İçeriğe geç
AC
10. Ceza Dairesi Esas: 2025/966 Karar: 2025/3490 Tarih: 2025

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2025/966 K.2025/3490

10. Ceza Dairesi 2025/966 E. , 2025/3490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın ka

Karar Özeti

10. Ceza Dairesi 2025/966 E. , 2025/3490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın ka

Karar Detayı

10. Ceza Dairesi 2025/966 E. , 2025/3490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin 01.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/29422 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2015 tarihli ve KYB-2025/11495 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11495 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, Yine benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 27/03/2019 tarihli ve 2018/4898 esas, 2019/1915 karar sayılı ilâmında değinildiği üzere, sanık hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeksizin denetime başlanmış olmasının da sonuca etki etmeyeceği nazara alındığında; Somut dosya kapsamında; kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/05/2015 tarihli kararın veya anılan karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiyenin sanığa tebliğ edilmediği anlaşılmakla, anılan kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediği, bu halde sanık hakkında denetim süresinin başlamadığı ve denetim süresi içinde yeniden aynı nitelikte suç işlendiğinden bahisle de kamu davası açılamayacağı, açılan kamu davasının yargılaması sonunda kovuşturma şartı gerçekleşmeyeceği gözetilerek durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 05.02.2014, 23.06.2014, 16.11.2014, 06.01.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma dosyaları birleştirilip, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2015 tarihli ve 2015/204 Soruşturma, 2015/90 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süre ve merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 01.02.2016 ve 02.02.2016 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, soruşturma dosyaları birleştirilip erteleme kararının kaldırılarak Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2016 tarihli ve 2015/204 Soruşturma, 2016/790 Esas, 2016/717 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.05.2016 tarihli ve 2016/164 Esas, 2016/376 Karar sayılı kararı ile, 05.02.2014, 16.11.2014, 06.01.2015 ve 02.02.2016 tarihli eylemleri sabit kabul edilerek, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar tebliğinin şüpheliye herhangi bir şekilde yapılmadığı, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl sayılan eylem ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen ve sabit kabul edilen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2016/164 Esas, 2016/376 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı kullanmak için uyuşturucu bulundurmadan 2 yıl 1 ay hapse mahkûm etmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı istemiyle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa hiç tebliğ edilmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmiştir.

Hukuki İlke: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanığa usulüne uygun tebliğ edilmedikçe kesinleşmez; kesinleşmeyen erteleme kararıyla denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresi de işlemeye başlamaz, dolayısıyla yükümlülük ihlali ve buna dayalı kovuşturma şartı oluşmaz.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma istemi kabul edilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur; çünkü erteleme kararı tebliğ edilmediğinden kesinleşmemiş, kovuşturma şartı gerçekleşmeden dava açılmıştır ve durma kararı verilmesi gerekirdi.

Dava Strateji Notu: Kullanmak için bulundurma dosyasında müvekkile erteleme kararının hiç tebliğ edilmediğini saptarsanız, ihlale ve mahkûmiyete dayanak yükümlülüğün doğmadığını ileri sürüp durma kararı isteyin; kesinleşmiş dosyalarda dahi bu, kanun yararına bozma sebebidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla