince bu konudaki yetkinin meslek odasının genel kuruluna ait olduğunu, devredilemez yetkiler arasında bulunduğunu, ek olarak genel kurul yanında odanın bağlı bulunduğu birliğin muvafakatının da alınması gerektiğini, yönetim kurulu başkanının tek başına bu işlemi yapmaya yetkili olmadığını,
yine 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 11. maddesi gereğince de yönetim kurulu başkanının tek başına yetkili olmayıp başka bir yönetim kurulu üyesi veya genel sekreterle birlikte ortak imza ile yetkili olup tek başına tasarruf işlemlerinde bulunamayacağını, bedelsiz terk işleminin genel kurul kararı, birlik onayı ve çift imza kuralına riayet edilmeden yapıldığından yolsuz olduğunu ileri sürerek taşınmazların davacı adına tescili suretiyle yolsuz tescilin düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Belediyesi vekili; dava konusu taşınmazın, diğer davalı ... Belediyesinin 10.12.2015 gün ve 858 sayılı encümen kararı ile yapılan imar planı çerçevesinde park ve otopark olarak terkin edildiğini, bu işlemin davacı meslek odası başkanının tek başına imza atmasından kaynaklanmadığını, imar mevzuatından kaynaklandığını, yasal olarak alanların terk edilmeden ifraz yapılamayacağını, dolayısı ile davacı meslek odasının o zamanki başkanının bir tasarrufta bulunmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; idari işlem iptal edilmeden dava açılamayacağını, 03.09.2009 tarih 2009/559 sayılı yetki belgesinde ... yetkili olduğundan yeniden birlikten onay alınmasına gerek olmadığını, imar mevzuatı gereğince yasal alanların terk edilmesi gerektiğinden bu terk işlemlerinin yapılması üzerine gerekli kararların alındığını, kesinleşen imar planı ile ilgili olarak artık herhangi bir tasarrufta bulunulamayacağını, dolayısı ile davacı meslek odasının o zamanki başkanının tasarruf yetkisinin olmamasının sonuca bir etkisinin olmadığını, davanın ...‘ya ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan ...; davacının iddialarının doğru olmadığını, birlikten muvafakat aldığını, imar durumunun eski haliyle sadece odanın hizmet binası yapılabileceğini, imar değişikliği ile daha büyük bina yapılmasına olanak sağlandığını, imar değişikliği için de genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verildiğini, yasaya aykırı işlem olmadığını belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2019 tarih 2018/842 E., 2019/306 K. sayılı kararı ile, davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli 2019/1285 E., 2021/1033 K. sayılı kararı ile davanın mülkiyet hakkına dayalı yolsuz tescil iddiası olup adli yargının görevinde olduğu belirtilerek kararın kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2022 tarih 2021/382 E, 2022/142 K. sayılı kararı ile imar değişikliği yapılmasında ...’nın yetkili olduğu,
yetkisiz temsilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.01.2023 tarih 2022/1477 E, 2023/8 K. sayılı kararı ile; imar planına ilişkin encümen kararının iptal edilip edilmediği, işlemin ayakta olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek karar kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; yönetim kurulu başkanı ...’nın imar değişikliğinin yapılmasına ilişkin talep yönünden yetkili olduğu, yetkisiz temsil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararda davacı meslek odasının 18.04.2010 tarihli genel kurul toplantısında 6720 ada 1 parsel sayılı taşınmazın teknik ve sosyal alt yapı şeklinde olan imar planının ticaret, teknik ve sosyal alt yapı olarak düzenlenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verildiği,
Balıkesir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin 03.09.2009 tarihli yazısı ile resmi dairelerdeki işlemler ve gayrimenkul alımı için yönetim kurulu başkanının veya başkan vekilinin yetkili olduğunun bildirildiği, davacı meslek odası başkanının imar planı değişikliği konusunda belediyeden talepte bulunmaya yetkili olduğu gerekçesi ile kararda isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; imar planı düzenlemesi yetkisinin bedelsiz terkini kapsamadığını, açık yetki verilmesi ve birliğin muvafakatının alınması gerektiğini, bahsi geçen işlemin genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğunu, dosya arasına alınan birlik onayının taşınmaz alımına ilişkin olduğunu, çift imza kuralına uyulmadığını, terkin işleminin sadece başkan ... imzası ile yapıldığını, yetkisiz temsille yapılan işlemin yolsuz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davacı meslek odasının maliki olduğu 6720 ada 1 parsel sayılı 2.444,22 m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 18.04.2010 tarihli genel kurul toplantısında imar planının ticaret, teknik ve sosyal alt yapı olarak düzenlenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verildiği, Belediye Meclisinin 04.04.2012 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazda imar planı değişikliğine gidildiği,
bilahare 30.11.2015 tarihinde başkan ...'nın talebi üzerine alınan Karesi Belediye Encümeninin 10.12.2015 gün ve 858 sayılı kararı ile Balıkesir Kadastro Müdürlüğünün 18.12.2015 gün ve 1186 sayılı değişiklik beyannamelerini sunup bu belgeler doğrultusunda tapuda işlem talebinde bulunması üzerine Karesi Tapu Müdürlüğünün 24.12.2015 gün ve ..............yevmiye sayılı işlemi ile taşınmazın 9410 ada 1 parsel ve 9411 ada 1 parsele ayrılarak davacı Meslek Odası adına tescil edildiği,
877 m2 kısmının otopark vasfıyla davalılardan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi lehine ve 320 m2 kısmının ise park vasfı ile davalılardan ... lehine terk edildiği anlaşılmaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun “Başkan, Temsil ve İlzam başlıklı” 54/4. maddesinde "Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarını temsil ve ilzama başkan yetkilidir. Başkanın bulunmadığı zamanlarda, yönetim kurulunca yetkilendirilmiş olan başkan vekili temsil ve ilzam görevini ifa eder. Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarını, başkan veya başkan vekili ile genel sekreterin müşterek imzaları bağlar." düzenlemesi yer almaktadır.
Keza Kanun maddesinin gerekçesinde, “Bu madde ile daha önce farklı bölüm ve maddelerde düzenlenen hükümler tek madde altında düzenlenmiş olup esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarını temsil ve ilzama genel kurulda seçilen yönetim kurulu başkanlarının yetkili olduğu, başkanın herhangi bir sebeple görevden ayrılması durumunda başkanın nasıl belirleneceği, başkanın bulunmadığı zamanlarda kimlerin temsil ve ilzama yetkili bulunduğu düzenlenmiştir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Anılan Kanun maddesi gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, Kanun kapsamındaki birliklerin yönetim kurulu başkanlarının tek başına birliği temsil ve ilzam etmeye yetkili oldukları, başkanın bulunmadığı hallerde ise başkan vekili ile genel sekreterin müştereken atacakları imza ile birliği temsil ve ilzam edebilecekleri açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı birlik adına dönemin yönetim kurulu başkanı ...'nın başvurusu ile yapılan işlemin yolsuzluğundan da söz edilemeyeceği açıktır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4029, K. 2025/4219, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama