KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2009/11709 E., 2011/2629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 105-50
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma
Dava, davalı tarafından öldürülen siortalımnın hak sahiplerine bağlanan gelirlerle diğer ödemelerin 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi gereği rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar (Bağ-Kur) Yasası’nın 63. maddesi uyarınca rücuan tazminat alacağına ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasının 63. maddesi uyarınca; “Üçüncü bir kişinin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında , Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar.
Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara rücu eder...”
Anılan hüküm gereği, Kurumun rücu edebileceği miktar, yardımların ilk peşin değeridir. Bu kapsamda sigrtalının hak sahiplerine bağlanan aylıklara ilişkin artışlar talep edilemez.
Somut olayda, davacı Kurumun davaya konu ettiği gelirlerin peşin sermaye değerlerinin, sigortalı İsmail Şimşek'in haksahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri olup olmadığı çelişkiye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, bu konuda 1479 sayılı Kanun'un ek 8. maddesinde belirtildiği üzere, Elektronik veya bilgi işlem ortamında yapılan işlemlerin ... tespit ve tevsikinde Kurumun bilgi işlem kayıtlarının esas alınacağı, Kurum tarafından bilgi işlem ortamında tutulan bilgilerin adli ve idari merciler nezdinde geçerli olduğu, itiraz edilmesi halinde, ispat mükellefiyetinin itiraz edene ait olduğu gözetilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2009/11709, K. 2011/2629, 1 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama