KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/2514 E., 2025/2991 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1445 E., 2023/2 K.
- İlk derece mahkemesi
- Yüksekova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/178 E., 2020/344 K.
Karar Metni
1.350 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 12 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edildiğini ancak taşınmazın 1963 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 4753 ve 5618 sayılı Yasa hükümlerine dayanılarak Hazine adına tespit edilen 12 parsel sayılı taşınmaza ait 70/... sıra numaralı tapu kaydı kapsamında bulunduğunu ve belirtme tutanağında da 12 belirtme numarası ile gösterildiğini, taşınmazın 1936 yılından bu yana Hazine’nin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve Hazine dışında hiç kimsenin zilyetliğinin bulunmadığını belirterek taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacı Hazine vekili; Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 8 parsel sayılı taşınmaz hakkında da asıl davadaki iddiaları tekrar ederek bu taşınmazın da Hazine adına kayıtlı olan 12 parsel sayılı toprak tevzi parseli kapsamında olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Yüksekova Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.12.2018 tarihli ve 2009/577 Esas, 2018/661 Karar sayılı kararıyla, dava değerinin sulh hukuk mahkemesinin görev sınırını aştığı gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, davanın usulden reddine, dosyanın görevli Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen yerel bilirkişilerin taşınmazların 70-80 yıldır davalılar tarafından kullanıldığını beyan ettiği, hava fotoğraflarına göre taşınmazların 1955 ve 1968 yıllarında komşu taşınmazlarla birlikte tarımsal amaçla kullanıldığı ve sınırlarının belirgin olduğu,
davalılar ve önceki zilyetleri yönünden davaya konu taşınmaz üzerinde 1963 tarihinde tesis edilen tapu kaydı öncesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46. maddeleri ile Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddelerinde belirlenen zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, taşınmazların evveliyatından itibaren kültür arazisi olarak kullanıldığı, mera veya kamuya tahsisli yerlerden olmadığı, davacı Hazinenin toprak tevzi çalışmalarına dayanak belirtmelik tutanakları haricinde bir delil sunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Mahkemece delillerin toplandığı ve hava fotoğraflarının getirtildiği, dinlenen yerel bilirkişilerin taşınmazların davalılar ve bayilerince 60-70 yıldan fazla süreyle kullanıldığını beyan ettikleri, harita mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazların 1954 tarihli 7/83 ve 7/84 tahrir numaralı vergi kayıtları kapsamında olduğu, taşınmazların komşu parsellerinin de tarım arazisi olduğu, bazı taşınmazların Hazine adına tescil edilmesi üzerine gerçek kişiler tarafından açılan davalarda gerçek kişiler lehine karar verildiği,
verilen kararların bir kısmının Daire incelemesinden geçtiği, Hazinenin dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğu ancak taşınmazların toprak tevzi çalışması ile oluşan bu tapu kaydından önce davalıların bayileri tarafından tarımsal maksatlı olarak kullanıldığı ve 3402 sayılı Kanun’un 46/1 ve 14. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleştiği, vekalet ücretinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrarlamış, davalıların eklemeli zilyetliklerinin somut belgelerle kanıtlanmadığını, davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığını, davalıların aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden edindikleri taşınmazların incelenmediğini, eklemeli zilyetliğin somut belgeyle kanıtlanmadığını, yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Dosyanın incelenmesinden; asıl davaya konu 103 ada 12 parsel sayılı 16.224,77 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında.
53 nolu toprak tevzi komisyonunca 12 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, zeminde 103 ada 6 ilâ 13 ve 23 parselleri kapsadığı, ancak 1937 tarih ve 84/8 tahrir numaralı vergi kaydı ile ...'lar, ... ve ... adına kayıtlı olduğu, kayıt maliklerinin 1990 yılında yaptıkları rızai taksim sonucunda ...'a isabet ettiği, ...'in ise 1997 yılında ..., ... ..., ..., ..., ... ve ...'lara hibe ettiği ve bu kişilerin tasarrufunda olduğu belirtilerek 1/7'şer payla davalılar ..., ... ..., ..., ..., ... ve ...'lar ve ... adına 08.01.2007 tarihinde tespit edildiği;
birleştirilen davaya konu 103 ada 8 parsel sayılı 8.431,66 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın da 53 nolu toprak tevzi komisyonunca 12 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, zeminde 103 ada 6 ilâ 13 ve 23 parselleri kapsadığı, evveliyatında herhangi bir kaydın olmadığı ve yapılan araştırmalar neticesinde 1943 yılında ... oğlu ... ... zilyetliğindeyken hissesinin tamamını 1972 yılında ...'na sattığı belirtilerek davalı ... adına 08.01.2007 tarihinde tespit edildiği, kadastro tespitlerinin 01.01.2008 tarihinde kesinleştiği, asıl ve birleştirilen davaların 12.11.2009 tarihinde tapu kaydına dayanılarak açıldığı anlaşılmıştır.
2. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; davacı Hazinenin dayandığı tapunun 07.11.1963 tarihinde oluşan 79/... numaralı tapu olduğu nazara alındığında davalıların vergi kaydıyla birleşen zilyetliğe istinaden taşınmaz iktisabı yönünden tapunun oluşum tarihi olan 1963 tarihinden önceki 20 yıllık sürenin incelenmesi gerektiği açıktır.
3. Hükme dayanak teşkil eden delillerin toplandığı 15.15.2018 tarihli keşif Sulh Hukuk Mahkemesince yapılmış, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinden sonra görevli Mahkemece ... ve fotogrametri bilirkişisinden rapor alındıktan sonra önceki tarihli keşfe göre karar verilmiş olup 15.15.2018 tarihli keşifte davalıların dayanağı vergi kaydı ile davacının dayanağı tapu kaydının sınırlarının okunduğu ve bilirkişilerce gösterildiği zaptedilmiş ise de gösterilen bu sınırlar keşif zaptında açıkça belirtilmediği gibi teknik bilirkişi raporuna da işaretlenmemiştir.
Bu haliyle, gerek vergi kaydı gerekse tapu kaydının doğru biçimde uygulandığından söz edilemeyeceği gibi bu kayıtların taşınmazlara uyduğuna dair kanaat bildiren teknik bilirkişi raporunun da denetlenmesi mümkün değildir.
Öte yandan; davalıların en geç 1943 yılından itibaren taşınmazlara zilyet olmaları gerektiği dikkate alınarak elverdiğince yaşlı ve bu tarihlere ilişkin bilgisi olan yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenmesi gerekirken 1936 doğumlu tespit bilirkişisinin yanı sıra 1954 ve 1958 doğumlu yerel bilirkişiler ile keşif yapılmış olup birbiriyle oldukça benzer olan beyanlarında taşınmazın 60-70 yıldan fazladır davalılar tarafından kullanıldığını belirtmişlerdir.
Bu şekilde maddi olaylara dayanmayan ve ayrıntılı bilgi içermeye soyut beyanlarda hüküm kurulması isabetsizdir.
Ayrıca, birleştirilen davaya konu 103 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebinde taşınmazın 1943 yılında zilyet olan ... ...'dan davalı ...'a satıldığı belirtilmişken, yerel bilirkişilerin taşınmazın bu davalıya dedesinden kaldığı yönündeki beyanları arasındaki çelişki giderilmemiş, bu taşınmazın öncesinin adı geçen ...'a ait olup olmadığı keşif sırasında detaylıca sorulmamış, taşınmazın tespitine esas bir vergi kaydı belirtilmemişken vergi kaydının bu yere de uyduğuna yönelik beyanlara yer verilmiştir.
4. Hal böyle olunca.
Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle karar tarihinden sonra ölen davalılar ..., ..., ... ve ...'ın mirasçılarına husumet yöneltilmesi için davacı tarafa imkan ve süre verilerek taraf teşkili sağlanmalı, davaya konu taşınmazları ve teknik bilirkişi raporunda tapunun kapsadığı belirtilen alanı dıştan çevreleyen komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanak kayıtları, varsa bu taşınmazlar hakkında açılmış dava dosyaları getirtilmeli, taşınmazların ulaşılabilen en eski hava ve uydu fotoğrafları dosyaya kazandırılmalı,
vergi kayıt tarihi de dikkate alınarak taşınmazlar üzerinde 1943 yılından itibaren zilyetliğin sürdürülüp sürdürülmediğini bilebilecek yaşta yerel bilirkişiler ile birlikte mahallinde yeniden usulüne uygun keşif yapılmalı, keşif sırasında yerel bilirkişilerden taşınmazların hangi tarihten beri kim tarafından ne şekilde kullanıldığı,
kimden kime nasıl devredildiği hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyanlar alınmalı, tarafların dayanakları olan tapu ve vergi kayıtlarının sınırları sorularak usulünce uygulanmalı, yerel bilirkişilerin bu husustaki beyanları ve hakim gözlemi keşif zaptına yansıtılmalı, teknik bilirkişiden komşu taşınmazların tutanakları ve dayanak kayıtları ile tapu ve vergi kaydının yerel bilirkişilerce gösterilen sınırlarını uygulayan keşfi takip etmeye imkan tanır rapor düzenlemesi istenmeli, ziraat bilirkişisinden taşınmazların niteliği ve yıllar içerisinde ne şekilde kullanıldığı yönünde kanaat bildiren rapor alınmalı,
... ve fotogrametri bilirkişisinden en eski tarihli hava ve uydu fotoğraflarında taşınmazların ne şekilde kullanıldığı hususunda rapor tanzim etmesi istenmeli, toplanan tüm delillerin sonucunda varsa komşu taşınmazlar hakkında yapılan yargılamalarda düzenlenen raporlardaki tespitler de dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2514, K. 2025/2991, 12 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama