KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/6818 E., 2026/1770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2026
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/994 E., 2025/859 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bingöl 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/2 E., 2022/109 K.
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
... ili, ..., ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında 1 24... parsel(eski 142) sayılı 854, 36... miktarlı mera nitelikli taşınmazın senetsizden irsen intikal ve taksimen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden ... adına tespit edildiği, askı ilanın 06.11.1981 tarihinde sona erdiği, tespite ... tarafından mera iddiası ile itiraz edildiği, Komisyonun 02.12.1982 tarihli kararı ile itirazın reddedildiği, 142 parselin davalı olduğu itiraz eden tarafından dava açılması gerektiğinin belirtildiği, komisyon kararının 11.12.1983 tarihinde tebliğ edildiği, 06.01.1983 tarihinde açılan davada ...
Tapulama Mahkemesinin 29.05.1984 tarihli 44E., 96 K. sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 19.11.1985 tarihli 14380 E., 12706 K. sayılı kararı ile tespite itiraz edenin itiraz yetkisi bulunmadığından tespitin kesinleştiği, dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, görevsizlik kararı ile dosyanın geldiği Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.1990 tarihli 1990/98E., 1990/310K. sayılı kararı ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği,
kararın 29.04.1991 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 04.01.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili; dava konusu 1 24... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mera niteliği ile kamu orta malı olarak tespit edildiğini, babası adına tapuda kayıtlı 2 ve 3 nolu parsellere bitişik olan taşınmazın irsen kalan bir taşınmaz olup 1950’li yıllardan itibaren uzun yıllar boyunca taşınmaz üstündeki yapının lokanta ve kahvehane olarak işletildiğini ileri sürerek tapu kaydınin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmaz mera vasfı ile tapuda kayıtlı bulunduğu için özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması sebebi ile davacının dava dilekçesindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığı ve kanunun imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği için aradığı şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği vekili; dava konusu taşınmaz hakkında daha önceden verilmiş bir Mahkeme kararı olduğunu, kesin hüküm bulunduğunu, taşınmazın köy halkı tarafından kullanıldığını, kadim mera olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro öncesi nedene ait her türlü iddianın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, tutanağın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık süre hak düşürücü süre geçmiş olup hak düşürücü süre davanın görülebilirlik şartı olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6818, K. 2026/1770, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama