KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/164 E., 2025/5343 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2122 E., 2024/2911 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/76 E., 2024/165 K.
Karar Metni
1.144 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakan babaları ...’ın 1 21... ve 2, 1 37... parsel sayılı taşınmazlarını ikinci eşi olan davalı ...'ye ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, ...’nin de taşınmazları davalı oğlu ...’... devrettiğini, yine murisin 1 09... , 1 35... ve 1 64... parsel sayılı taşınmazlarını oğlu ... ...’nin resmi nikahsız birlikteliği olan davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişler, aşamada 1 35... parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat ettiklerini belirtmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, 17.03.2023 havale tarihli dilekçelerinde davayı kabul ettiklerini beyan etmişler, davalılardan ... ve Mevlüde18.09.2023 tarihli dilekçeleri ile de, ilk dilekçelerinde yanılgı ile davayı kabul ettiklerine dair ifadede bulunduklarını, davayı kabul etme durumlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların tamamının davayı kabul ettiklerine dair imzalı dilekçe ibraz ettikleri, bu dilekçelerdeki beyanların kayıtsız şartsız kabul hükmünde olduğu, ancak davalıların daha sonraki ibraz ettikleri dilekçelerde kabul beyanlarından döndüklerini belirttikleri, bu nedenle Mahkemece hazır bulunan davalılardan kabulden dönmelerinin açıklanmasının istendiği,
davalılar ... ve ...’ün kabule ilişkin dilekçeyi ibraz ederken üzerilerinde baskı bulunmadığını, tehdit veya hile olmadığını, oğullarının söylemesi ile kabul dilekçesi verdiklerini, ancak sonradan oğullarının caydığını ifade ettiklerini, davalıların iradesinin fesada uğradığı veya uğratıldığına dair delil bulunmadığı, davalıların tamamının okur-yazar olduğu, Mahkemece dinlenilen tanıkların kabule ve kabulden dönmeye dair bilgisi bulunmadığı, bu nedenle kabulden dönmeye itibar edilmediği,
dava konusu 1 35... parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat edildiği gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 09... , 1 64... , 1 21... ve 2,1 37... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
.... Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça sunulan dilekçedeki ifadelerin kabul anlamına gelmeyeceğini, bu beyanın yanılgıya düşerek ve iradesi fesada uğratılarak sunulmuş bir beyan olduğunu, hukuken geçerliliği bulunmadığını, bu beyanların tarafların bilgisizliğinden faydalanılarak yanıltma yolu ile dosyaya sunulmuş dilekçeler olduğunu, davalıya dilekçeyi sunması halinde davanın kapatılacağı, herhangi bir zararının olmayacağı, tüm yerlerin kendisinde kalacağı, herhangi bir dava masrafı da ödemeyeceği söylenilerek iradesinin fesada uğratıldığını,
davalının dilekçe içeriğini anlamadan dosyaya gönderdiğini, yanlış yönlendirildiğini, bu nedenle davayı kabul içerikli beyan verdiğini, murisin mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini, ön inceleme duruşmasından önce kabul beyanı bulunduğu iddia edilen dilekçelerin verildiğini, buna rağmen davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinde bu hususa dikkat edilmediğini belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden. 1928 doğumlu mirasbırakan ...’ın 12.12.2022 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak ilk eşi ...’den olma davacı kızları ..., ..., ... ve ..., ikinci eşi davalı ..., ikinci eşi ...’den olma davalı oğlu ... ile ilk eşi ...’den olma dava dışı oğlu ... ve ikinci eşi ...’den olma dava dışı kızları ... ve ...’nın kaldığı,
murisin 1 09... parsel sayılı taşınmazı ile 1 35... ve 1 64... parsel sayılı taşınmazlardaki 1/2’şer paylarını 09.08.2017 tarihinde satış suretiyle davalı ...’e, 1 21... ve 2 parsel sayılı taşınmazları ile 1 37... parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını 09.08.2017 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı eşi ...’ye, ...’nin de 31.01.2023 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı oğlu ...’e devrettiği, davalı ...’ün murisin oğlu ... ile resmi nikahsız birlikteliği olduğu, davacıların 1 35... parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat ettiklerini bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin öteki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarına gelince; Bilindiği üzere; AAÜT genel hükümlerinin 6. maddesinde; "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." düzenlemesi mevcuttur.
Yine aynı Tarife'nin 13/(1) ve (2) hükümlerinde ise; "(1) Bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarife'nin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin birinci fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." denilmiştir.
Somut olayda.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu 1 35... parsel sayılı taşınmaz haricindeki taşınmazlar yönünden davalılarca ön inceleme duruşmasından önce davanın kabul edildiği, ancak daha sonra davalılarca kabul beyanlarından döndüklerinin belirtildiği, ne var ki davalılarca kabul beyanlarının hile ve tehdit ile verildiği hususunun ispat edilemediği, bu nedenle davalıların kabulden dönmelerine itibar edilemeyeceği gerekçesiyle kabul nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, bu durumda Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca, anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle;
ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarife ile belirlenen vekalet ücretinin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmedileceği, davalı ... davayı ön inceleme duruşmasından önce kabul ettiğinden ve Mahkemece de davalının kabulü nedeniyle davanın kabulüne karar verildiğinden kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılan davacılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 158.783,71 TL nispi ücreti vekaletinin yarısı olan 79.391,85 TL'ye hükmedilmesi gerekirken,
Mahkemece davacılar lehine 158.783,71 TL nispi vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki, değinilen bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/164, K. 2025/5343, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama