İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/2012 Karar: 2025/5451 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/2012 K.2025/5451

10. Ceza Dairesi 2024/2012 E. , 2025/5451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2015/654 E., 2015/748 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cum

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/2012 E. , 2025/5451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2015/654 E., 2015/748 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cum

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/2012 E. , 2025/5451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2015/654 E., 2015/748 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa 1. Çocuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 10.12.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 10.01.2024 tarihli ve 2023/20703 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2024 tarihli ve KYB - 2024/5450 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2024 tarihli ve KYB - 2024/5450 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1-Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ilâmında "...somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edildiği ancak bu aşamada da şüpheliye erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun hatırlatılmadığı ve TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca kamu davası açılma koşulları oluştuğu gerekçesiyle dava açılarak yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmışsa da, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi de usulsüz olduğundan, bu kararın şüpheli tarafından öğrenilmiş olmasına rağmen, kesinleştiğinden söz edilemez. Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir." şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itiraza tabi olduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz hakkının 15 gün olarak gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise; suça sürüklenen çocuk hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.01.2015 tarihli kamu davasının ertelenmesi kararının itiraz süresinin gösterilmediği, ayrıca denetime başlanmasının ise sonucu değiştirmeyeceği, dolayısıyla suça sürüklenen çocuğa usulüne uygun itiraz hakkı tanınmadan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği cihetle, Mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinde yer alan; "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir..." ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 19. maddesindeki "Çocuğa yüklenen suçtan dolayı Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından erteleme süresi üç yıldır." şeklinde yer alan düzenlemeler ile, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarihli ve 2022/2422 esas, 2022/13626 karar sayılı ilamında yer alan; "...yaşı küçük şüpheli hakkında "5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden "3 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine" karar verilmesi kanuna aykırıdır...5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, ..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Suça sürüklenen çocuk hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında erteleme süresinin 5 yıl yerine, 3 yıl olarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında usulüne uygun olarak verilmiş bir erteleme kararı bulunmadığı, bu itibarla erteleme süresi başlamadığından bu süre içerisinde gerçekleşmiş bir ihlâlden de söz edilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Yaşı küçük şüpheli hakkında, 12.08.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2015 tarihli ve 2014/4075 Soruşturma, 2015/47 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca üç yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüphelinin zorunlu müdafiine 23.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2015 tarihli ve 2014/4075 Soruşturma, 2015/2033 Esas, 201571824 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 1. Çocuk Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.12.2015 tarihli ve 2015/654 Esas, 2015/748 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23 ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 3 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; 12.08.2014 tarihinde uyuşturucu madde kullanımı şüphesi ile hastaneye getirilen sanıktan, Bursa 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.08.2014 tarihli ve 2014/248 değişik iş sayılı kararına istinaden biyolojik örnek alındığı, Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığının 20.10.2014 tarihli raporu ile; kan örneğinde Pheniramine, idrar örneğinde Paracetamol ve Pheniramine, saç örneğinde Paracetamol, Pheniramine, Chorpheniramine ve Propyphenazone bulunduğunun saptandığı, yapılan tahlillerinde uyuşturucu veya uyarıcı maddeye rastlanmadığı, sanığın beyanında uyuşturucu madde kullandığını belirttiği olayda; sanık hakkında soruşturma yapılarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, yükümlülük ihlalinde bulunması üzerine de erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açılmış ise de; kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen ve uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanamayan sanığın, maddî bulgularla desteklenmeyen soyut beyanı dışında, uyuşturucu madde kullandığına dair delil bulunmadığı, sanığın kullandığını söylediği maddenin ele geçmemesi ve kriminal inceleme yapılamamış olması karşısında uyuşturucu madde olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup bu hususun mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğu anlaşıldığından, Kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bursa 1. Çocuk Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli ve 2015/654 Esas, 2015/748 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2- e maddesi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla