Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/3541 E. , 2025/9113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/358 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirti
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/3541 E. , 2025/9113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/358 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/447 esas, 2023/552 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.02.2024 tarihli ve 2023/24996 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20744 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20744 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında, daha önce inceleme dışı 10/01/2022 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 18/01/2022 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, şüphelinin de denetim süresi içerisinde aynı nev'iden suçu yeniden işlemesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2023 tarihli ve 2022/986 esas, 2023/500 sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine karşın, Sanığın incelemeye konu 04/05/2023 tarihinde aynı suçu tekrar işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında, Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2023 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının verildiği, anılan karara sanık tarafından yapılan itiraz üzerine mercii Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 26/09/2023 tarihli ve 2023/358 değişik iş sayılı kararı ile sanık hakkında daha öncesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaması nedeni ile 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 191/4-8 maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken genel hükümlere göre verildiğinden bahisle itirazın kabulü ile sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi amacı ile Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2023 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Kanun ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkında daha önceden kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve denetim süresi içerisinde aynı neviden suç işlediğinden bahisle de kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 04.05.2023 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2023 tarihli ve 2023/2322 Soruşturma, 2023/1028 Esas, 2023/772 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, B. Yapılan yargılama sonucunda; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/447 Esas, 2023/552 Karar sayılı karar verildiği, sanığın itirazı üzerine Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.09.2023 tarihli ve 2023/358 Değişik iş sayılı kararı ile gerekçesiyle itirazın kabulüne kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi hükmü gereği zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; tasfiye niteliğinde olup, suç tarihi 28.06.2014 tarihi öncesi olup anılan Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği bu tarih itibariyle kamu davası zaten açılmış olan derdest dosya kapsamında, bu derdest dosyayı inceleyen Mahkemece değerlendirilmesi gereken hükümdür. Bu şekildeki derdest olan dosya kapsamında sanık hakkında bu Mahkeme, incelediği ve sabit kabul ettiği eylem yönünden, 28.06.2014 tarihinden önce doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı vermemişse, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı başka mahkemelerce verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate almaksızın, artık 28.06.2014 tarihinden sonra kurulacak olan hükümde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesini uygulama imkanı kalmadığından, zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermesi gerekmektedir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun'la değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve benzer hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre; Sanığın incelemeye konu 04.05.2023 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında, Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince genel hükümlere göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının verildiği, sanığın itirazı üzerine mercii Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli ve 2023/358 Değişik iş sayılı kararı ile sanık hakkında daha öncesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaması nedeni ile 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/4-8. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken genel hükümlere göre verildiğinden bahisle itirazın kabulü ile sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi amacı ile Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, yukarıda yer verilen düzenlemeler kapsamında, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında ya da 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli ve 2023/358 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.