Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/22141 E. , 2025/5765 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/186 E., 2023/142 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı T
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/22141 E. , 2025/5765 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/186 E., 2023/142 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62. ve 53. maddeleri ile basit yargılama usûlü uygulanarak 5271 sayılı CMK'nın 251/3-son cümlesi gereği, 7 ay 15 gün hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedildiği ve hükmün, 15.03.2023 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/17818 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115523 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115523 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında tedavi ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/06/2014 tarihli kararını müteakip Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan çağrı yazısına dair tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan sanığın adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, denetimli serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan tebligatın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu gibi, sanığın başvurmaması üzerine "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı içeren ikinci tebligatın da yapılmayarak sanık hakkındaki denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden davanın durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, A-Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17/10/2022 tarihli ve 2022/1910 esas, 2022/16247 karar sayılı ilâmı ile; " "Sanığın yokluğunda verilen... tarihli kararının tebliğe çıkarılmasını müteakip, bila ikmal iade edilmesi sonrasında, anılan kararın sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri gereğince usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmediği cihetle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden" bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla... İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden..." şeklinde de belirtildiği üzere, Sanığın yokluğunda verilen Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/03/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin tebligatın da yine doğrudan sanığın adres kayıt sisteminde yer alan adresine çıkartılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri gereğince usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmediği cihetle, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanamayacağı gözetilmemesinde, B- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Sanığın duruşmada hazır bulunmaması" başlıklı 193/2. maddesinin; "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklinde ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklinde belirtilen istisnaî durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı cihetle, mahkemesince kovuşturma aşamasında usûlüne uygun şekilde savunması tespit edilmeyen sanık hakkında savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde sanığın tensiben mahkûmiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 27.05.2011 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2011 tarihli ve 2011/114740 Soruşturma, 2011/45976 Esas, 2011/23701 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Ankara (Kapatılan) 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2011/1701 Esas, 2014/676 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 11.09.2014 tarihinde kesinleştiği, C. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, 29.09.2015 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek yapılan yargılama sonucunda Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.03.2017 tarihli ve 2015/1295 Esas, 2017/391 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. ve 8. fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 17.04.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştirildiği, D. Sanığın denetim süresi içinde 20.12.2021 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak, tensiben dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.02.2023 tarihli ve 2023/186 Esas, 2023/142 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62. ve 53. maddeleri ile basit yargılama usûlü uygulanarak 5271 sayılı CMK'nın 251/3-son cümlesi gereği, 7 ay 15 gün hapis cezası cezalandırılmasına ve sanık hakkında hak yoksunluğuna karar verildiği ve hükmün itirazın süre yönünden reddi üzerine kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; her ne kadar kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkartılan çağrı yazısına dair tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan sanığın adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğ edildiğinden usule aykırı olduğu ve uyarı içeren ikinci tebligatın da yapılmayarak sanık hakkındaki denetimli serbestlik dosyası kapatıldığından bahisle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden davanın durmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek inceleme konusu kararın bozulması talep edilmiş ise de, Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2014/3392 DS sayılı dosyası kapsamında sanığın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade gelmesi üzerine yerleşim yeri adresinin Aydıncık/Yozgat olduğundan bahisle yetki yönünden dosyanın Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ve Yozgat Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2015/229 DS sayılı dosyası üzerinden çıkarılan çağrı yazısının muhatapla aynı konutta oturan yakınına 10.03.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yükümlünün başvurmaması üzerine dosyasının kapatıldığı anlaşıldığından, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.05.2019 tarihli ve 2018/172 Esas, 2019/373 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemekle birlikte; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, 1. Sanığın yokluğunda verilen Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin gerekçeli karar tebligatın doğrudan sanığın adres kayıt sisteminde (MERNİS) yer alan adresine çıkartılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri gereğince usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle 27.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 2. Mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği durumda; iddianamenin, sanık, varsa mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin isteneceği, tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususunun da belirtilmesinden sonra gerekirse toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edildikten sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilebileceği, mahkûmiyet kararı verildiği takdirde ise belirlenecek sonuç ceza miktarının 5271 sayılı CMK’nın 251/3. maddesinin son cümlesine göre dörtte bir oranında indirileceği, koşulları bulunması halinde de kısa süreli hapis cezası belirlenmiş ise seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya hapis cezasının ertelenebileceği ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtileceği, 5271 sayılı CMK’nın 252. maddesine göre, bu şekilde verilen kararların itiraz kanun yoluna tabi olduğu, itiraz üzerine ise hükmü veren mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacağı, bu aşamadan sonra ise mahkemenin 5271 sayılı CMK’nın 252/2. maddesi uyarınca hüküm verirken, sanığın itirazı halinde daha önce 251. madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığı, ancak itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251/3. maddesi uyarınca yapılan indirimin korunacağı, bu şekilde kurulan hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabileceği gözetilmeksizin, Mahkemece, basit yargılama usulü ile ilgili usûlü işlemler yerine getirilmeksizin ve sanığa herhangi bir tebligat yapılmaksızın, tensiben sanık hakkında belirlenen sonuç cezadan 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesinin son cümlesi uyarınca ¼ oranında ceza indirimi yapılması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli ve 2023/186 Esas, 2023/142 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.