KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/252 E., 2026/1532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2026
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/141 E., 2023/315 K.
Karar Metni
795 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Asıl ve birleştirilen 2012/205 Esas sayılı dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine; birleştirilen 2012/252 Esas sayılı dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı; ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 05... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 19 parsel sayılı taşınmaz ile davalı ...’in maliki olduğu 1 05... parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın belirgin olduğunu, taşınmazlar arasında kendisine ait beton dökme ve demir korkuluk olduğunu, davalı ...’in bunları aşarak taşınmazına tecavüz ettiğini, davalı ...’ın maliki olduğu 1 05... parsel sayılı taşınmazın da yine 19 parsel sayılı taşınmaza kadastro tespitinde tecavüz ettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının kısmen iptali ile maliki olduğu 19 parsel sayılı taşınmaza eklenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen 2012/205 Esas sayılı davada davacı; ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 05... parsel sayılı taşınmaz için Mahkemenin 2012/131 Esas sayılı davasını açtığını, dava açarken taşınmaz maliklerini tam olarak tespit edemediği için davalıları eksik gösterdiğini, davalıların malik olduğu 1 05... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin hatalı yapıldığını ve maliki olduğu 1 05... parsel sayılı taşınmazdan yer alındığını ileri sürerek tapu kaydının kısmen iptali ile maliki olduğu 19 parsel sayılı taşınmaza eklenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen 2012/252 Esas sayılı davada davacı; ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 05... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın kenarından yol geçtiğini, zeminde mevcut yolun doğru olduğunu, taşınmazına tecavüz etmediğini, kadastro tespitinde yanlış ölçüldüğünü ve yanlış haritaya geçirildiğini ileri sürerek taşınmazına tecavüzün giderilmesine karar verilmesini istemiş, aşamada Mahkemenin süre vermesi üzerine davacı vekili 30.12.2013 havale tarihli dilekçesi ile Hazinenin davaya dahil edilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ...; kendisinin ve ailesinin sürekli köyde ikamet etmediğini, köyde olmadıkları bir zamanda davacının izinsiz olarak taşınmazına beton döktüğünü ve bu yıl fındık toplama ayında da demir parmaklık ördüğünü, taşınmazını zimmetine geçirmeye çalıştığını, taşınmazı babası ... ’ın hak sahiplerinden bedeli karşılığında satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen 2012/252 Esas sayılı davada davalı Hazine; kazanım şartlarının oluşup-oluşmadığının araştırılması gerektiğini, davacının iddialarının ispat edemediği takdirde taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemenin 27.02.2014 tarihli ve 2012/131 Esas, 2014/91 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleştirilen 2012/205 Esas sayılı davanın reddine, birleştirilen 2012/252 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen 2012/205 Esas sayılı davada davacı vekili ve birleştirilen 2012/252 Esas sayılı davada davalı Hazine temsilcisi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/9987 Esas, 2015/15486 Karar sayılı kararı ile; birleştirilen 2012/252 Esas sayılı davanın onanmasına, asıl ve birleştirilen 2012/205 Esas sayılı dava yönünden eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenilen çoğunluğun beyanına göre davacı tarafından satın alınan ve kullanılan ve duvarın üzerinde kalan ceviz ağacının da sınırla uyumlu olduğu, ...'ın parselin başka uçlarındaki sınırlara zamanında itiraz ettiği, duvar sınıra uygun değil ise de buna itiraz etmediği, tüm tanıkların duvar dışında başka bir sınır ihtilafını hatırladığı, davalı tanığının dahi aynı hususu doğruladığı, 1 05... parsel sayılı taşınmazdan 08.05.2023 tarihli krokide (B) harfi ile gösterilen 46, 28... 'lik kısmın sehven asıl dosya davalıları üzerine yazıldığı,
her ne kadar tanıkların büyük çoğunluğu 1 05... parsel sayılı taşınmaz ile olan sınır hakkında yeterince bilgi veremediği, kaldırma ilamından önce sağ olan davalı ...'ın beyanının tek başına kabul mahiyetinde değilse de taşınmazı satan kişi olduğundan davacının da onu tanık olarak göstermiş olması nedeniyle beyanına itibar edilmesi gerektiği, tanık ... ve ... 'ün de bu beyanları destekledikleri, taşınmazlar arasında kot farkı ile doğal bir sınırın bulunduğu,
keşifte yapılan gözlemde de davacının iddiası ile kot farkı ve mevcut sınırın uyumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen 2012/205 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiş, birleştirilen davada davalı ... Belediyesinin temyizi üzerine Mahkemenin 04.11.2024 tarihli ek kararı ile temyiz gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz etmekten vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; birleştirilen davada davacı, asıl davada davalı ... vekili, birleştirilen 2012/252 Esas sayılı davada davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 462,15 TL bakiye onama harçlarının temyiz eden birleştirilen davada davacıdan ve asıl davada davalı ...’dan ayrı ayrı alınmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin j bendi gereğince temyiz eden birleştirilen davada davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/252, K. 2026/1532, 2 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama