KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/2919 E., 2025/3936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/178 E., 2025/268 K.
- İlk derece mahkemesi
- Niksar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/602 E., 2024/303 K.
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın 40 yıl önce taksim edildiğini ileri sürerek davacıya taksim sonucu düşen 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davada hak düşürücü sürenin geçtiğini öne sürerek davanın usulden reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın davacının atalarından kalmış olduğunu, kadastro tespitlerinden önce ise aralarında fiili olarak bölünmüş, hisseler belirlenmiş olup davacı ve davalı olan amca çocuklarının kadastro tespitlerinden sonra yerleri ayrı ayrı bölünmüş olarak kullanmaya devam ettiklerini, davalıların kadastronun haksız şekilde yaptığı işlem sonucunda haksız kazanç sağladıklarını öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda .. ili, ... ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmaz senetsizden "tarla" vasfıyla ... ve müşterekleri adına tespit ve 02.03.1995 tarihinde tescil edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 02.03.1995 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 28.10.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2919, K. 2025/3936, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama