KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/1826 E., 2025/3340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2415 E., 2024/1847 K.
Karar Metni
1.734 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, 26449 ada 39 parsel, 26449 ada 70 parsel ve 40287 ada 3 parsel sayılı taşınmazların müvekkilerinin annesinin babası ... ve müvekkillerinin babasının babası yani dedeleri ...'ya aitken onların ölümü ile mirasçılarına ve dolayısıyla müvekkillerine kalması gerektiğini ancak 1955 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları ve yine sonrasında 2020-2021 yıllarında yapılan ikinci ve yeni kadastro çalışmaları neticesinde davalıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın eski kayıtlarının getirilmesi halinde müvekkillerinin murislerinin taşınmazın eski malikleri olduğunun ortaya çıkacağını,
ayrıca muris ...'nın kendi ailesiyle arasının bozulması nedeniyle sağlığında bu taşınmazların kendi mirasçılarına intikal etmesini engellemek için muvazaalı olarak davalıların murislerine devretmesi nedeniyle muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına da dayandıklarını, davalıların murislerinin üzerine taşınmazların muris ...'nın öldüğü 1958 yılından önce geçirildiğini, bu anlamda 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da muris ...'nın kendi ailesine gerçek durumu anlatmayıp gizleyerek kadastro çalışmalarında yapılan yolsuz tescillere bilerek sessiz kaldığını, müvekkillerinin dedesi ...'nın 19.08.1953 yılında öldüğünü,
kadastro çalışmalarının ise 1955 yılında yapıldığını, davalıların murisi ...'ın aynı zamanda o tarihte ... (...) köyü muhtarı olduğunu ve bu görevini kötüye kullanarak kadastro çalışmalarında hile ile 40287 ada 3 parsel sayılı taşınmazı kendi üzerine yazdırdığını belirterek dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, 26449 ada 39, 26449 ada 70 ve 40287 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile veraset ilamı gereğince miras hisseleri oranında müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... 07.09.2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda adına kayıtlı hissenin tarafınca bedeli ödenerek tapudaki güven ve aleniyet ilkesi gereği üzerinde hiçbir tedbir, şerh olmadan satın alındığını, taşınmazı satın aldıkları önceki malikler ile hiçbir soy bağı, akrabalık ya da hısımlıkların bulunmadığını, açılan bu davanın husumetten ve esastan reddedilmesi gerektiğini, tarafına satış yapan tapu maliklerinin bu taşınmazda uzun yıllardan beridir malik olduklarının tapu kayıtlarından anlaşıldığı, davanın hukuki dayanaktan yoksun haksız bir dava olduğunu, bu nedenlerle davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ile davalı ... vekili farklı tarihlerde sundukları benzer cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 26449 ada 70 parsel (eski 157 parsel) sayılı taşınmazın 05.07.1955 tarihinde köy satış senediyle satıcıları ...... olan kişilerden satın alındığını ve müvekkillerinin babaları ... adına tescil edildiğini, bu hususun 1955 yılında düzenlenen kadastro tutanak örneği kapsamında sabit olduğunu, dava konusu 40287 ada 3 parsel (eski 213 parsel) sayılı taşınmazın ise dava dilekçesinde bildirilenin aksine ... adına hiçbir zaman tescil edilmediğini,
...tarafından 11.01.1972 tarihinde bedeli ödenerek dava dışı 3. kişi ...'dan satın alındığını, yine bu durumun da 1955 yılında düzenlenen kadastro tutanak örneği kapsamında sabit olduğunu, 26449 ada 39 parsel (eski 324 parsel) sayılı taşınmazın ise 1955 tarihli kadastrodan önce ... isimli kişiden satın alındığının bilindiğini, taşınmazların davacıların annelerinin babası ...'ya ve babasının babası ...'ya ait olduğu iddia edilerek tapu iptali ve tescil talebi ile dava açılmışsa da söz konusu taşınmazlar ile davacıların iddiasına konu isimler arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini,
ayrıca müvekkillerin malikliği nizasız ve fasılasız 20 yılın üzerinde olduğundan TMK'nın 713. maddesindeki olağanüstü zamanaşımı gereği her halükarda müvekkillerinin taşınmazlar üzerinde malik olduğunu, davacılar tarafından iddia edildiği gibi dava konusu taşınmazlar üzerinde yeni bir kadastro çalışması yapılmamış olup yapılan işlemin yalnızca güncelleme işlemi olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 26449 ada 39 parsel, 26449 ada 70 parsel ve 40287 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda, 10.12.2021 tarih ve 24844 yevmiye numarası ile 3402 sayılı Kanun'un 22/a madddesi gereğince yenilemenin tescili işlemi işlemi yapıldığı, 26449 ada 39 parselin geldisi 324 parsel, 26449 ada 70 parselin geldisi 157 parsel, 40287 ada 3 parselin geldisinin ise 213 parsel olduğu,
26449 ada 70 parsel (eski 157 parsel) sayılı taşınmazın Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/183 Esas, 1961/718 Karar sayılı kararı gereği "157 parselin 18.840 m2'lik kısmının davalılardan ... adına tesciline" şeklindeki kararıyla hükmen tescil edildiği ve bu kararın 15.11.1962 tarihinde kesinleştiği, 40287 ada 3 parsel (eski 213 parsel) sayılı taşınmazın Karşıyaka Asliye Hukuk Hakimliğinin 1960/6 Esas, 1960/764 Karar sayılı kararı gereği "krokide (A) harfi ile gösterilen 65.000 m2'lik kısmın davalı ... namına tesciline" şeklindeki kararıyla hükmen tescil edildiği ve bu kararın 06.02.1961 tarihinde kesinleştiği,
26449 ada 39 parsel (eski 324 parsel) sayılı taşınmazın Karşıyaka Asliye Hukuk Hakimliğinin 1961/580 Karar nolu ve 24.08.1962 tarihli kararı ile ... adına hükmen tescil edildiği, iddianın ileri sürülüş biçimine göre eldeki davanın kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu,
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin hükmen kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarının hükmen kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 22.08.2022 tarih arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerinde Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, dava konusu 26449 ada 70 (eski 157) parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının (hükmen) kesinleştiği tarih olan 19.12.1963; dava konusu 26449 ada 39 (eski 324) parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının (hükmen) kesinleştiği tarih olan 15.10.1962;
dava konusu 40287 ada 3 (eski 213) parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının (hükmen) kesinleştiği tarih olan 11.05.1961 ile dava tarihi olan 22.08.2022 arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği, bu durumda tutanağın kesinleştiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,
yine HMK'nın 397/2. maddesinde düzenlenen "ihtiyati tedbirin nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceği" hükmü karşısında dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlarda 10.12.2021 tarih ve 24844 yevmiye numaralı işlem ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yenileme tescili işleminin yapıldığını, buna göre hak düşürücü sürenin 2021 yılında yeniden başladığını, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların hükmen tesciline esas dava dosyalarının getirtilip incelenmeden karar verildiğini, müvekkillerinin murislerinin 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında asıl hak sahibi olan ve dava konusu taşınmazların tesciline hak kazanan kişiler olduğunu,
ilk kadastro tespitinden sonra 2. kez yapılan kadastro çalışmalarında müvekkillerinin ayni haklarının ortadan kaldırıldığını, yolsuz biçimde gerçekleşen tescil ile müvekkillerinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, ayrıca dava dilekçesinde belirtildiği üzere diğer tapu iptali ve tescil nedenlerinden birinin de davacıların murisi ...'nın muvazaalı olarak dava konusu taşınmazları davalıların murisleri ...'a haricen satış ile devretmesine ilişkin olduğunu, bu nedenle davacıların murisi ...'nın 1958 yılında ölmesi nedeni ile de davalıların murisleri tarafından 1960 yılında açılan kadastro davasına da müdahil olma imkanının zaten olmadığını,
muvazaa iddiası ile ilgili tapu iptali ve tescil davalarında zamanaşımı süresi söz konusu olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin usul ve yasaya aykırı olarak ayrıca muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasının neden reddedildiğine dair açıklama yapmadan ve kararında tartışmadan bu yönden de davanın reddine karar verdiğini, bu yönden de kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
her üç taşınmazın davalık olmayan kısımları ile ilgili (... ve ...'ca daha önce dava konusu edilmeyen kısımlar) dava ve iddialarının devam ettiği dikkate alınmadan davanın tümüyle reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda. İzmir ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi çalışma alanında bulunan 40287 ada 3 parsel (eski 213 parsel) sayılı taşınmazın 73.880,00 metrekare yüz ölçümü ve taşlı tarla vasfıyla senetsizden dava dışı ... isimli şahıs adına senetsizden tespit edildiği, kadastro tespitine Hazine tarafından yapılan itiraz üzerine Karşıyaka Asliye Hukuk Hakimliğinin 1960/6 Esas, 1960/764 Karar sayılı kararı ile gereği "krokide (A) harfi ile gösterilen 65.000 m2'lik kısmın davalı ... namına tesciline" şeklindeki kararıyla 213 parsel sayılı taşınmazın ... isimli şahıs adına hükmen tescil edildiği, kadastronun hükmen 11.05.1961 tarihinde kesinleştiği ve ... adına tescil edildiği,
sonrasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde taşınmazın 40287 ada 3 parsel numarasını aldığı; aynı yer 26449 ada 39 parsel (eski 324 parsel) sayılı taşınmazın 46.000,00 metrekare yüz ölçümü ve taşlı tarla vasfıyla senetsizden davalıların murisi ... adına senetsizden tespit edildiği,
kadastro tespitine Hazine tarafından yapılan itiraz üzerine Karşıyaka Asliye Hukuk Hakimliğinin 1960/690 Esas sayılı dosyası ile tevhitli 1960/689 Esas, 1961/580 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 9.600,00 metrekarelik kısmın dava dışı ayrı bir parsel (369 parsel) halinde davacı Hazine adına, geriye kalan 36.400 metrekarelik kısmın ise davalıların murisi ... adına tesciline karar verildiği, kadastronun 15.10.1962 tarihinde hükmen kesinleştiği ve 15.10.1962 tarihinde ... adına tescil edildiği,
sonrasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde taşınmazın 26449 ada 39 parsel numarasını aldığı; yine 26449 ada 70 parsel (eski 157 parsel) sayılı taşınmazın 27.600,00 metrekare yüz ölçümü ve taşlı tarla vasfıyla senetsizden davalıların murisi ... adına tespit edildiği,
kadastro tespitine Hazine tarafından yapılan itiraz üzerine Karşıyaka Asliye Hukuk Hakimliğinin 1957/356 Esas sayılı dosyası ile tevhitli 1960/183 Esas, 1961/718 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının tefrikiyle Hazine adına tesciline, 157 parselin geri kalan 18840 m2'lik kısmının davalılardan ... adına tesciline" karar verildiği kararın 28.12.1962 tarihinde hükmen kesinleştiği ve davalıların murisi ... adına tescil edildiği, sonrasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde taşınmazın 26449 ada 70 parsel parsel numarasını aldığı;
eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.08.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1826, K. 2025/3340, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama