Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/5203 E. , 2024/19905 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/773 E., 2015/110 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 24. Asliye Cez
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/5203 E. , 2024/19905 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/773 E., 2015/110 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6545 sayılı Kanun) ile değişik 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 11.02.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.12.2022 tarihli ve 2022/24708 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/156392 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/156392 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, cezalandırmaya ilişkin kanun maddeleri ve hükmolunan ceza belirlenmeden doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için önce bir cezanın belirlenerek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği cihetle, mahkemesince öncelikle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulmasını müteakip, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 26.11.2008 tarihli ve 2007/1259 Esas, 2008/742 Karar sayılı kararı ile 04.10.2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen ve 04.12.2008 tarihinde kesinleşen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın infazı sırasında, 23.09.2009 tarihinde yapılan idrar tahlilinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine, şüphelinin 23.09.2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2009 tarihli ve 2009/64630 (48) Soruşturma, 2009/28482 Esas, 2009/8555 sayılı iddianamesi ile Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.04.2010 tarihli ve 2009/1291 Esas, 2010/703 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu, C. Dairemizin 15.09.2014 tarihli ve 2011/26554 Esas, 2014/7517 Karar sayılı ilâmı ile, daha önceki kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında atılı suçu işlediği, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ihlal sayılacağı, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, D. Bozmadan sonra Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.01.2015 tarihli ve 2014/773 Esas, 2015/110 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" düzenlemesinin yer aldığı, Somut olayda, sanık hakkında daha önceden 04.10.2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılamada, Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 26.11.2008 tarihli ve 2007/1259 Esas, 2008/742 Karar sayılı kararı ile verilen ve 04.12.2008 tarihinde kesinleşen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın infazı sırasında, 23.09.2009 tarihli idrar tahlilinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulması üzerine kamu davası açıldığı, 23.09.2009 tarihli eylemin önceki tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali niteliğinde olduğu, ikinci suçtan açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmediği, Dairemizin 15.09.2014 tarihli ve 2011/26554 Esas, 2014/7517 Karar sayılı bozma ilâmı ile Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.04.2010 tarihli ve 2009/1291 Esas, 2010/703 Karar sayılı kararının bu gerekçe ile bozulmasına karar verildiği, mahkemece de bozma ilamına uyulduğu anlaşıldığından; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun'a aykırıdır. F. Kabule göre de, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasındaki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." ve anılan Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasındaki "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yeniden suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırıdır. Sonuç olarak; yukarıda (E) bendinde açıklanan nedenlerle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/773 Esas, 2015/110 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.06.2024 tarihinde karar verildi.