KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2025/702 E., 2025/664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2663 E., 2024/1544 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çivril 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/99 E., 2022/322 K.
Karar Metni
499 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 29.11.2024 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan bir tanesinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların davada muvafakatlerinin sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi )
tartışmasızdır. Mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi hukuki nedenlerine dayalı miras payı oranında açılan tapu iptal ve tescil davasının dinlenme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye temsilci tayin edilerek yargılamaya devam edilmesinin de pay oranında açılan davanın dinlenmesini mümkün hale getirmeyeceği açıktır.
Dosya içeriğinden; davacının dava dilekçesinin sonuç kısmında dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile verasetteki miras payları oranında tesciline karar verilmesini talep ettiği, anılan talep terekeye iade istemi mahiyetinde olsa da İlk Derece Mahkemesince murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının miras payı oranında tapu kaydının iptali ve tesciline karar verdiği, bahse konu kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi ile davacının talebini miras payına hasrettiğinin kabulü gerekeceği, davacının ve davalı ...’nin murisin miraçsıları olduğu anlaşılmıştır.
Bu bilgiler ışığında, mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi hukuki nedenlere dayalı miras payı oranında açılan tapu iptal ve tescil davasının dinlenme olanağı bulunmasa da davacı tarafından mirasçı olan davalıya karşı miras payı oranında ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı dava açılmasının önünde bir engel yoktur.
Ne var ki, dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihindeki değeri 337.950,00 TL, davacının 4/24 miras payına isabet eden değer 56.325,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalmaktadır.
Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/702, K. 2025/664, 17 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama