İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/4291 Karar: 2025/9936 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/4291 K.2025/9936

10. Ceza Dairesi 2024/4291 E. , 2025/9936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/43 E., 2017/485 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayıl

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/4291 E. , 2025/9936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/43 E., 2017/485 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayıl

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/4291 E. , 2025/9936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/43 E., 2017/485 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.02.2024 tarihli ve 2023/29345 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/18715 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/18715 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde, "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." biçimindeki, 191/4. maddesinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Somut olayda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/06/2016 tarihli ve 2016/40897 soruşturma, 2016/1023 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmekte ısrar ettiği gerekçesiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 10/01/2017 tarihli ve 2016/40897 soruşturma, 2017/667 esas, 2017/548 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak 25/06/2016 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüphelinin çağrısı için yapılan tebligatta adreste bulunmaması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21/1 maddesi çerçevesinde sadece şüphelinin alt komşusuna haber verildiği belirtilmek suretiyle tebliğ işlemi yapıldığı, daha şüphelinin müracaat etmemesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının da aynı usulle tebliğ edildiği, yine uyarıya rağmen müracaat etmediği kabul edilerek denetim dosyası ihlalen kapatılıp açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla; 7201 sayılı Kanun'un 21/1 ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan birisi adreste bulunmaz ise tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir veya memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerektiğinin düzenlenmiş olması karşısında, imzadan imtina hakkı bulunan ancak ismini bildirmekten imtina hakkı bulunmayan komşunun ismi tespit ve tevsik edilmeden tebliğ işleminin yapılmış olması nedeniyle sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğündeki işlemler sırasında çağrısının ve uyarı kararının tebliğ işleminin usule aykırı ve geçersiz olduğu, böylelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu olayda kovuşturma şartı olan "ısrar koşulu" gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddelerinin ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Somut olayda; Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.09.2017 tarihli ve 2017/43 Esas, 2017/485 Karar sayılı kararının sanığın yokluğunda verildiği, dosya kapsamında gerekçeli karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için inceleme konusu kararın kesinleşmediği, kesinleşmeyen karara yönelik sanığın dosya arasında bulunan 04.12.2019 tarihli dilekçesinin süresinde verilmiş istinaf dilekçesi olarak değerlendirilmesi ve dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272. vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.10.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı yokluğunda kullanma suçundan mahkûm etmiş; gerekçeli karar doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre muhtara teslim edilerek tebliğ edilmiştir. Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma istemiştir.

Hukuki İlke: Yoklukta verilen hükmün gerekçeli kararı, önce bilinen son adrese normal tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine 21/2'ye göre tebliğ edilirse usulsüzdür ve hüküm kesinleşmez; kesinleşmeyen hüküm istinafa tabi olup olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemez.

Uygulama Sonucu: Sanığın dosyadaki 04.12.2019 tarihli dilekçesinin süresinde verilmiş istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiği belirlenip hüküm kesinleşmediği için kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir.

Dava Strateji Notu: Yokluktaki mahkûmiyette gerekçeli karar mernis adresine doğrudan 21/2 ile tebliğ edilmişse, sanığın sonradan verdiği dilekçe süresinde istinaf olarak değerlendirilmelidir; kesinleşme itirazı bu tür dosyalarda esaslı bir savunma aracıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla