Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2023/23268 E. , 2025/6661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/242 E., 2018/623 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargı
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2023/23268 E. , 2025/6661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/242 E., 2018/623 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 10.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/1528 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/122557 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/122557 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04.03.2020 tarihli ve 2020/1007 esas, 2020/85 karar sayılı ilamında "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde hükmün nelerden ibaret olduğunun belirtilmesi ve sanık hakkında 16.06.2010 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesi karşısında, sanık hakkında verilen anılan kararın yargılamanın yenilenmesine konu olamayacağı..." şeklinde belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında yargılamanın yenilenmesinin mümkün olamayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Diğer yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın 07.02.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yapılan soruşturma neticesinde, sanık hakkında daha önce 01.09.2014 tarihinde işlediği aynı suçtan dolayı Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2016 tarihli ve 2016/59 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı cihetle, 07.02.2018 tarihli eyleme ilişkin olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6 maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması gerektiğinden bahisle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2018 tarihli ve 2018/8922 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda, inceleme konusu yapılan İstanbul 24.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli mahkumiyet kararının verildiği ve anılan kararın 10.09.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, Adı geçen sanığın (inceleme konusu yapılmayan) 01.09.2014 tarihinde işlemiş olduğu aynı neviden suç dolayısıyla Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.11.2014 tarihli ve 2014/1049 soruşturma, 2014/10 sayılı 5 yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesini takiben, sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal ettiğinden bahisle Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2016 tarihli ve 2016/59 sayılı iddianameyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine dair Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli ve 2016/291 esas, 2017/80 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27.11.2017 tarihli ve 2017/1388 esas, 2017/1743 karar sayılı ilamında özetle, sanık hakkında 04.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas teşkil eden 01.09.2014 tarihli ilk uyuşturucu kullanma suçunu işlediğine dair yeterli delil elde edilemediği, bu itibarla mahkumiyet kararının kaldırılarak sanığın beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, bu haliyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, yargılama şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/242 Esas ve 2018/623 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Şüpheli hakkında, 07.02.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2018 tarihli ve 2018/50378 Soruşturma, 2018/12559 Esas, 2018/8922 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.06.2018 tarihli ve 2018/242 Esas, 2018/623 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır. B. Dayanak alınan Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli ve 2016/291 Esas, 2017/80 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 01.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2014 tarihli ve 2014/1049 Soruşturma, 2014/10 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2016 tarihli ve 2014/1049 Soruşturma, 2016/64 Esas, 2016/59 sayılı iddianamesi ile Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/93 Esas, 2016/264 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının karara itiraz ettiği, 4. İtirazı inceleyen mercii Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2016 tarihli ve 2016/671 Değişik iş sayılı kararı ile, itirazın kabulü ile Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/93 Esas, 2016/264 Karar sayılı kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, 5. Mercii kararından sonra, Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli ve 2016/291 Esas, 2017/80 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, 6. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27.11.2017 tarihli ve 2017/1388 Esas, 2017/1743 Karar sayılı kararı ile, mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına ve CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, yargılama konusu 07.02.2018 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2018/242 Esas, 2018/623 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, Sanık hakkında daha önceden 01.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı takiben, şüphelinin denetim süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmaması nedeniyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda verilen, Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2017 tarihli ve 2016/291 Esas, 2017/80 Karar sayılı mahkûmiyet kararının kaldırılarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27.11.2017 tarihli ve 2017/1388 Esas, 2017/1743 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine kesin olarak karar verildiği, bu haliyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan anılan beraat kararından sonra 02.06.2019 tarihli suç nedeniyle 14.03.2024 tarihinde 2022/7829 Soruşturma, 2024/2734 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve incelemeye konu suç tarihi olan 07.02.2018 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kayıtların bulunduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden ve yukarıda açıklandığı üzere incelemeye konu dosyaya dayanak alınan davada beraat kararı verildiği, bu durumda artık şüpheli hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğinin ortadan kalkmış olduğu ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar aynı suçtan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiği de dikkate alınarak, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip incelenmesi, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği veya eylemlerin tek suç, zincirleme suç ya da bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2018/242 Esas, 2018/623 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.