KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/5086 E., 2025/5397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1172 E., 2025/1523 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/76 E., 2022/29 K.
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Konya ili, ... ilçesi, ... köyü 1 30... parselde kayıtlı bulunan tarla vasıflı taşınmazın 03.05.2001 tarihinde gerçekleştirilen kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit edildiği, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde davalı adına oluşan tapusunun iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya da katılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakdüşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, zira kadastro sonrası da zilyetliğin devam ettiğini ve davalıların da bu zilyetliği hiçbir zaman tartışma konusu yapmadıklarını, dosyadaki delillerin de bunu doğruladığını, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da kadastro sonrası zilyetliğe dayalı tapu iptali davalarında hak düşürücü sürenin uygulanmayacağının açıkça belirtildiğini, buna rağmen Yerel Mahkemenin işin esasına girmeden hatalı şekilde süre yönünden davayı reddettiğini, oysa deliller toplanıp işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda Konya ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 30... parselde kayıtlı bulunan 90.413,72 metrekare tarla vasıflı taşınmaz tapu kaydı ile ... adına tespit ve 03.05.2001 tarihinde tescil edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 03.05.2001 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 07.02.2020 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5086, K. 2025/5397, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama