KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4125 E., 2025/4353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/520 E., 2025/488 K.
Karar Metni
1.558 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; çekişmeli 1 03... , 1 10... ve 1 12... parsel sayılı taşınmazların Akçaabat Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 sayılı Arazi Tahrir Defterinin 449. sırasında köy merası olarak kayıtlı olduğunu, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında bu kaydın araziye uygulanmadığını ve söz konusu kaydın kapsamında kalan çekişmeli taşınmazların şahıs arazisi olarak tespit edildiğini, bilahare yörede mera tahdidinin yapıldığı ve çekişmeli taşınmazların tahdit kapsamında kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mahsus sicile kaydedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri benzer içerikli cevap dilekçesinde; tapu sicillerinin tutulmasından Devletin sorumlu olduğunu, kadastro tahdit ve tespitlerinin de Devletin sorumluluğunda bulunduğunu, bu yetki çerçevesinde 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda çekişmeli taşınmazların şahıslar adına tespit ve tescil edildiğini, sadece beyana göre tanzim edilen tahrir kayıtlarının esas alınamayacağını, çekişmeli taşınmazların 1955 yılındaki kadastro çalışmalarında mera ile herhangi bir alakaları görülmediğinden şahıslar adına tespit ve tescil edildiklerini,
taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğunu ve tespit tarihinin üzerinden geçen uzunca bir süreden sonra taşınmazların mera olduğu iddiasıyla dava açılmasının mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi heyeti tarafından sunulan hükme esas alınan raporun usule, yasaya ve dosya içeriğine uygun olduğu, dava konusu taşınmazlar ve komşu parsellerin niteliklerinin hukuka uygun ve denetime elverişli olarak raporda açıklandığı, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile alınan bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazların mera ve yaylak olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin temyiz isteğine konu kararıyla; davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydının İdare tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve mülkiyet belgesi niteliği taşımayan bir belge olduğu, İdarenin tek taraflı düzenlediği tahrir kaydının davalı gerçek kişiler açısından bağlayıcılığının bulunmadığı, yine dayanılan tahrir kaydının sınırları itibariyle kapsamının tespit edilebilmesinin mümkün bulunmadığı,
çekişmeli taşınmazların evveliyatı itibariyle mera olduğunu ispat yükünün davacı Hazinede olduğu ve ispatın sağlanamadığı, çekişmeli taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyet yapılmaması ya da ekilip biçilmemesinin taşınmazların mera vasfı taşıdığı anlamına gelmeyeceği, 1955 yılında tapulama (kadastro) çalışmaları sonucunda davalılar adına tespit ve tescil edilip bugüne kadar davalı tarafın hukuki ve fiili tasarrufu altında bulunan çekişmeli taşınmazlar hakkında yaklaşık altmış yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmış bulunmasının isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı Hazinenin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 09.05.2024 tarih, 2023/6694 Esas, 2024/3385 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek doğru sonuca varılabilmesi için davacı Hazine dayanağı vergi kaydının ve 1 03... parsel ile 1 12... parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, ardından yöntemince mera araştırmasının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazların tarımsal arazi niteliğinde olduğu, mera vasfında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazlar ve ilgili diğer parsellerin................
Müdürlüğü uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 numaralı Arazi Tahrir Defterinin 449. sırasında köy merası olarak kaydedildiğini, 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu mera kaydının araziye uygulanmadığını, meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, kadimden beri mera kaydı bulunan taşınmazların tarım arazisi olarak kayıt altına alınmalarının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazlar ile komşu mera parseli arasında doğal bir sınır bulunmaması, toprak yapısı itibariyle tarıma uygun olmaması,
üzerindeki bitki örtüsü, arazinin sınıfı ve taşınmazların açıklanan hukuki durumu birlikte dikkate alındığında çekişmeli taşınmazların mera vasfında olduğunun açık olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir.
2.Kadastro sonucunda............köyü çalışma alanında bulunan 174 parsel sayılı taşınmazın vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla vasfıyla ...oğlu ...adına. 187 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına dayanılarak...oğlu ...adına.
177 parsel sayılı taşınmazın vergi ve tapu kaydına dayanılarak ...oğlu ...adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.1955-09.09.1955 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, 2012 yılında kesinleşen uygulama (yenileme) kadastrosu çalışmaları sonucunda eski 174 parsel sayılı taşınmazın 1 10... , eski 187 parsel sayılı taşınmazın 1 03... , eski 177 parsel sayılı taşınmazın 1 12... parsel numarasını aldığı,
taşınmazların halen davalılar adına paylı şekilde tapuda kayıtlı oldukları, on yıllık hak düşürücü süreye tabi bulunmayan eldeki davanın ise 04.04.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3.Mahkemece yazılı şekilde davacı Hazinenin mera iddiasını ispat edemediği, çekişmeli taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları muhteviyat ve sonuçları itibariyle çelişkiler barındırdığı halde bu yön üzerinde durulmamış, bozma kararının gereklerine riayet edilmemiştir.
4.Dosya kapsamında yer alan jeodezi (harita) mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazların sınırlarının oluşmadığı ve tarımsal amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediğinin belirtildiği; hükme esas bilirkişi heyeti raporu içeriğinde ise taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair kanaate varıldığı; bu hususun çelişki oluşturduğu, öte yandan davacı Hazinenin mera iddiası yönünden Hazine dayanağı tahrir kaydının ve 1 03... parsel ile 1 12... parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kaydının aidiyeti hususunda usulüne uygun şekilde uygulama yapılmadığı gibi yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı,
taşınmazların niteliği, kadim mera olup olmadığı, tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı hususunda dava konusu taşınmazların sınırları içerisinde bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı olarak beyan alınmadığı anlaşılmıştır.
5.Hal böyle olunca; taşınmazınların bulunduğu yere ait özellikle askeri haritalar ile geniş ölçekli memleket haritaları, 1 03... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas K.evvel 328 tarih, 1 sıra tapu kaydı ile 1 12... parsel sayılı taşınmaza revizyon gören Mayıs 1941 tarih, 38 sıra numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile oluşumuna esas kayıtlar getirtilerek dosya ikmal edilmelidir.
Bundan sonra taşınmazlar başında elverdiğinde yaşlı, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat fakültelerinin toprak bölümünde ihtisaslı ve önceki keşiflere refakat etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi ile 2 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişiden teşekkül eden bilirkişi kurulu ve daha evvel dosyaya rapor ibraz etmemiş 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydı ile çekişmeli 1 03... ve 1 12... parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtları mevkisi ve tüm hudutları ile uygulanarak zeminde tek tek gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar teknik bilirkişi haritasında işaret ettirilmeli, uygulama sırasında özellikle eski tarihli askeri haritalardan istifade edilerek tahrir kaydında yazılı hudut yerleri bu haritalar vasıtasıyla belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu,
kimden nasıl intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; teknik bilirkişilerden yapılan keşfi, tespit edilen hudutları ve uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı, denetime elverişli krokili rapor alınarak bu suretle tahrir kaydının ve taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmelidir.
6.Kayıt kapsamları belirlendikten sonra 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldıklarını, taşınmazların meradan açılan, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, önceki bilirkişi raporlarının içeriğini de denetleyecek şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
7.Harita mühendislerinden teşekkül eden bilirkişi kuruluna dosyada mevcut en eski tarihli hava fotoğrafları ile askeri haritalar üzerinde inceleme yaptırılarak davacı dayanağı tahrir kaydında yazılı hudut yerlerine ilişkin denetleme yapılmalı, çekişmeli taşınmazların ve mera tahsis haritası kapsamında kalan tüm taşınmazların bir bütün halinde hava fotoğraflarında gözüken nitelikleri, mera olup olmadıkları, fiilen tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadıkları, sınırlarının belirgin olup olmadığı, çevre arazilerden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, ayrıca mera tahsis haritası ile davacı Hazinenin dayandığı arazi tahrir kaydının kapsadığı alanları gösteren kroki düzenlettirilmelidir.
8. Bu şekilde yapılan tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sayılan nedenlerden ötürü kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığı gibi bozma gereklerine de riayet edilmediği anlaşılmakla davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmüş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4125, K. 2025/4353, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama