İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2024/4668 Karar: 2025/13591 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2024/4668 K.2025/13591

10. Ceza Dairesi 2024/4668 E. , 2025/13591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2015/524 E., 2015/620 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2024/4668 E. , 2025/13591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2015/524 E., 2015/620 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2024/4668 E. , 2025/13591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2015/524 E., 2015/620 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 04.09.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 2022/30698 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35827 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35827 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme konusu 31/08/2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsiz ve 2014/7126 soruşturma, 2014/82 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine, 1 yıl süre ile tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğ edilerek infazı için 24/10/2014 tarihinde Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüphelinin müdürlüğe başvuru yapmadığının bildirilmesi üzerine, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak 03/04/2015 tarihli ve 2014/7126 soruşturma, 2015/822 esas, 2015/727 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/06/2015 tarihli ve 2015/524 esas, 2015/620 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması gerektiği, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağı nazara alındığında, 6545 sayılı Kanun’la yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmenin dava şartı olarak düzenlendiği, somut olayda, 10/03/2015 tarihinde Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının şüpheliye tebliğ edildiği, yasal süre zarfında şüphelinin müracaat etmemesi üzerine dosyanın kapatılmasına karar verilerek 23/03/2015 tarihinde Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, şüphelinin anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesini takiben yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilebilmesi için şüpheliye yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlâlinde bulunduğu takdirde denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği cihetle, kovuşturma şartı olan ısrar şartını gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 31.08.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsiz ve 2014/7126 Soruşturma, 2014/82 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 05.11.2014 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenilmeksizin tedbirin infazı için 24.10.2014 tarihinde Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30.10.20214 tarihli 2014/868 DS sayılı çağrı yazısının şüpheliye 12.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurduğu, 14.11.2014 tarihinde Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, hastaneye başvurduğu, Hastanenin 15.12.2014 tarihli raporunda tedavisine gerek olmadığının bildirilmesi üzerine Denetim planı hazırlandığı, 25.02.2015 tarihli ... grup çalışmasının 1. oturumuna katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 26.02.2015 tarihli uyarı yazısının 10.03.2015 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 23.03.2015 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 24.03.2015 tarihinde Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Erteleme kararının kaldırılarak Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2015 tarihli ve 2014/7126 Soruşturma, 2015/822 Esas, 2015/727 sayılı iddianamesi ile Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Yapılan yargılama sonucunda, Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.06.2015 tarihli ve 2015/524 Esas, 2015/620 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibarıyla da usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. Somut olayda, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen tarihsiz ve 2014/7126 Soruşturma, 2014/82 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye 05.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenilmeksizin tedbirin infazı için 24.10.2014 tarihinde Adıyaman Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ve 14.11.2014 tarihinde infaz işlemlerine başlanıldığı, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı, bu nedenle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilerek infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de; Kanun yararına bozma istemi sırasında gelinen aşamada; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 05.11.2014 tarihinde sanığa usûlüne uygun şekilde tebliğ edildiği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenilmeksizin tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilerek infaz işlemlerine başlanıldığı, bu nedenle kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 31.08.2014 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 21.11.2014 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak, a. Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına gidilmesi için bildirimlerde bulunulup sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, b. Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar şartının sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibarıyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 21.11.2014 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin birinci cümlesinde yer verilen "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği dikkate alınarak düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2015 tarihli ve 2015/524 Esas, 2015/620 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla