Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/17471 E. , 2025/5210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/225 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/17471 E. , 2025/5210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/225 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Karşıyaka (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.07.2013 tarihli, 2013/16 Esas ve 2013/619 Karar sayılı kararı ile verilen 10 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 191/7. maddesi uyarınca aynen infazına dair Karşıyaka (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.11.2013 tarihli, 2013/16 Esas ve 2013/619 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın, "reddine" kesin olarak karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 06.09.2023 tarihli ve 2023/15394 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2023 tarihli ve KYB-2023/97423 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2023 tarihli ve KYB-2023/97423 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1-Sanık hakkında Karşıyaka 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11/07/2013 tarihli ve 2013/16 esas, 2013/619 sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca sanığın mernis adresine doğrudan 05/08/2013 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, somut olayda, Karşıyaka 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11/07/2013 tarihli sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğinin usulsüz olduğu ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı cihetle, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 19/09/2013 tarihli çağrı kağıdının sanığın mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince 24/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği, yukarıda izah edildiği üzere öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, anılan Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, belirtilen usule uyulmaksızın sanığın doğrudan adres kayıt sistemindeki adresine yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu anlaşıldığından sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 24.10.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2013 tarihli ve 2012/16609 Soruşturma, 2013/102 Esas, 2013/54 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Karşıyaka (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.07.2013 tarihli, 2013/16 Esas ve 2013/619 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan karar tarihinde yürülükte olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile birlikte aynı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunduğu, sanığın yokluğunda verilen kararın doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 05.08.2013 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilerek 10.09.2013 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştirildiği, C. Hükmün infazı aşamasında, sanığın çağrıya uymayarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, Karşıyaka (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.11.2013 tarihli ve 2013/16 Esas, 2013/619 Karar sayılı ek kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/7. maddesi uyarınca hükmolunan 10 ay hapis cezasının "aynen infazına" karar verildiği, D. Sanığın 18.11.2013 tarihli dilekçe ile 10 ay hapis cezasının "aynen infazına" dair ek karara itirazı üzerine, mercii Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.11.2013 tarihli ve 2013/225 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın, "reddine" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. E. Karşıyaka (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.07.2013 tarihli, 2013/16 Esas ve 2013/619 Karar sayılı kararının 05.08.2013 tarihinde tebliğ edilmek suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usûlsüz olduğu ve bu nedenle anılan kararın kesinleşmediği ve bu aşamadan sonra yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olduğu, dolayısıyla tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri sürecinin başlamadığı, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı gerekçesiyle aynen infaz kararı verilemeyeceği ve sanığın 18.11.2013 tarihli dilekçesinin usûlüne uygun kesinleştirilmeyen Karşıyaka(Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.07.2013 tarihli ve 2013/16 Esas ve 2013/619 Karar sayılı kararı hakkında olduğu gözetilerek, talep konusu ile ilgili "karar verilmesine yer olmadığı kararı" verilip temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay ilgili Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2013 tarihli ve 2013/225 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde karar verildi.