Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/4229 E. , 2025/10316 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1097 E., 2019/475 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının is
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/4229 E. , 2025/10316 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1097 E., 2019/475 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 28.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/20511 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/31799 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/31799 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2013/14-102 esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme konusu 17/06/2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yapılan soruşturma neticesinde, sanık hakkında daha önce aynı suçtan İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1129 esasına kayden dava açıldığı ve bu itibarla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması gerektiğinden bahisle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2018 tarihli ve 2018/32607 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2019 tarihli ve 2018/1097 esas, 2019/475 sayılı mahkumiyet kararı verilerek sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 18/05/2023 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmış ise de, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması için esas alınan İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1129 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak, adı geçen sanığın evvelce 09/12/2015 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suç dolayısıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/10/2017 tarihli ve 2017/37936 esas sayılı iddianamesiyle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, Mahkemesinin 24/04/2018 tarihli ve 2017/1129 esas, 2018/501 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24/09/2019 tarihli ve 2018/2328 esas, 2019/1610 sayılı kararı ile, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/21339 soruşturma sayılı dosyası kapsamında 09/12/2015 tarihli suç ile ilgili olarak 08/06/2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesini müteakip, İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2017/4338 sayılı dosyası kapsamında sanık adına çıkarılan çağrı davetiyesinin 10/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği, ancak gerek çağrı gerekse ihtarlı çağrı davetiyelerinin usul ve yasaya uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceği, bu itibarla sanığın yükümlülük ihlalinde ısrar unsurunun oluşmadığı cihetle, mahkemece kamu davasının durmasına karar verilmesi yerine davaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verildiğinden bahisle söz konusu kararın bozulduğu nazara alındığında; 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanığın incelemeye konu olan 17/06/2018 tarihli eyleminin, evvelce işlemiş olduğu İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1129 esas sayılı dosyasına konu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/06/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içerisinde işlendiği, bu hâliyle sanığın 17/06/2018 tarihli eyleminin, 5237 sayılı Kanunu'nun 191/4-b maddesi kapsamında anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararının ihlâli niteliğinde bulunduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı cihetle, sanık hakkında düşme kararı verilerek anılan dosyaya ihbarda bulunulması gerekirken yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1097 Esas ve 2019/475 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 18.06.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2018 tarihli ve 2018/117102 Soruşturma, 2018/42346 Esas, 2018/32607 sayılı iddianamesi ile İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesine 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce şüpheli hakkında kamu davası açıldığından yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılama sonucunda; İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.04.2019 tarihli ve 2018/1097 Esas, 2019/475 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Dayanak İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2018 tarihli ve 2017/1129 Esas, 2018/501 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1.Şüpheli hakkında 09.12.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2017 tarihli ve 2017/21339 Soruşturma, 2017/2657 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2017 tarihli ve 2017/37936 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2018 tarihli ve 2017/1129 Esas, 2018/501 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2018/2328 Esas, 2019/1610 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, çağrı ve uyarı yazısı tebligatlarının usulsüz olması nedeniyle ısrar şartı gerçekleşmediğinden CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın durmasına" karar verildiği, durma kararının 28.10.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 5. Daha sonra, sanık hakkında, 09.12.2015, 27.05.20 21... .06.2021 tarihli eylemleri nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.06.2023 tarihli ve 2023/88566 Soruşturma, 2023/4820 Karar sayılı kararı ile yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 18.06.2018 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise de; İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2018 tarihli ve 2017/1129 Esas, 2018/501 Karar sayılı mahkûmiyet kararının istinaf incelemesi sırasında, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2018/2328 Esas, 2019/1610 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın durmasına karar verildiği, durma kararının 28.10.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan incelemeye konu suç tarihinden önce ve sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.06.2023 tarihli ve 2023/88566 Soruşturma, 2023/4820 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2018/2328 Esas, 2019/1610 Karar sayılı durma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılarak 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61.maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, davaların derdest olması halinde incelemeye konu dava ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/1097 Esas, 2019/475 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,21.10.2025 tarihinde karar verildi.