İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2023/22159 Karar: 2025/4673 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/22159 K.2025/4673

10. Ceza Dairesi 2023/22159 E. , 2025/4673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/39 E., 2020/162 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 28. Asliye Ceza

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2023/22159 E. , 2025/4673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/39 E., 2020/162 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 28. Asliye Ceza

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2023/22159 E. , 2025/4673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/39 E., 2020/162 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 192/3., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Yasa ile değişik aynı Kanun'un 191/8. maddesi gereğince koşulları oluşmakla 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 27.04.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.10.2023 tarihli ve 2023/16891 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/109828 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/109828 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 18/10/2018 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2020 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Sanık hakkında, daha önce 16/09/2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/11/2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesini takiben, şüphelinin denetim yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın üzerinde bulundurduğu uyuşturucu maddeyi güvenlik güçlerine kendi rızası ile teslim ettiğinden bahisle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin Şanlıurfa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2016 tarihli ve 2015/782 esas, 2016/404 sayılı kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 16/09/2014 tarihinde işlediği suça ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/11/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmediği gibi denetimli serbestlik sürecinde ya da kovuşturma sırasında hiçbir aşamada sanığa bu hakkının bildirilmediği cihetle kamu davasının açılmasının ertelenmesi geçerliliği ortadan kalkmış olduğundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesindeki şartın gerçekleşmediği ve sonraki eylemin tek başına dava konusu yapılmayıp her iki suça ilişkin dava dosyalarının birleştirilerek tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma incelemesine konu İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/39 Esas, 2020/162 Karar sayılı kararın başlığında Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede mahkeme esas numarasının "2019/39" yerine "2019/29" olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede; A. Şüpheli hakkında, 18.10.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2019 tarihli ve 2019/4557 Soruşturma, 2019/1989 Esas, 2019/1600 Karar sayılı iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, kanun yararına bozma istemine konu İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/39 Esas, 2020/162 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 192/3., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Yasa ile değişik aynı Kanun'un 191/8. maddesi gereğince koşulları oluşmakla 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz edilmeksizin 27.04.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. B. Dosya arasında bulunan İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2016 tarihli ve 2015/782 Esas, 2016/404 Karar sayılı kararının incelenmesinde; Şüpheli hakkında 16.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2014 tarihli ve 2014/87259 soruşturma sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2015 tarihli ve 2014/87259 Soruşturma, 2015/24713 Esas, 2015/20590 Karar sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2016 tarihli ve 2015/782 Esas, 2016/404 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, temyiz edilmeksizin 18.04.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. C. Her ne kadar, sanık hakkında, 18.10.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2019 tarihli iddianamesiyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; Daha önceden, 16.09.2014 tarihli aynı nitelikteki suç nedeniyle verilen 10.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın ihlâl edilmesi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında açılan kamu davası sonunda, İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesince 18.03.2016 tarihinde "ceza verilmesine yer olmadığına" kararının verildiği ve kararın kesinleştiği gözetildiğinde, sanık hakkında verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliğinin kalmadığı, sanığın ilk kez 16.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunup ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen suçtan sonra işlemiş olduğu 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi kapsamındaki suçtan, hakkında "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması" kararı verilmeksizin doğrudan kamu davası açılamayacağı, mahkemece, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" dair karar verilmek üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.06.2023 tarihli ve 2023/87662 Soruşturma sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve incelemeye konu suç tarihi olan 18.10.2018 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61.maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/39 Esas, 2020/162 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla