KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/3567 E., 2025/3947 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2951 E., 2024/641 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/282 E., 2023/386 K.
Karar Metni
1.786 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı Şirketin gerçek dışı bir alacak iddiasıyla aleyhlerine Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/952 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığını, usulsüz tebligatlar sonucu takibin kesinleştiğini ve 440 57... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan B Blok 8 nolu bağımsız bölümde davacıya ait paya haciz şerhi işlendiğini ve taşınmazın 1/2 payının ihale ile satılarak davalının mülkiyetine geçtiğini, ihalenin feshi talebiyle açtıkları davanın kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiğini,
kararın kesinleşmesi ile birlikte davalı adına oluşan tescilin hukuken yolsuz hale geldiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın 1/2 payı yönünden tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, taşınmazın davalı adına kayıtlı olmaması halinde gerçek değerinin tespiti ile 1/2 payına karşılık gelen bedelin tazminat olarak hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiş.
02.02.2023 tarihli dilekçesi ile bedel talebini arttırmış ve 1.775.000,00 TL tazminatın ihalenin feshi kararının kesinleştiği 30.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu bağımsız bölümün 1/2 payını Ankara 26. İcra Dairesinin 2019/952 Esas sayılı dosyasında yapılan ihale ile satın aldıklarını, ihalenin feshine ilişkin kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ihalenin feshi gerekçesinin tamamen ihaleye hazırlık sürecindeki usulsüz tebligat işlemlerinden kaynaklı olduğunu, davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2022/269 Esas, 2023/178 Karar sayılı kararı ile; görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli ve 2023/1231 Esas, 2023/1492 Karar sayılı kararı ile; "....
Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, eldeki davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davacı Şirketin yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde bedel istekli olarak eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu,
mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK'nın hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği böylece davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama asliye ticaret mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir.
Öyleyse, Mahkemece yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebi yönünden tarafların delilleri toplanıp genel mahkeme sıfatıyla eldeki davanın görülmesi ile hasıl olacak sonuca göre esas hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle görevsizlik kararı verilmiş olması doğru değildir." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş,
kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davalı adına oluşan tescilin hukuki dayanağının icra müdürlüğü tarafından yapılan ihale olduğu, ihalenin feshi kararının kesinleşmesi ile birlikte hukuki dayanak ortadan kalktığından davalı adına oluşan tescilin artık yolsuz hale geldiği, her ne kadar davalı tarafça, ihalenin fesih sebebinin kendi kusurlarından kaynaklanmadığı, ihaleye hazırlık aşamasındaki hatalı tebligat işlemlerinden kaynaklandığı, ihale alıcısı sıfatıyla satın aldığı taşınmaza ilişkin ihaledeki usul işlemlerini kendilerinin yürütmediği, davacının zararına sebebiyet verdiği iddia edilenin icra memurları olduğu,
iddia edilen zararın meydana gelmesi sürecinde herhangi bir kusurları bulunmadığı iddia edilmiş ise de davalının, dava konusu taşınmazı fesih edilen ihaleden alacağına mahsuben almış olduğu, yani davalının ilk el konumunda olduğu anlaşıldığından bu sebeple husumetin yanlış kişiye yöneltildiği iddiasının dikkate alınamayacağı, adına yapılan tescil yolsuz olduğundan ilk el konumunda olan davalının da bu durumun hukuki sonuçlarından sorumlu olduğu,
sonuç olarak davacının uhdesinden çıkan taşınmazın konu olduğu ihale feshedildiğinden taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile payın kendi adına tescilini talep edebileceği, ancak taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, tamamının 03.10.2019 tarihinde dava dışı ... adına tescil edildiği, halen dava dışı malik adına kayıtlı olduğunun görüldüğü, hal böyle olunca davacının, dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin adına kayıt ve tescili talebinin kabul edilmesine olanak bulunmadığı,
yalnızca terditli talebi olan bedel isteğine yönelik talebinin dinlenebileceği, davacıya ödenecek bedelin de dava tarihindeki bedel olacağı anlaşıldığından davanın tescil isteği yönünden reddine ve bedel isteği yönünden ıslah dilekçesi nazara alınarak kabulüne, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir işe dayanmadığı, her iki taraf tacir iseler de dava konusu alacak ticari bir alacak olmadığından avans faize hükmedilemeyeceği ve bu nedenle kanuni faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olaya bakıldığında, dava dışı ...
Bir Asansör Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı aleyhine başlatılan Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/952 Esas sayılı dosyasındaki takipte, davacı adına kayıtlı bulunan .. ili, ... ilçesi, ...-1 Mahallesi 440 57... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 8 numaralı bağımsız bölümün 1/2 payına haciz uygulandığı ve 24.07.2019 tarihinde yapılan ihale sonucunda ise dava konusu payın davalı Şirkete ihale edildiği,
davacı tarafından açılan ihalenin feshi davasının İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedildiği ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2020/1579 Esas, 2021/636 Karar sayılı ilamı ile ihalenin feshine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/5882 Esas, 2021/7141 Karar sayılı 30.06.2021 tarihli ilamı ile onandığı, davalı adına oluşan kaydın bu tarihten itibaren yolsuz hale geldiği, dava konusu payın davalı Şirket tarafından 03.10.2019 tarihinde dava dışı kişiye satılmış olduğu,
bu nedenle tapu iptal ve tescile karar verilemeyeceği, ancak davacının terditli bedel talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle haklı olduğu, davacı yararına hükmolunacak bedelin, taşınmaz payının dava tarihindeki değeri olduğu, mahallinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu payın dava tarihindeki değerinin 1.775.000,00 TL olarak belirlendiği ve davacının talebini bu miktara yükselttiği, Mahkemece bedel talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
ne var ki davacının istinaf talebinde belirttiği şekilde faizin başlangıç tarihinin, ihalenin feshi kararının kesinleştiği ve tescilin yolsuz hale geldiği 30.06.2021 tarihi olması gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı,
ancak eldeki davadaki uyuşmazlık konusu ticari bir iş olmadığından Mahkemece avans değil yasal faize hükmedilmesinin ise isabetli olduğu anlaşılmakla faizin başlangıç tarihinin 30.06.2021 olarak düzeltilmesi suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın bedel talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki hissesini ihale sonrasında hukuka uygun bir şekilde edindiğini, ihalenin feshine karar verilmiş olmakla, davacının tazminat talep edebilmesi için ihalenin feshinden doğan zararına sebep olan hususlarda müvekkiline izafe edilebilir bir kusurun bulunması gerektiğini, ihalenin feshi gerekçesinin tamamen ihaleye hazırlık sürecine ilişkin olması nedeniyle müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, çekişme konusu taşınmazın diğer 1/2 hissesine ilişkin olarak da eldeki dosyanın davacısı tarafından açılmış dava bulunduğunu,
Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/292 Esas sayılı dosyası üzerinden bu davanın derdest olduğunu, eldeki dava ile aynı tarihte açılan söz konusu dosyada alınan bilirkişi raporunda taşınmazın 1/2 payının değerinin 1.442.500,00 TL olarak tespit edildiğini, huzurdaki dosyada ise 1/2 payın değerinin 1.775.000,00 TL olarak belirlendiğini, her iki davanın birleştirilmesi ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden. Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/952 Esas sayılı dosyasında, alacaklının dava dışı ... Bir Asansör San. ve Tic. Ltd.
Şti, borçlunun davacı Şirket olduğu, 24.01.2019 tarihinde davacı Şirket aleyhine başlatılan takip neticesinde dava konusu 8 nolu bağımsız bölümün 1/2 payının 24.07.2019 tarihinde gerçekleştirilen ihale ile davalı Şirkete geçtiği, 20.8.2019 tarihinde ise davalı Şirket adına tescil edildiği, dava konusu 8 nolu bağımsız bölümün kalan 1/2 payının ise ihale yolu ile dava dışı ... .... adına tescil edildiği, daha sonra davacı Şirket tarafından ihalenin feshine ilişkin olarak açılan davanın Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/958 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucu reddedildiği,
istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği, çekişmeli taşınmazın davalı Şirket ve dava dışı .. .. tarafından 03.10.2019 tarihinde satış yolu ile dava dışı ... isimli şahsa devredildiği,
davacının davalı Şirket adına yapılan tescilin ihalenin feshi ile yolsuz hale geldiğini ileri sürmek suretiyle eldeki temyize konu davayı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemli olarak açtığı, Mahkemece davanın bedel talebi yönünden kabulü ile bilirkişi tarafından belirlenen 1.775.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; davacı Şirket tarafından dava konusu taşınmazın kalan 1/2 payını ihale yolu ile edinen... aleyhine 30.06.2022 tarihinde (eldeki temyize konu dosyanın dava tarihi) tapu iptali ve tescil, olmadığı takdir bedel istemiyle dava açıldığı, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/292 Esas, 2024/337 Karar sayılı kararı ile davanın bedel talebi yönünden kabulü ile 1.442.500,00 TL tazminat alacağının davalıdan tahsiline karar verildiği, Dairemizin 11.06.2025 tarihli geri çevirme kararı sonrası getirtilen söz konusu dosyada en son istinaf dilekçelerinin yer aldığı, böylece dosyanın istinaf aşamasında olduğu görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; dava konusu taşınmazın davalı Şirket adına tesciline esas olan ihalenin feshine karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği gözetilmek ve tescilin yolsuz hale geldiği ne var ki taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye devredildiği göz önüne alınmak suretiyle davanın terditli bedel talebi yönünden kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalının işin esasına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine.
Ne var ki; yukarıda açıklandığı üzere davacı ... ... Süt ve Mamülleri Gıda San. ve Tic.
A.Ş'nin 30.06.2022 tarihinde eldeki temyize konu davayı açtığı, aynı tarihte çekişme konusu 8 nolu bağımsız bölümün kalan 1/2 payı yönünden ... ... karşı da dava açtığı, eldeki dosyada yapılan keşif neticesinde alınan 2 kişilik gayrimenkul değerleme uzmanı ve inşaat yüksek mühendisi raporunda çekişme konusu taşınmazın 1/2 payının dava tarihindeki değerinin 1.775.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı Şirket tarafından .. ... karşı açılan davada alınan fen ve gayrimenkul değerleme uzmanı raporunda ise 1/2 payın dava tarihindeki değerinin 1.442.500,00 TL olarak tespit edildiği,
böylece raporlar arasında çelişki meydana geldiği açık olmakla Mahkemece bu husus gözetilmeksizin ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, Mahkemece önceki bilirkişi raporunu hazırlayanlardan farklı ve yeni bir bilirkişi heyeti belirlemek suretiyle mahallinde tekrar keşif yapılması, davacı Şirket tarafından ... ... karşı açılan dava dosyası ve o dosyada alınan bilirkişi raporu da gözetilmek suretiyle yeni bir rapor alınması, aynı dava konusu taşınmaza ve aynı tarihe ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3567, K. 2025/3947, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama