İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/2067 Karar: 2024/21088 Tarih: 2024

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/2067 K.2024/21088

10. Ceza Dairesi 2024/2067 E. , 2024/21088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/298 E., 2023/640 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/2067 E. , 2024/21088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/298 E., 2023/640 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/2067 E. , 2024/21088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/298 E., 2023/640 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2016/62 Esas, 2016/159 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.03.2023 tarihli ve 2020/18773 Esas, 2023/2287 Karar sayılı Bozma kararı sonrası yapılan yargılama ile Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/298 Esas, 2023/640 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesi sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısı; "dava zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi sekizinci fıkrası gereğince düşürülmesi" gerektiği gerekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur. III. GEREKÇE Suç tarihinden itibaren temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 16.07.2014 tarihi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğindeki eylemin gerçekleştiği tarih olan 25.03.2015 tarihi arasında duran süre eklendiğinde 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığı ve bozma öncesi mahkûmiyet hükmünün verildiği 18.02.2016 tarihinden sonra bozma sonrası verilen 28.09.2023 tarihli düşme hükmünün zamanaşımı süresini kesmeyeceği ve 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşılarak yapılan incelemede; 1)Bozmaya uyulduğu ancak; gerekçeli kararda, sanığın 22.06.20013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen ve 06.11.2013 tarihinde kesinleşen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararından bahisle ve "sanığın atılı suçu hakkında verilen denetim kararı kesinleşmeden işlediği, dolayısıyla bu suçun denetimi ihlal edecek bir suç olmadığı, sanığın eyleminin yeniden cezalandırılacak bir eylem olmadığı" gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının düşmesine karar verildiği görülerek yapılan inceleme de; UYAP kayıtlarından yapılan araştırmada, sanığın incelemeye konu 28.09.2013 tarihli bu suçu işlediği sırada, Bitlis Sulh Ceza Mahkemesinin 23.10.2013 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kesinleşmediği ve aynı nevi suçtan dolayı açılmış başka bir dava nedeniyle verilip infazda olan herhangi bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle düşme kararı verilmesi, 2) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Tatvan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/298 Esas, 2023/640 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2024 tarihinde karar verildi

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla