KÜNYE
10. Ceza Dairesi 2020/11940 E., 2025/7960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2018/3700 E., 2019/500 K.
- Suç
- Uyuşturucu madde ticareti yapma
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Dairemizin bozma kararı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Sanık hakkında 04.10.2016 tarihli eylemi nedeniyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan 09.11.2016 tarihli iddianame ile açılan kamu davası üzerine İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 01.02.2017 tarihli, 2016/455 Esas ve 2017/16 sayılı Karar ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, karara yönelik yapılan istinaf başvurularının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince esastan reddine karar verildiği, esastan ret kararının Dairemizin 07.05.2018 tarih, 2018/705 Esas ve 2018/3861 Karar sayılı ilamıyla düzeltilerek onandığı;
temyize konu dosya yönünden ise sanık hakkında, 31.08.2016 tarihli eylemi nedeniyle “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan, 23.05.2017 tarihinde iddianame düzenlendiği, bu haliyle belirtilen suç tarihleri arasında hukuki kesintinin oluşmadığı anlaşıldığından;
hüküm verilerek kesinleşen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 04.04.2017 tarihli, 2017/612 Esas ve 2017/665 Karar sayılı dosyasındaki eylemi ile 31.08.2016 tarihli eylemi zincirleme suç oluşturduğundan, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezadan, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubuna karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eylemlerin iki ayrı suç kabul edilerek sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
2. Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair 21.02.2018 tarihli ve 2018/311 Esas, 2018/470 Karar sayılı kararının, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2018/3785 Esas, 2018/5711 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu,
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulup duruşma açılarak yeniden İlk Derece Mahkemesine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla.
İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2018 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının Yargıtayca bozulması nedeniyle, hem Bölge Adliye Mahkemesince hem de İlk Derece Mahkemesince verilmiş olan hükümler tamamen ortadan kalkacağından, Dairemizin bozma kararından sonra,
Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 230 ve 232. maddeleri ve aynı Kanun'un 223. maddesine göre, hükmün ne olduğunun hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilip kesinleştiği takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeyecek ve infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/11940, K. 2025/7960, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama