KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2009/13682 E., 2010/1112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
.....
Davacı ...... Başkanlığı vekili, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi gereğince davalı işverenden rücuan alınmasını istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca inceleme yapılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Dairemizin bozma ilâmında ayrıntıları açıklandığı üzere; Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı iptal kararı ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgulara ve özellikle davalının %75 oranındaki kusur ve sorumluluk durumuna göre, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile sosyal yardım zammı toplamının %75’i üzerinden istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece ilk peşin değerin saptanmasında yanılgıya düşülerek fazla rücu alacağının hüküm altına alınması isabetsizdir.
Diğer taraftan; Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76’ncı maddesi gereğince, yürürlükteki ./..
kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi de bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, söz konusu iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu; yargılama sonunda davacı Kurum davada kısmen haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip vekil ile temsil olunan davalı yararına avukatlık ücreti belirlendikten sonra davacı Kurumun anılan ücret yönünden sorumluluğuna karar verilmesi ve yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2009/13682, K. 2010/1112, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama