Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2024/8828 E. , 2025/34 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2026 E., 2024/1813 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmü
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2024/8828 E. , 2025/34 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2026 E., 2024/1813 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 3. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık yakalandığında kimlik tespitlerinin beyanına göre yapıldığının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.04.2015 tarihli ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 Karar sayılı kararında da yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır, denilmiştir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91. maddesinde geçici koruma "Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir." şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye'ye kabulü, Türkiye'de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliğinin (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 13.10.2014 No: 2014/6883 Dayandığı Kanun'un tarihi: 04.04.2013 No: 6458 Yayımlandığı Resmi Gazete'nin tarihi: 22.10.2014 No: 29153) 21. maddesinde; bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının, aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği, mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri düzenlemeleri getirilmiş, 22. maddesinde ise; kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25.04.2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17 Mart 2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Somut olayda ise; sanığın yakalandığında kimliğinin istendiği ve "TUTANAK" başlıklı evrakta kimliğinin üzerinde olmadığını, ancak yabancı kimlik numarasını ezbere bildiğini beyan ettiği ve bu beyanlarına göre kimlik bilgilerinin tespit edildiği, ayrıca kollukta parmak izlerinin alındığı ve fotoğraflarının çekildiği belirtilmesine rağmen dosyada bu işlemlere ilişkin bir belgenin bulunmadığının anlaşılması karşısında, yabancı uyruklu sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtlarının vatandaşı olduğu ülke ve gerektiğinde uluslararası kurum ve kuruluşlardan genelgeler doğrultusunda temin edilmesi gerektiği, sanığın resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemediği takdirde soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri, dosya içerisindeki parmak izi ve fotoğraf kayıt formu ile sanıkların temin edilen fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21. ve 22. maddeleri uyarınca sanığın Türkiye'ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kayıtlarının tespit edilmesi, şayet kimliği bu şekilde belirlenmiyorsa 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21. ve 22. maddeleri gereğince gerekli kaydının yapılıp geçici koruma belgesi çıkarılıp gönderilmesi istenilerek belirlenen kimliği esas alınıp hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başka yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesinin (a) bendi uyarınca İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesi yabancı uyruklu sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûm etmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi hükmü düzelterek istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, sanığın yakalandığında üzerinde kimlik belgesi bulunmadığını, yabancı kimlik numarasını ezbere söylediğini ve kimlik tespitinin yalnızca bu beyana göre yapıldığını, tutanakta parmak izi alındığı yazsa da dosyada buna ilişkin belge olmadığını saptamıştır.
Hukuki İlke: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.04.2015 tarihli ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 Karar sayılı kararı uyarınca, yabancı uyruklu ve kimlik belgesi bulunmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları araştırılmadan salt beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulamaz; kimlik, 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesi ve buna dayanan Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21. ve 22. maddeleri çerçevesinde biometrik veriler, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kayıtları ve gerektiğinde diplomatik yazışmalarla resmi olarak belirlenmelidir.
Uygulama Sonucu: Daire, kimlik araştırması yapılmadan hüküm kurulmasını hukuka aykırı görerek, başka yönleri incelemeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararını CMK'nın 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuş ve dosyayı 304/2-a maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine göndermiştir.
Dava Strateji Notu: Yabancı uyruklu müvekkillerde dosyada kimlik tespitinin neye dayandığını mutlaka inceleyin: parmak izi formu, Göç İdaresi kaydı veya konsolosluk yazışması yoksa mahkûmiyet salt beyana dayanıyor demektir ve bu emsalle bozma istenebilir. Özellikle tekerrür ve adli sicil sonuçları yanlış kişiye bağlanma riski taşıdığından bu itiraz sanık lehine güçlü bir usul kozudur.