KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/3604 E., 2025/4109 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/229 E., 2025/372 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/383 E., 2024/347 K.
Karar Metni
882 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili; dava konusu 20 41... parsel sayılı taşınmazın 6360 sayılı Kanun gereği Hazine adına tescil edildiğini ve Göç İdaresi Başkanlığına tahsisinin yapıldığını, 3152 sayılı Kanun'a 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 36. maddesiyle eklenen geçici 10. maddesi gereği davalı ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı adına tescil edildiğini, kanun gereği anılan maddenin yürürlük tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde tescil başvurusu yapılmadığını, yasal süre bitiminden sonra 23.05.2019 tarihinde dava konusu taşınmazın davalı adına tescilinin sağlandığını, bu tescil işleminin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın Özel İdare (Kaymakamlık) lojmanı olduğunu, Hazine ile bir ilgisi bulunmadığını, yolsuz tescil olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince ilk kararda; davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk kararda; davanın mülkiyet hakkına dayalı olarak yolsuz tescil iddiasıyla açıldığı, uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevinde olduğuna değinilerek, işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1/a-3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karar üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile.
3152 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 3 ay içerisinde talepte bulunulması gerektiği, hükmün 1 Eylül 2016 tarihinde yürürlüğe girdiği, davalı Başkanlık tarafından ise 12.04.2019 tarihli "Taşınmaz Devir Talebi" konulu yazı ile talepte bulunulduğu, 3 aylık yasal sürenin sona ermesinden sonra davalı kurumca talepte bulunularak ve komisyon tarafından karar alınarak taşınmazın davalıya devrinin gerçekleştiği, davalı adına oluşan kaydın yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasalara uygun olmadığını, dava konusu devir işleminin dayanağı olup tescilin yolsuz olmasını gerektiren bir husus bulunmadığını, işlemlerin yasal mevzuat çerçevesinde yapıldığını, gerekçenin somut olayı kapsamadığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 20 41... parsel sayılı taşınmazın ..... İl Tüzel Kişiliği adına kayıtlı iken, Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 21.03.2014 tarihli kararı nedeniyle 03.06.2014 tarihinde 6360 sayılı Kanun gereği tashihen devir suretiyle davacı ... adına tescil edildiği, davalı ...
Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının 12.04.2019 tarihli taşınmaz devir talebi konulu yazısı üzerine Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun bu kez 15.05.2019 tarihli kararı ile 21.03.2014 tarihli dava konusu taşınmaza ilişkin kararın iptali ile taşınmazın Balıkesir Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına devredilmesine karar verildiği, bu karar üzerine 23.05.2019 tarihinde kamu kurumlarının bedelsiz devri suretiyle taşınmazın davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle, Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 21.03.2014 tarihli kararı ile taşınmazın Hazineye devrine karar verilmekle komisyonun 6360 sayılı Kanun′dan kaynaklanan yetkisini kullandığı, sonradan ikinci kez 15.05.2019 tarihli yeni bir devir kararı almasının yasal bir dayanağı bulunmadığı,
başka bir deyişle ikinci devir kararı ve bu karara dayanılarak taşınmazın davalı adına yapılan tescil işlemi illetten yoksun olduğundan hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilmek suretiyle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ne var ki; 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanun ile 3152 sayılı Kanun'un 28/A maddesinde yapılan düzenleme ile Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının Valiliğe bağlı olarak tüzel kişiliği haiz ve özel bütçeli olduğuna dair yasal hüküm getirildiğinden, davalı İdarenin harca tabi olduğu açık olup dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcı alınması gerekirken, davalı tarafın yargı harçlarından istisna veya muafiyeti bulunmadığı halde harçtan muaf olduğundan bahisle harç alınmaması isabetsizdir. Harç konusu kamu düzeniyle ilgili olup harcın temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re'sen gözetilmesi gerektiği açıktır.
Ancak; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyizi üzerine ve re'sen yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "Alınması gereken 275.813,99 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına" cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3604, K. 2025/4109, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama