İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1689 K.2025/1963

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi…

Esas2025/1689Karar2025/1963Tarih14 Nisan 2025Okuma7 dk · 1.443 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2025/1689 E., 2025/1963 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Nisan 2025
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/573 E., 2022/109 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.443 kelime·7 dk okuma·7 bölüm

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı Hazine vekili; Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Bir kısım davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemece. 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairece, davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına değinilerek yargılama giderleri yönünden karar bozulmuş, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Dairece bu kez.

5841 sayılı Yasa'nın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmesinin doğru olduğu, ancak anılan Yasa'nın Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli 2009/31 E., 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra doğru olduğunun söylenemeyeceğinden bahsedilerek işin esasının 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilmesi, 6099 sayılı Yasa hükümlerinin de gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle önceki bozma kararının ortadan kaldırılmasına, anılan gerekçe ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak davada sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 7. maddesi gereği, Asliye Hukuk Mahkemesince karar verildiğine, bozma ilamına uyularak verilen ikinci kararda mahkemenin görevsizliğine dair hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilerek karar bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; dava konusu taşınmazın kıyı -kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/4015 Esas, 2020/8057 Karar sayılı kararı ile; hüküm fıkrasında 104 ada 2 parsel sayılı 2.067,26 m2 olan taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 206,74 m2'lik kısmı ile (B) harfi ile gösterilen 114,10 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına,

18.11.2019 tarihli fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapor ve krokinin kararın eki sayılmasına karar verilirken, hükmün gerekçesinde 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına karar verilerek çelişki yaratıldığı, infaza elverişli olmayacak şekilde 18.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu alanın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalmadığı, önceki karara karşı davacı vekilince kanun yoluna başvurulmuş ise de alınan raporda açıkça dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalmadığının anlaşıldığı, raporun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul, yasaya ve bozma kararına aykırı olduğunu, bozmadan önceki karara karşı yalnızca taraflarınca temyiz yoluna başvurulduğunu, davalıların kanun yoluna başvurmadıklarını, aleyhe karar verilemeyeceğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 104 ada 2 parsel sayılı, 2.067,26 metrekare yüz ölçümlü, zeytinlik vasıflı taşınmazın, TKGM Parsel Sorgulama üzerinden yapılan sorgulama sonucu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereği 22.03.2022 tarihli yenileme işlemi ile 2224 ada 2 parsel numarası ve 2.067,70 metrekare yüz ölçümlü olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.

İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa;

adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları gözönünde tutularak Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır.

Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken varsa idarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.

İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır.

Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır.

Yapılacak bu araştırmalarla dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir.

Somut olaya gelince. Mahkemece dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki, 20.11.2014 tarihinde yapılan keşif neticesinde heyet tarafından hazırlanan raporda idarenin belirlediği kıyı-kenar çizgisinden farklı, yeni kıyı-kenar çizgisi belirlenmiş, yeni belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre de taşınmazın 42,24 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı bildirilmiş;

yeniden yapılan 22.10.2019 tarihli keşif neticesinde alınan heyet raporunda ise yeni kıyı- kenar çizgisi belirlenmek suretiyle bu kez dava konusu taşınmazın kıyı -kenar çizgisi dışında kaldığı tespitine yer verilmiş, bilirkişilerce tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisi arasındaki farkın nedenine ilişkin olarak idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisinin yeterince sağlıklı bir şekilde yapılmadığından bahsedilmekle yetinilmiştir.

Öte yandan, her iki raporda da dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın dar-yüksek kıyı özelliğinde olduğu, gözlem çukuru açılmasına gerek bulunmadığı belirtilerek yeni kıyı kenar çizgisi belirlenmiş, ne var ki, farklı sonuçlara ulaşıldığı halde bunun gerekçesi bilirkişiler tarafından açıklanmamış, raporlar arasındaki çelişki de giderilmemiş.

Uyap sistemi üzerinden yapılan araştırmadan anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmaza komşu 104 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili kıyı-kenar çizgisi yönünden verilen kararlar bulunduğu halde söz konusu dava dosyaları getirtilip anılan parseller ve başka çevre parseller yönünden kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığı, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediği yönünden de araştırma yapılmamıştır.

Hal böyle olunca.

28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, gerektiği takdirde taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi,

açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması,

varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi,

önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkiler olduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, dava konusu taşınmazın yenileme işlemi sonucu yeni ada/parsel numarası aldığı hususu da gözetilmek suretiyle tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

SONUÇ / HÜKÜM

14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1689, K. 2025/1963, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararı, Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  6. IV. Temyiz
  7. A. Temyiz Sebepleri
  8. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  9. V. Karar
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1689
Karar No
2025/1963
Tarih
14 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1689 K.2025/2320
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/1689 K.2025/2660
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/1690 K.2025/3338
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/1690 K.2025/3172
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2025/1690 K.2025/6154
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1690 K.2025/2121

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.