Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/4241 E. , 2025/9939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/26 E., 2021/365 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu ma
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/4241 E. , 2025/9939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/26 E., 2021/365 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1, 62 ve 53. maddeleri ile basit yargılama usûlü uygulanarak 5271 sayılı CMK'nın 251/3-son cümlesi gereği, 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 11.06.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/13805 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın 12/11/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak suçundan dolayı Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 10/03/2014 tarihli ve 2014/325 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2015 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine ve sanık hakkındaki hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 21/01/2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 03/12/2020 tarihinde hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunu işlediğinden bahisle basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına ve sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” amir hükmü ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve 9. fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/12/2017 tarihli ve 2017/7380 esas, 2017/6802 karar sayılı ilâmında "....bu durumda CMK’nın 231. maddesindeki genel kurallar değil, TCK’nın 191. maddesindeki özel hükümlerin uygulanması gerektiği, buna göre de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde TCK’nın 191/4. maddesindeki kuralların geçerli olacağı anlaşıldığından, sanığın ancak kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hallerinde hüküm açıklanabilecektir..." şeklinde açıklamaya yer verildiği, Bu haliyle, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine tabi olmadığı, “Uyuşturucu madde bulundurma ve kullanma” suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi gereğince sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün, anılan Kanun'un 191/8. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra deneme süresinde işlenen suçun ancak yine “kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak” suçu olması halinde hükmün açıklanabileceği, farklı nitelikte bir suç işlenmesi halinde ise hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15/11/2023 tarihli ve 2023/4648 esas, 2023/5027 karar sayılı ilâmıyla; "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, yasal zorunluluk hali de bulunmadığı halde denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, bu hususa riayet edilmeyerek önceki hükümde değişiklik yaparak, açıklanması geri bırakılan hükümle birlikte ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca basit yargılama usulü uygulayarak hükümlü hakkında verilen cezada 1/4 oranında indirim yapılmasına ilişkin karar aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca Kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.. .." şeklinde de belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede kanun yararına bozma istemine konu Mahkemenin "Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/365 Karar" yerine "İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/365 Karar" olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede: A. Şüpheli hakkında, 12.11.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2014 tarihli ve 2013/6016 Soruşturma, 2014/590 Esas ve 2014/325 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli ve 2014/80 Esas, 2015/1454 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, genel hükümlere göre 5271 sayılı CMK'nın 231/5. ve 8. fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 21.01.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. Sanığın denetim süresi içinde 13.04.2020 tarihinde işlediği hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan hükmedilen mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.05.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/365 Karar sayılı kararı ile, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1., 62. ve 53. maddeleri ile basit yargılama usûlü uygulanarak 5271 sayılı CMK'nın 251/3-son cümlesi gereği, 7 ay 15 gün hapis cezası cezalandırılmasına ve sanık hakkında hak yoksunluğuna karar verildiği ve hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlarda ihlâle konu suçun da aynı nev'iden olan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu olması gerektiği; ancak somut dosya kapsamında, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi kapsamında genel hükümler uyarınca takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün açıklanması koşullarının da genel hükümlere tabi olduğu, sanığın da denetim süresi içerisinde kasten işlediği hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan mahkûm olduğu anlaşılmakla; Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede yer alan bozma gerekçesi yerinde görülmemiş ise de; Dosya kapsamına göre, hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, b. Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; Daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, derdest davalarda 28.06.2014 tarihinden önce doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmemişse, 28.06.2014 tarihinden sonra kurulan hükümlerde 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin uygulanma imkanı kalmadığından, sanık hakkında, lehe/aleyhe Kanun tartışması yapılmasına gerek olmadan, Kanun'un amir hükmü olduğu için 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi çerçevesinde suç tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesine göre ceza takdir edilip sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin zorunlu olduğu, somut dosya kapsamında da sanık hakkında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadığından zorunlu olarak, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. Maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiği gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmesi, un’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/365 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.10.2025 tarihinde karar verildi.