İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/3660 Karar: 2025/1107 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/3660 K.2025/1107

10. Ceza Dairesi 2024/3660 E. , 2025/1107 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/410 E., 2014/185 K. SUÇLAR : 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma 2. Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma 3. Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan: Sanık ...

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/3660 E. , 2025/1107 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/410 E., 2014/185 K. SUÇLAR : 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma 2. Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma 3. Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan: Sanık ...

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/3660 E. , 2025/1107 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/410 E., 2014/185 K. SUÇLAR : 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma 2. Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma 3. Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan: Sanık ... hakkında beraat 2. Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan: Sanıklar ..., ..., ..., ..., ...,..., ve ....... hakkında beraat 3. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Sanıklar ..., ..., ..., .... ve .... hakkında mahkûmiyet ...., ..., ... hakkında ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin düzeltilerek onanması 4. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulması Kovuşturma aşamasında herhangi bir görevi bulunmayan, soruşturma aşamasında sorgu esnasında görev alması nedeniyle sehven kendisine gerekçeli kararın tebliği üzerine, sanık ... müdafii olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunan Av. ... tarafından sunulan 17.06.2014 tarihli temyiz başvuru dilekçesinin, Dairemizin 17.10.2023 tarihli tevdi kararından sonra gerekçeli karar ile birlikte usulüne uygun olarak sanık ...'e tebliğ edildiği ve sanığın bahsi geçen temyiz başvurusuna itirazının bulunmadığı, her ne kadar hüküm ve temyiz tarihinde görevi bulunmasa da, 02.04.2015 tarihinde İstanbul Barosu'nca sanık ... müdafii olarak görevlendirmesinin de yapıldığı anlaşılmakla; Av. ...'in sanık ... müdafii olduğu ve hükmü temyiz etmeye hakkının bulunduğu anlaşılmakla; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyiz etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığına suç tarihinin "28.07.2010, 26.08.2010, 08.11.2010, 25.11.2010, 04.12.2010, 12.12.2010, 17.12/2010, 18.12.2010" yerine "17.12.2010 ve öncesi" şeklinde yazılması, Mahkemesince düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür. A) Sanıklar ..., ...,... ..., ... ve ... hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesi: Suç ve hüküm tarihlerinden temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar; 5237 sayılı TCK’nın 66/1- (e) maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı ile TCK'nın 67/4. maddesinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B) Sanık ... hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan verilen beraat hükmünün incelenmesi: Hükümden sonra, UYAP bilişim sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 19.12.2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının aynı Kanun'un 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C) Sanık ... hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından; Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, D) Sanıklar ...,...., ... ve .... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: İletişim tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak; kendilerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen sanıkların savunmalarının aksine, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddeler ve diğer sanıkların eylemleri ile ilgileri olduğuna ilişkin soyut ve değişik anlamlara gelebilecek iletişimin tespiti tutanakları dışında, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatları yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanıklar ...,... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ... ve...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, E) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: İletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararları ve tutanakları, olay ve yakalama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; 25.11.2010 tarihli eylemde sanıklar ... ve ...'den, sanık ... ile iştirak iradesi içerisinde satmak amacıyla uyuşturucu madde aldığı değerlendirilerek olay tarihinde durdurulduğu anlaşılan sanığın, Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı üzerine kolluk görevlileri tarafından jandarma karakoluna götürülmesi ile yapılan ayrıntılı üst aramasında, montunun cebindeki poşette suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, dosya arasında bulunan "arama kararı verilmesi" konulu arama talep yazısının Cumhuriyet savcısı tarafından "muhafaza altına alındığından el koyma kararına ihtiyaç duyulmamıştır" ibaresinin yazılması suretiyle imzalanmış olduğu ve bu belgenin yazılı arama emri olarak değerlendirilemeyeceği, bu manada sanığın üst aramasına esas olacak şekilde dosya kapsamında 5271 sayılı CMK'nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde alınmış "adli arama kararı" veya "yazılı adli arama emri"nin bulunmadığı, bu şekilde ele geçirilen uyuşturucu maddenin “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı; 18.12.2010 tarihinde evinde yapılan aramada ele geçirilen ve kişisel kullanım miktarında olan uyuşturucu maddeleri, kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu, inceleme tarihi nazara alındığında hüküm tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1- (e) maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ve 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, F) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Sanık ... hakkındaki bozma nedeninde de belirtildiği üzere, 25.11.2010 tarihinde sanık ...'ta ele geçirilen suç konusu delillerin hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirilmesi nedeniyle hükme esas alınmayacağı görülerek yapılan incelemede; 18.12.2010 tarihinde evinde yapılan aramada ele geçirilen ve kişisel kullanım miktarında olan uyuşturucu maddeleri, kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu, inceleme tarihi nazara alındığında hüküm tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1- (e) maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ve 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, G) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: İletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararları ve tutanakları, olay, yakalama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; 17.12.2010 tarihinde evinde yapılan aramada ele geçirilen ve kişisel kullanım miktarında olan uyuşturucu maddeleri, kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu, inceleme tarihi nazara alındığında hüküm tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1- (e) maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ve 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, H) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: İletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararları ve tutanakları, olay, yakalama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; sanık ... ile irtibat halinde olduğu için olay tarihinde durdurulduğu anlaşılan sanığın elindeki siyah poşetteki hırka içinde suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; üst ve eşyasının aramasına ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde alınmış "adli arama kararı" veya "yazılı adli arama emri" bulunmadığı, dolayısıyla aramada ele geçirilen uyuşturucu maddenin suçun maddi konusu ve delili olarak hükme esas alınamayacağı, başkaca da cezalandırmaya yeter delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, I) Sanıklar ... ve ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Sanık ...'in 28.07.2010, 26.08.2010 ve 25.11.2010 tarihli eylemlerden sorumlu olduğu kabul olunmasına rağmen, hakkında zincirleme suçla ilgili 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmadığı anlaşılsa da; sanıklar ... ve ... hakkındaki bozma nedenlerine göre, 28.07.2010 ve 25.11.2010 tarihli eylemlerde, suç konusu delillerin hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirildiği ve bu delillerin hükme esas alınmayacağı görülerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 26.08.2010 tarihli eylemin sanıklar tarafından gerkçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanıkların suçu işleyiş biçimi, ele geçen uyuşturucu madde miktarı ve dosya içeriğine göre, temel cezalar tayin edilirken, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren bir sebep bulunmadığı halde; 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61. maddelerindeki ilke ve ölçütlerle orantılı olmayacak şekilde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, J) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın suçu işleyiş biçimi, ele geçen uyuşturucu madde miktarı ve dosya içeriğine göre, temel cezalar tayin edilirken, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren bir sebep bulunmadığı halde; 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61. maddelerindeki ilke ve ölçütlerle orantılı olmayacak şekilde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi, Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, K) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: 1) 04.12.2010 tarihli eyleme ilişkin olarak; "Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş" deliller, Anayasa'nın 38/6. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 206/2- (a), 217/2, 230/1-(b) ve 289/1-(i) maddeleri uyarınca hükme esas alınamaz. 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." hükmüne yer verilmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 2/(e) maddesi, 160. ve 161. maddeleri ile 2259 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun Ek 6. maddesi uyarınca, edinilen bilgi veya alınan ihbar ya da şikâyet üzerine yahut kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluk, kişilerin ve toplumun varlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirip, Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda genel yetkileri ve görevi kapsamında suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delil toplamak için soruşturma yapacaktır. Yani kolluk her somut olayda Cumhuriyet savcısının emri üzerine yetki kazanacak ve hukuka uygun yöntemlerle işlem tesis edecektir. İletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararları ve tutanakları, olay ve yakalama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde hakkında iletişimin tespiti, dinlenilmesi kararı bulunan ve takip edilen sanığın bir süre izlenilmesinden sonra, kolluk görevlilerince alıcı kılığında sanığın yanına gidildiği ve kolluk görevlisi V. İ.'nin uyuşturucu istemesi üzerine, sanığın da belirli bir ücret karşılığında uyuşturucu madde satacağını söylediği ve parayı alıp olay yerinden uzaklaşarak tekrar döndüğünde kolluk görevlisi V. İ.'ye suç konusu uyuşturucu maddeyi vermesinden sonra sanığın yakalandığı, daha sonra Cumhuriyet savcısından alınan yazılı arama emri ile sanığın ikametinde hazirun bulundurulmadan arama yapıldığı ve bir kısım uyuşturucu madde ile hassas terazinin ele geçirildiği olayda; Sanığı takip eden kolluk görevlilerinin, Cumhuriyet savcısına haber vermeden, görev ve yetkileri dışına çıkarak, delil elde etmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi suç işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergiledikleri, sanığın iradesi üzerinde etkili oldukları, kışkırtıcı ajan gibi hareket etmek suretiyle sanığı suça teşvik etmiş oldukları ve ayrıca sanığın evinde yapılan arama esnasında hazirun bulundurulmadığı anlaşılmakla; bu şekilde elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı, 2) 25.11.2010 tarihli eyleme ilişkin olarak; Sanık ... hakkındaki bozma nedeninde de belirtildiği üzere, 25.11.2010 tarihinde sanık ...'ta ele geçirilen suç konusu delillerin hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirilmesi nedeniyle hükme esas alınmayacağı, 3) 26.08.2010 tarihli eyleme ilişkin olarak; Sanığın savunmasının aksine, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen ...'da ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisi olduğuna veya sanıklar ... ve ...'in eylemine iştirak ettiğine ve üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, L) Sanıklar ... ve ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: İletişimin tespiti ve dinlenilmesi kararları ve tutanakları, olay, yakalama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Karargah Destek Kıtalar Komutanlığı 2. Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi'nde tutuklu bulunan ve satmak amacıyla uyuşturucu madde isteyen sanık ... ile irtibat halinde olan sanık ...’in, aynı ceza infaz kurumunda askerlik görevini yapan ve çarşı izninde olan jandarma er ...'e suç konusu uyuşturucu maddeyi vererek ceza infaz kurumunda bulunan Birkan'a gönderdiği ve sanık ...'in çarşı izninden dönmesi üzerine ceza infaz kurumu girişinde yapılan üst aramasında uyuşturucu maddenin ele geçirildiği olayda; 1. Sanıkların tek olan fiilinin “ceza infaz kurumuna yasak eşya sokmaya teşebbüs” ve “uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı TCK'nın 297/1. maddesinin ikinci cümlesinde, fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek cezanın yarı oranında artırılacağı öngörüldüğünden, sanıklar hakkında tamamlanmış “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu ile “ceza infaz kurumuna yasak eşya sokmaya teşebbüs” suçundan ayrı ayrı uygulama yapılarak sonuç cezaların bulunması, daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın 5237 sayılı TCK'nın 297/1. maddesinin dördüncü cümlesi gereğince yarı oranında artırılarak sonuç cezanın saptanması ve böylece bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarına ve buna bağlı olarak suç konusunun önem ve değerine göre, sanık ... hakkında temel hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesi yerinde ise de, 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak ve yeterli gerekçe gösterilmeden, sanık ... hakkında alt sınırı 5 gün olan gün para cezasının 500 gün ve sanık ... hakkında ise alt sınırı 5 yıl olan temel hapis cezasının 6 yıl ve yine alt sınırı 5 gün olan gün para cezasının 600 gün olarak tayin edilmesi suretiyle alt sınırdan fazlaca uzaklaşılarak ceza belirlenmesi, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, hükmolunan sonuç ceza yönünden 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, M) Sanık ... hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: 1- Sanığın 07.06.2011 tarihli birinci celsede, savunmasını müdafii huzurunda yapmak istediğini belirtmesine rağmen, 5271 sayılı CMK'nın 150/1. maddesine aykırı olarak, müdafi seçebilecek durumda olup olmadığı sorulmadan ve müdafi seçebilecek durumda değilse müdafi görevlendirilmesi sağlanmadan, 27.10.2011 tarihli ikinci celsede savunmasının müdafi bulundurulmadan alınması suretiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 2- Kabule göre de; a. Sanıklar ... ve ... hakkında yukarıda (L) bendinde belirtilen bozma sebebinin sonucuna göre, sanık hakkında tamamlanmış “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu ile “ceza infaz kurumuna yasak eşya sokmaya teşebbüs” suçundan ayrı ayrı uygulama yapılarak sonuç cezanın bulunması, daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın 5237 sayılı TCK'nın 297/1. maddesinin ikinci cümlesi gereğince yarı oranında artırılarak sonuç cezanın saptanması ve böylece bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, b. Ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarına ve buna bağlı olarak suç konusunun önem ve değerine göre, sanık hakkında temel hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesi yerinde ise de, 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak ve yeterli gerekçe gösterilmeden, alt sınırı 5 gün olan gün para cezasının 500 gün olarak tayin edilmesi suretiyle alt sınırdan fazlaca uzaklaşılarak ceza belirlenmesi, c. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/292 Esas, 2010/32 Karar sayılı ilamının, temyiz konusu suç tarihinden sonra 20.07.2011 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas olamayacağı ve sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olacak başkaca da ilamın bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesinin uygulanması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, hükmolunan sonuç ceza yönünden 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla