İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/17380 Karar: 2025/1128 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/17380 K.2025/1128

10. Ceza Dairesi 2023/17380 E. , 2025/1128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/44 E., 2015/179 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : a. Mahkûmiyet (tüm sanıklar hakkında) b. Beraat (sanık ... hakkında birleşen dosya bakımından) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neti

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/17380 E. , 2025/1128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/44 E., 2015/179 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : a. Mahkûmiyet (tüm sanıklar hakkında) b. Beraat (sanık ... hakkında birleşen dosya bakımından) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neti

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/17380 E. , 2025/1128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/44 E., 2015/179 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : a. Mahkûmiyet (tüm sanıklar hakkında) b. Beraat (sanık ... hakkında birleşen dosya bakımından) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin "03.12.2014, 22.12.2014, 13.01.2015" yerine "30/09/2014-13/01/2015 arası" şeklinde yazılması Mahkemesince düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir. A. Sanıklar ...,...,..., ve .... hakkında kurulan hükümler yönünden; Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan .... (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.09.2012 tarihli ve 2010/393 Esas, 2012/563 Karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetin, 5237 sayılı TCK'nın 106/1. maddesinin birinci cümlesinde düzenlenen "tehdit" suçuna ilişkin olduğu ve 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde yapılan değişiklikle bu suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşıldığından, bu ilamla ilgili olarak yasal değişiklik sonrası bir uyarlama işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılarak, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, B. Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü yönünden; Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi kapsamına göre, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Sanığın birleşen dosyadaki eylemi nedeniyle beraatine karar verilmiş ise de; aynı dosya kapsamında yargılaması yapılan 03.12.2014 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, böylece sanığın aynı davada bütün suçlardan beraat etmemesi nedeniyle sanık lehine vekalet ücretinin hükmedilmemesinde, bu aşamada hukuka aykırılık tespit edilmediğinden, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün ONANMASINA, C. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden; 03.12.2014 tarihli somut olayda, dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 139/4. maddesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesine göre sanıklara atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir hükmü karşısında, suç örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediğinden usulüne uygun şekilde alınmış suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesi kapsamında bir gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karardan bahsedilemeyeceği, ancak suçun sübutunun tespiti için sanıklardan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacı adli kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceğinden, gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılması, adli kolluk görevlisi olduğunun tespiti halinde, tanık olarak dinlenip olay raporu içeriği okunup diyeceklerinin sorulması ve sanıkların kimlik tespitlerinin ne şekilde yapıldığı hususunun araştırılıp tespit edildikten sonra sanıkların hukuki durumlarının tespit edilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA, D. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, 22.12.2014 tarihinde diğer sanık ...'ten ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sanığın sattığının sabit olduğu, ancak; 13.01.2015 tarihinde ikametinde ele geçirilen uyuşturucu maddeyi daha sonra temin ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı ve 22.12.2014 tarihinde diğer sanık ...'ten ele geçirilen uyuşturucu maddenin devamı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle eylemin tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, E. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Dosya kapsamına göre, aleyhinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine yeterli delil bulunmadığı aşamada 22.12.2014 tarihinde diğer sanık ... ile birlikte kendisinden ele geçirilen kullanma sınırındaki uyuşturucu maddeyi satmak için bulundurduğunu beyan ederek ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinden sonra diğer sanık ...'in uyuşturucu madde sattığını beyan etmesi üzerine aynı tarihte diğer sanık ...'in ikametinde yapılan aramada uyuşturucu maddenin ele geçirilmesine ve adı geçenin suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla