KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/2211 E., 2025/2638 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1492 E., 2025/141 K.
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/336 E., 2024/65 K.
Karar Metni
658 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı Kurum tarafından toplulaştırma işlemlerinin yürütüldüğünü, maliki olduğu 13332 ada 83 parsel sayılı taşınmazın yasa ve yönetmeliğe göre yeterli tarımsal alan büyüklüğüne sahip olduğundan toplulaştırma kapsamına alınmasına gerek olmadığı halde, taşınmazının toplulaştırma kapsamına alındığını ve yapılan toplulaştırma işlemi sonucu taşınmazının yola olan batı-ön cephesinin küçültüldüğünü, taşınmazın arkaya genişletilerek yüz ölçümünün tamamlandığını, toplulaştırma için yapılan kesintilerin paydaş olduğu diğer taşınmazlardan yapıldığını, işlemlerin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, maliki olduğu taşınmazda yola bakan batı-ön cephe kenar uzunluğunda yapılan eksiltilmenin düzeltilerek taşınmazın önceki haline getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazının sınırlarında yapılan değişikliğin toplulaştırma işleminden kaynaklandığını, yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu, toplulaştırma işlemine dayanak idari işlemin ayakta olduğunu, görevli mahkemenin İdare Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı tarafça yapılan toplulaştırma işleminin iptalinin talep edildiği, toplulaştırma işleminin bir idari işlem olup bu işlemin iptaline ilişkin açılan davada da idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2009/3147 Esas, 2009/4129 Karar sayılı ve 2022/6532 Esas, 2024/5879 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, toplulaştırma işleminden kaynaklanan davalarda taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesinde tüzük hükümlerinin göz ardı edilemeyeceği, gerek 24.09.1979 tarihli 7/18231 sayılı Tüzükte ve gerekse 29.06.2009 tarih 15154 sayılı Tüzük hükümlerinde öngörülen ve Bakanlar Kurulu Kararı ile başlatılan arazi toplulaştırma işlemlerinin gerçekleştiriliş ve özellikle kesinleştirilme yöntemi dikkate alındığında, bu konudaki kararların toplulaştırma ve diğer işlemler yönünden kamu yararı kararı sayılacağı,
bir başka deyişle kamusal tasarruf oldukları ve bunlara yönelik nihai kararlara (idari işlemlere) karşı idari yargı yerinde dava açılabileceği, somut olayda davacı tarafça davacıya ait taşınmaz hakkında yapılan toplulaştırma işlemine itiraz edilerek toplulaştırma işlemiyle yapıldığı iddia olunan kesintinin kaldırılması ve arazilerin toplulaştırma öncesi sınırlarına alınmasının istenildiği,
arazi toplulaştırma işleminin bir idari işlem olup bu talepler hakkındaki davalarda ise Adli Yargı görevli bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mülkiyet hakkına ilişkin düzenlemelerin Türk Medeni Kanunu içerisinde yer aldığını, bu nedenle eldeki davada da Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, toplulaştırma işleminin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu 13332 ada 83 parsel sayılı taşınmazın 3083 sayılı Yasa'ya göre yapılan toplulaştırma işlemi sonucu, 01.06.2023 tarih 18812 yevmiye nolu işlem ile 13853 ada 15 parsel sayılı, 24.276,72 m2 miktarlı taşınmaz olarak davacı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2211, K. 2025/2638, 26 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama