Karar Özeti
10. Ceza Dairesi 2025/475 E. , 2025/1983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/262 E., 2021/336 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması İTİRAZ EDEN
Karar Detayı
10. Ceza Dairesi 2025/475 E. , 2025/1983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/262 E., 2021/336 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 19.12.2024 tarihli ve 2022/1810 Esas, 2024/26291 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2015 tarihli ve 2022/1459 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesi uyarınca lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu "İtirazımızın özü; sanık hakkında bozma öncesi uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen hükümlerin yalnızca sanık müdafii tarafından istinaf ve temyiz edildiği gözetildiğinde, bozma öncesi yerel mahkemece TCK'nın 188/3. maddesi uyarınca belirlenen 6.000 gün para cezasının aynı Kanun'un 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20 TL ile çarpılması sırasında hesap hatası sonucu “120.000 TL” yerine “12.000 TL” olarak eksik belirlenmesinin, sanık yönünden kazanılmış hak oluşturduğu ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince adli para cezasının 120.000 TL olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Aleyhe bozma ya da aleyhe değiştirme yasağı öğreti ve uygulamada; “Temyiz davası yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında, hükümde, yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir deyişle, aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın, sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu ilkenin amacı, hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın bazı davalarda istinaf ya da temyiz yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Bu kuralla ilgili olarak 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 283. maddesinde "İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.", 307/5. maddesinde de; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz" düzenlemelerine yer verilmiştir. Kanundaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza miktarı ile sınırlı olacak, sanık veya onun lehine ilgililer tarafından istinaf veya temyiz başvurusunda bulunulduğunda, bozma üzerine yeniden kurulan hükümle belirlenen ceza ve sonuç önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacaktır. Aleyhe istinaf veya temyiz başvurusu bulunmayan hâllerde, hükümdeki hesaplama hatalarının ise bu hatasının sonuç cezaya etkisi gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 283 ve 307/5. maddeleri uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek olan "cezayı aleyhe bozma veya düzeltme yasağı"nın konusunu temel ceza ya da indirim-artırım sırasındaki ara ceza miktarı değil sonuç ceza oluşturmaktadır. Bu itibarla, cezanın belirlenmesi aşamasında artırım ya da indirim yapılırken hesap veya yazım hatası yapılıp bir sonraki hesaplamanın yapıldığı ya da sonuç cezanın açıklandığı fıkrada bu hatadan dönülerek doğru sonuca ulaşılmış, dolayısıyla aradaki hesap ya da yazım hatası sonuca etkili olmamış ise, yapılan hesap ya da yazım hatası "cezayı aleyhe bozma veya düzeltme yasağı" kapsamında kalmayacak, yapılan hesap ya da yazım hatasının, sanığın daha az ceza almasına yol açacak şekilde sonuç cezanın belirlenmesine yol açması ve hükmün bu sonuç üzerine kurulmuş olması hâlinde ise, hatalı da olsa açıklanan ve hükmedilen bu ceza miktarı anılan kurala konu olacaktır. Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/10/2023 tarihli 2021/91 Esas ve 2023/547 Karar sayılı, 03/04/2018 tarihli 2015/873 Esas ve 2018/145 Karar sayılı, 20/12/2016 tarihli 2016/19 Esas ve 2016/2108 Karar sayılı, 29/11/2016 tarihli 2016/1013 Esas ve 2016/460 Karar sayılı kararları ile birçok kararında da vurgulanmıştır. İnceleme konusu dosyada, sanık hakkında bozma öncesi uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen hükümlerin yalnızca sanık müdafii tarafından istinaf ve temyiz edildiği gözetildiğinde, bozma öncesi yerel mahkemece TCK'nın 188/3. maddesi uyarınca belirlenen 6.000 gün para cezasının, aynı Kanun'un 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20 TL ile çarpılması sırasında hesap hatası sonucu “120.000 TL” yerine “12.000 TL” olarak eksik belirlenmesinin maddi hata olarak görülmesi, kararın istinaf veya temyiz edilmeksizin kesinleşmesi durumunda, infaz sırasında mahkemenin "12.000 TL" adli para cezasını doğrudan "120.000 TL"ye çıkarabileceğini kabul etmek anlamına da gelecektir. Öte yandan, yerel mahkemece adli para cezasının hesaplanmasında yapılan hatanın, sanığın daha az ceza almasına yol açacak şekilde sonuç cezanın belirlenmesine yol açtığı ve hükmün bu sonuç üzerine kurulduğu göz önüne alındığında; yargısal kararların önemi ve belirliliği, hukukî güvenliğinin korunması ilkesi ile birlikte değerlendirildiğinde, sonuç cezanın mahkemenin gerçek iradesini yansıttığının kabul edilmesi gerektiğinden, yerel mahkemece bozma öncesi sonuç olarak hükmedilen 12.000 TL adli para cezasının kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınmadan, bozma sonrası adli para cezasının 120.000 TL olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu" belirtilerek temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması ilamının kaldırılmasına ve "120.000 TL" olarak belirlenen adli para cezasının "12.000 TL" olarak düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.10.2023 tarihli 2021/91 Esas ve 2023/547 Karar sayılı, 03.04.2018 tarihli 2015/873 Esas ve 2018/145 Karar sayılı kararları nazara alındığında, sanık hakkında bozma öncesi uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan "12.000 TL" adli para cezasına hükmedildiği, hükme yönelik yalnızca sanık müdafii tarafından kanun yoluna başvurulduğu gözetilmeden, bozma sonrasında 5271 sayılı CMK'nın 283 ve 307/5. maddelerine aykırı olarak "120.000 TL" adli para cezasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmış, Ayrıca itiraza konu kararda da belirtildiği üzere, sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği” belirtilmeyerek 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesine aykırı davranıldığı değerlendirilmiş, Her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, B. 5271 sayılı CMK'nın 308/2. maddesi gereği Dairemizin 19.12.2024 tarihli ve 2022/1810 Esas, 2024/26291 Karar sayılı, temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün düzeltilerek onanması ilâmının KALDIRILMASINA, C. Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasının adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmına; 1."...120.000,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," ibaresinden sonra gelmek üzere " aleyhe kanun yolu müracaatı bulunmaması nedeniyle CMK'nın 307/5. maddesi uyarınca adli para cezasının 12.000 TL adli para cezası olarak infaz edilmesine," ibaresinin eklenmesi, 2. “....24 EŞİT TAKSİTTE TAHSİLİNE” ibaresinden sonra gelmek üzere “ taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği hususunun ihtarına” ibaresinin eklenmesi, Suretiyle İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesince uyuşturucu madde ticaretinden kurulan hükümde, bozma öncesi TCK'nın 188/3. maddesi uyarınca belirlenen 6.000 gün adli para cezası, günlüğü 20 TL ile çarpılırken hesap hatasıyla 120.000 TL yerine 12.000 TL olarak hükmedilmiş; hükmü yalnızca sanık müdafii kanun yoluna taşımışken bozma sonrası mahkeme cezayı 120.000 TL olarak belirlemiştir. Dairenin düzelterek onama ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanık lehine itiraz etmiştir.
Hukuki İlke: CMK'nın 283 ve 307/5. maddelerindeki aleyhe değiştirme yasağının konusu ara hesaplar değil sonuç cezadır; hesap hatası sanığın daha az ceza almasına yol açacak şekilde sonuç cezaya yansımış ve hüküm bu sonuç üzerine kurulmuşsa, yalnızca sanık lehine kanun yoluna başvurulan dosyada bozma sonrası bu miktar aşılamaz ve hatalı da olsa hükmedilen sonuç ceza kazanılmış hak oluşturur. Ayrıca TCK'nın 52/4. maddesi gereği taksitlendirmede, bir taksitin ödenmemesi hâlinde kalanın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen cezanın hapse çevrileceği ihtar edilmelidir.
Uygulama Sonucu: Başsavcılık itirazı kabul edilerek Dairenin önceki ilamı kaldırılmış; hüküm bozulup CMK'nın 303. maddesiyle, adli para cezasının CMK'nın 307/5. maddesi uyarınca 12.000 TL olarak infaz edilmesi ve taksit ihtarının eklenmesi suretiyle düzeltilerek onanmıştır.
Dava Strateji Notu: Bozma sonrası kurulan hükümde cezanın ilk hükümdeki sonuç cezayı aşması hâlinde, kanun yoluna yalnızca sanık tarafının başvurmuş olması tek başına güçlü bir bozma sebebidir; müdafi ilk hükümdeki sonuç ceza miktarını infaz aşamasında dahi kazanılmış hak olarak ileri sürebilir. Karar ayrıca taksitlendirme ihtarının unutulmasının Yargıtayca düzeltilebilir bir hukuka aykırılık olduğunu gösterir.