Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/22137 E. , 2025/4655 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2016/326 E., 2017/101 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sivas Çocuk Mahkemesinin y
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/22137 E. , 2025/4655 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2016/326 E., 2017/101 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sivas Çocuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5-6. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 15.05.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.10.2023 tarihli ve 2023/17016 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115558 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115558 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuğa, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/2. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanmamış ise de, mahkeme tarafından 22/02/2017 tarihinde alınan ifadesi sırasında suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını ikmal ettiği anlaşıldığından, bu husus kanun yararına bozma değerlendirilmesi dışında bırakılarak yapılan incelemede; 1- Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar suça sürüklenen çocuğa aynı evde birlikte mukim annesi ...'e 09/11/2015 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 20/04/2017 tarihli ve 2017/479 esas, 2017/2838 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karara, yaşı küçük şüphelinin ve dolayısı ile şüpheliye soruşturma aşamasında 5271 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin de itiraz hakkının bulunduğu, itiraz hakkının kullanılabilmesi için yaşı küçük şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafiine de ilgili kararın tebliğ edilmesi gerektiği, 09/11/2015 tarihinde 18 yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/2. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanarak kararın müdafiiye tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmediği, bununla beraber söz konusu 13/10/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Kabule göre ise; Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1 maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasına hükmedildikten sonra anılan kanunun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 1 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesini müteakip, anılan kanunun 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığında, gün, ay ve yıl hesabına göre 13 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, fazla infaza neden olacak şekilde 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 23.09.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2015 tarihli ve 2015/11358 Soruşturma, 2015/107 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 02.09.2016 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2016 tarihli ve 2015/11358 Soruşturma, 2016/3102 Esas, 2016/261 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Sivas Çocuk Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.04.2017 tarihli ve 2016/326 Esas, 2017/101 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5-6. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, karar şüpheliye tebliğ edilmişse de, şüpheliye soruşturma aşamasında 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin de itiraz hakkının bulunduğu, itiraz hakkının kullanılabilmesi için yaşı küçük şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafiine de ilgili kararın tebliğ edilmesi gerektiği, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen ve kesinleştirilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 02.09.2016 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, şüpheli ve zorunlu müdafiine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olduğu, ancak; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3, 62. maddeleri uyarınca temel ceza üzerinden yapılan indirimler neticesinde hükmolunan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası doğru olduğundan kanun yararına bozma talebi kısmen yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE, B. Sivas Çocuk Mahkemesinin 17.04.2017 tarihli ve 2016/326 Esas, 2017/101 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.