KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2024/4030 E., 2025/5037 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/67 E., 2024/212 K.
Karar Metni
1.248 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı; davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü 2 80... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu ve 2007 yılında inşaatına başladığı evini 2013 yılında tamamladığını, ikamet ettiği evin de üzerinde bulunduğu bir kısım alanın kadastro çalışmaları sırasında yapılan hata sonucunda tescil harici bırakıldığını, oysa bu kısımların uzun yıllardır zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek yüz ölçümü keşif sırasında belirlenecek olan kısımların adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve davalı ...; davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili; davanın reddi ile taşınmazın TMK'nın 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.03.2015 tarihli ve 2014/77 Esas, 2015/79 Karar sayılı kararıyla; zilyetlikten edinme şartlarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 31.01.2015 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekindeki krokide sarı renkle (A) harfi ile gösterilen 443,64 m²'lik kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Kararın davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "...öncelikle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yaygınlaştırılıp dava dilekçesi ve duruşma gününün yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, yasal ilanlar yapılarak itiraz süresinin beklenmesi, bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 28.06.2019 tarihli ve 2018/52 Esas, 2019/340 Karar sayılı kararıyla; yapılan inceleme ve araştırmada mevcut zeminde tescili talep edilen kısımda dere ve yol bulunmadığı, bu kısmın davacı tarafından kullanıldığı, öncesinde de davacının dedesi ve babası tarafından kullanıldığı, talep edilen taşınmazın bir kısmında davacı tarafından yapılan evin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 31.01.2015 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekindeki krokide sarı renkle (A) harfi ile gösterilen 443,64 m²'lik kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın davalılar Hazine vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece bu kez; "...Mahkemece, (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davaya konu taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı araştırılmamış; imar planı kapsamında bulunup bulunmadığı ilgili Belediye Başkanlıklarından sorulmamış; ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi yönünden ayrıntılı rapor alınmamış; yine söz konusu hususların tespiti amacıyla yöntemine uygun şekilde hava fotoğrafı incelemesi yaptırılmamış; dosya arasında yer alan soyut içerikli ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda açıklama içermeyen, yalnızca dava konusu taşınmazı değerini belirtilmekle yetinilen bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 07.02.2024 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 334,83 m²lik kısmın davacı adına tesciline; aynı rapor ve krokide (B) harfi ile gösterilen 85,08 m²lik kısım ile (C) harfi ile gösterilen 23,81 m²lik kısmın ise davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bakımından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazda ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığını, Mahkemece mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilmesinin doğru olmadığını, eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu, Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlar yönünden ise kararın onanması gerektiğini belirterek değinilen yönden kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiğini, imar planı kapsamına alınan taşınmazların imar-ihya yoluyla kazanılamayacağını, yol olarak tescil harici bırakılan taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde 2011 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında fen bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmaz bölümlerinin dere ve yol boşluğu olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı adına tesciline, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların ise Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle (A) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; bozma sonrası alınan 07.02.2024 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın 1964, 19 71... yıllarına ait hava fotoğraflarına göre sadece açık alan olarak göründüğü belirtilmiş, zilyetliğin sürdürülüş biçimi konusunda herhangi bir tespit yapılmamış, 12.02.2024 tarihli üç kişilik ziraat mühendisi kurul raporunda ise taşınmazın 1960'lı yıllardan itibaren imar-ihya edilip hububat ve tarla bitkileri tarımı yapıldığının belirtilmiş olması karşısında raporlar arasında tutarlılığın bulunmadığı,
diğer yandan taşınmazın fotoğraflarına bakıldığında çevresinde orman bitki örtüsüne ait çalılık ve kızıl çam ağaçlarının bulunduğunun gözlemlendiği halde bilirkişilerce bu hususa ilişkin bir değerlendirme de yapılmadığı, tescil harici olarak bırakılan taşınmazın üzerine ev yapılmadan önce nasıl kullanıldığı, imar-ihyaya ne zaman başlanıp ne zaman tamamlandığı konusunda bilirkişi raporlarının somut verilere dayalı açıklama içermediği, Mahkemece denetime elverişsiz ve yetersiz bilirkişi raporları ile yetinilerek sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları eksiksiz şekilde dosyaya kazandırıldıktan sonra, mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile daha önceki bilirkişilerden farklı seçilecek 1 jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 1 jeolog bilirkişi, 1 orman mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın evveli itibariyle dere ve kadim yol olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümünün evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte başlayıp hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, ne ekilip biçildiğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz bölümleri ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip üzerine taşınmaz bölümlerinin sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli, Mahkeme hakiminin taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmaz bölümünün niteliğini, imar-ihyaya ne zaman başlanıldığını ve hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, taşınmazın ne şekilde kullanıldığını belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmelidir.
Jeolog bilirkişiden taşınmazın dere olarak tescil harici bırakıldığı gözetilerek evvelinin ve hali hazırdaki durumu, jeolojik yönden zilyetlikle mülk edinilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı, taşınmaz bölümünün dere yatağı olup olmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığına ilişkin rapor alınmalıdır.
Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4030, K. 2025/5037, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama