Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/16429 E. , 2025/722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/481 E., 2019/240 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıta
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/16429 E. , 2025/722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/481 E., 2019/240 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 05.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 24.07.2023 tarihli ve 2023/13998 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90283 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90283 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında inceleme dışı evvelce 01/08/2014 tarihinde işlediği suçtan yapılan soruşturma sonunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 25/12/2014 tarihli ve 2014/1521 soruşturma, 2014/27 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, sanığın aynı nev'iden suçu tekrar işlemesi nedeniyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 21/09/2017 tarihli ve 2017/3020 soruşturma, 2017/534 esas, 2017/178 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine dair Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2017/426 esas, 2018/715 sayılı kararının Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30/06/2022 tarihli ve 2019/700 esas, 2022/1540 sayılı kararı ile "Sanığın ihlal eylemi olarak gösterilen 21.10.2016 tarihli eyleminin sübut görülmemesi sebebiyle sanığın kesinleşen Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/481 Esas, 2019/240 Karar sayılı dosyasında 15.03.2017 suç tarihli eylemine ilişkin dosyanın onaylı örneğinin getirtilerek söz konusu dosyadaki suçun ihlal eylemi olup olmadığı zincirleme suç kapsamında veya müstakil suç olup olmadığı değerlendirilerek ve Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesindeki suçunun ihlal eylemi olarak kabul edilmesi halinde o dosyadaki hükümle ilişkin kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunmak suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluk bulunması, Kabule göre de; Sanık hakkında ihlal eyleminin sübut görülmemesi halinde durma kararı verilmesi yerine, sanığın beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı ... hükmün BOZULMASINA," karar verildiği; İnceleme dışı bahse konu dosyada sanığın 21/10/2016 tarihinde işlediği suç nedeniyle tanzim edilen Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3020 soruşturma, 2017/534 esas, 2017/178 sayılı iddianame tarihinin 21/09/2017 olduğu; incelemeye konu dosyada ise, sanığın 15/03/2017 tarihli eylemi nedeniyle düzenlenen Kovancılar Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1189 soruşturma, 2017/414 esas, 2017/375 sayılı iddianame tarihinin ise 09/10/2017 olduğu; her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlendiği tarihten önce işlendiği, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6318 esas, 2017/6699 sayılı karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlâl; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği nazara alındığında, inceleme konusu 15/03/2017 tarihli suçun, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/09/2017 tarihli iddianameden önce işlendiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin ihlal veya zincirleme suç hükümleri yönünden değerlendirilerek hukuki durumunun tayini gerektiği ve bu nedenle birleştirme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 15.03.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kovancılar Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2017 tarihli ve 2017/1189 Soruşturma, 2017/414 Esas, 2017/375 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, B. Yapılan yargılama sonucunda; Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.09.2019 tarihli ve 2017/481 Esas, 2019/240 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dayanak Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/356 Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesinde; Şüpheli hakkında, 01.08.2014 ve 06.08.2014 tarihli eylemleri nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrı ayrı kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin erteleme süresi zarfında 21.10.2016 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2017 tarihli ve 2017/3020 Soruşturma, 2017/534 Esas ve 2017/178 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2017/426 Esas, 2018/715 Karar sayılı kararı ile verilen beraat kararının aleyhe istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2019/700 Esas, 2022/1540 Karar sayılı kararı "Sanık hakkında işlemiş olduğu iddia edilen 06.08.2014 tarihli eylemi nedeniyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.10.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, ayrıca 01.08.2014 tarihli eylemine ilişkin Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1521 soruşturma numaralı dosyası üzerinden kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararların denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği ve denetim dosyalarının infazen kapatıldığı, 21.10.2016 tarihinde işlediği iddia edilen Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak eyleminin ihlal kabul edilerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının kaldırılarak sanık hakkında kamu davası açıldığı, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/6318 Esas, 2017/6699 Karar; 2016/1583 Esas, 2016/3200 Karar; Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2013/2965 Esas, 2017/3222 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önceki tüm uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin suçun temadi etme özelliği karşısında tek suç; bu aşamadan sonra ilk kullanma/bulundurma eyleminin ihlal; iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşen kullanma/bulundurma şeklindeki birden fazla eylemin ise TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Sanığın ihlal eylemi olarak gösterilen 21.10.2016 tarihli eyleminin sübut görülmemesi sebebiyle sanığın kesinleşen Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/481 Esas, 2019/240 Karar sayılı dosyasında 15.03.2017 suç tarihli eylemine ilişkin dosyanın onaylı örneğinin getirtilerek söz konusu dosyadaki suçun ihlal eylemi olup olmadığı zincirleme suç kapsamında veya müstakil suç olup olmadığı değerlendirilerek ve Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesindeki suçunun ihlal eylemi olarak kabul edilmesi halinde o dosyadaki hükümle ilişkin kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunmak suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluk bulunması, Kabule göre de; Sanık hakkında ihlal eyleminin sübut görülmemesi halinde durma kararı verilmesi yerine, sanığın beraatine karar verilmesi, " gerekçesi ile beraat hükmünün bozulduğu ve Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/356 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiği, inceleme tarihi itibarıyla da dosyanın derdest olduğu, Anlaşılmıştır. D. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibarıyla da usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Dosyalar kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 15.03.2017 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturma bilgisine rahatlıkla ulaşılabileceği, sanığın diğer eylemlerine konu davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği de dikkate alındığında, incelemeye konu Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2017/481 Esas, 2019/240 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 15.03.2017, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.10.2017 olduğu, dayanak Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/356 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihlerinin 01.08.2014 ve 06.08.2014, iddianame düzenleme tarihinin 21.09.2017 olduğu, eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı gibi, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2019/700 Esas, 2022/1540 Karar sayılı kararı ile ihlal sayılan eyleminin sübut görülmemesi halinde durma kararı verilmesi yerine beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli beraat kararının bozulduğu, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen bozma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılması, gerektiğinde ve hukuken mümkün olduğunda her iki davanın birleştirilmesi, sanığın eyleminin, erteleme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden önce mi işlendiği, erteleme kararının ihlâli mi olduğu ya da zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı veya eylemin bağımsız suç mu oluşturacağı hususlarının irdelenmesi ve sanığın hukuki durumunun tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2017/481 Esas, 2019/240 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi.