Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/16456 E. , 2025/919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/919 E., 2018/277 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıta
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/16456 E. , 2025/919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/919 E., 2018/277 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 12.04.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 27.07.2023 tarihli ve 2023/13462 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90184 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90184 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.09.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar, 22.09.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca şüphelinin bilinen son adresine usule uygun şekilde tebligat yapılarak denetime başlandığı, Ankara Batı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 18/10/2017 tarihli çağrı kağıdı ile 07.11.2017 tarihli uyarılı davetname yazısının ise öncelikle sanığın bilinen son adresi olup aynı zamanda mernis adresi olan "....Mah.... Bulvarı No:74 İç Kapı No:16 .../Ankara" adresine öncelikle mernis şerhi olmadan tebligat çıkarılması gerekirken, anılan adrese doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre usulsüz olarak tebliğ edildiği, sanığın müracaat etmemesi üzerine de ısrar şartının oluştuğu kabul edilerek kayıtların kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açıldığı, söz konusu denetim sırasında yapılan tebligatların usulsüz olduğu ve ayrıca uyarı hususunda karar alınarak sanığın bilinen adresine tebligat çıkartılması gerekirken uyarı kararı alınmayarak sanığa tebliğ edilmediğinden ısrar koşulunun oluşmadığı, bu nedenle de kovuşturma şartı bulunmadığı ve sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilemeyeceği, bu halde kamu davasının açılmasının şarta bağlanmış olduğu gözetilerek, kamu davası açılmasının koşulları gerçekleşmemesine rağmen dava açılmış olduğu anlaşılmakla, Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 31.05.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 14.09.2017 tarihli ve 2017/17394 Soruşturma, 2017/155 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüphelinin bilinen adresine tebliğe çıkarılarak 22.09.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 18.10.2017 tarihinde Ankara Batı Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Ankara Batı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 18.10.2017 tarihli ve 2017/1509 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 23.10.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 07.11.2017 tarihli uyarılı çağrı yazısının 13.11.2017 tarihinde yine 7201 sayılı Kanun'un 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 24.11.2017 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2017 tarihli ve 2017/38778 Soruşturma, 2017/8555 Esas, 2017/6683 sayılı iddianamesi ile Ankara Batı 8.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.03.2018 tarihli ve 2017/919 Esas, 2018/277 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve aynı Kanun'un 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/ 1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.09.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, 22.09.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca şüphelinin bilinen son adresine usule uygun şekilde tebliğ edilerek denetime başlandığı, Ankara Batı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 18.10.2017 tarihli çağrı kağıdı ile 07.11.2017 tarihli uyarılı çağrı yazısının ise öncelikle sanığın bilinen son adresi olup aynı zamanda MERNİS adresi olan ".... Mah. ... Bulvarı No:74 İç Kapı No:16 .../Ankara" adresine öncelikle MERNİS şerhi olmadan tebligat çıkarılması gerekirken, anılan adrese doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre usulsüz olarak tebliğ edildiği, sanığın Müdürlüğe başvurmaması üzerine de ısrar şartının gerçekleştiği kabul edilerek kayıtların kapatılması ve Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açıldığı, Müdürlükçe yapılan tebligatların usulsüz olduğu, bu nedenle, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği, kovuşturma şartı olan "ısrar" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 223/8.maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması ve infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2017/919 Esas, 2018/277 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.02.2025 tarihinde karar verildi.