KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/4138 E., 2026/2061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2026
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1529 E., 2025/145 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çüngüş Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/385 E., 2022/92 K.
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde çalışma alanında bulunan 1 70... parsel numaralı taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Aynı yer 1 70... parsel numaralı taşınmaz da ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit yapıldıktan sonra 30 günlük ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açıldığından kadastro tespiti kesinleşmemiş, Ergani 1. Kadastro Mahkemesinin 2013/162 Esas, 2014/124 Karar sayılı 24.10.2014 tarihli kararıyla, dava konusu 1 70... parsel yönünden davanın reddine, kadastro tutanaklarının tespiti gibi tesciline karar verilmiş, karar 22.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 70... parsel ile 1 70... parsel numaralı taşınmazların 30-40 yıl kadar babasının zilyet ve tasarrufunda olduğu, babasının sağlığında paylaştırması neticesinde, 30-35 yıldır da kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, kendisi lehine kazandırıcı zaman aşımıyla edinme koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek tapu iptali ve adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu ve özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporlarından ve çekilen fotoğraflardan dava konusu taşınmazların boş vaziyette, ham toprak yapısına sahip olduğu ve tarım arazisi niteliğinde olmadığı, imar- ihya edilmediği, hava fotoğrafı incelemelerine göre taşınmazlar üzerinde 1994 yılında dahi tarımsal faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, bilimsel verilere dayalı teknik bilirkişi raporları karşısında takdiri delil niteliğindeki tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı,
davacı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla. İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- KARAR -
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4138, K. 2026/2061, 12 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama