KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2009/15314 E., 2011/2749 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 344-533
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Dava, davalılar nezdinde sürekli çalışıldığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalıların avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Meral Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, "sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez." Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Davacı, davalılar nezdinde 01.03.1979-01.09.1993 tarihleri arasında devamlı çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Dosya kapsamından işyerinin ... Kemal Yıldırım'a ait iken 1993 yılından itibaren ... Ür. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olduğu anlaşılmaktadır, Davalı işverenler tarafından kısmi bildirimler yapıldığı görülmektedir. Mahkeme tarafından bildirilen süreler dışlanmak suretiyle 01/01/1981 tarihinden itibaren sürekli çalışıldığının tespitine karar verilmiştir. Hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle 1/1/1981 tarihinden önceki çalışmalar yönünden red kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, tespitine karar verilen dönem yönünden davacının çalışmalarının mevsimlik çalışma olup olmadığı üzerinde yeterince durulmamıştır.
Davalı işverenler, işyerinde doğal çiçek soğanı toplanması, üretimi, paketlenerek satılması işlemlerinin yapıldığını, ihraç edilecek doğal çiçek soğanının kotayla sınırlı olduğunu, işyerinin mevsimlik çalıştığını ileri sürmüşlerdir. Uyuşmazlık konusu dönem sonrasında, İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen kapasite raporunda, işyerinde mevsimlik olarak, doğadan toplama, serada üretim, kurutma, boylama ve paketlenip ihracı için yılda yaklaşık 200 gün çalışıldığı belirtilmiştir.
Davaya konu somut olayda öncelikle muhtasar vergi beyannameleri, kapasite raporları, dönem bordroları, defter ve belgeler getirtilerek, işyerindeki çalışmaların sürekli mi yoksa mevsimlik mi gerçekleştiği üretime yönelik olarak çalışmaya ara verilen dönemde çalışmaları Kuruma bildirilenlerin ne tür işlerde çalıştığı araştırılmalı, davacıya ait işveren nezdindeki belgeler getirtilip, imzasının davacıya ait olduğu saptanananlar yönünden aksine eşdeğer belge bulunmaması halinde imzalı belgelere itibar edilmeli,
imzasının davacıya ait olmadığı anlaşılanlar ve hiçbir belgenin bulunmadığı anlaşılanlar yönünden SSK'ya verilen dönem bordrolarındaki diğer çalışanlar ile komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş sahip ve çalışanları tespit edilip, dinlenerek, davalı tanıkları ile davacı tanık beyanları arasındaki davacının çalışmasının mevsimlik olup olmadığına ve çalıştığı süreye ilişkin çelişkiler giderilmelidir.
Öte yandan, mahkemenin kabulüne göre ise; davalı ... yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen süre 3240 gün olduğu halde 3420 günlük sürenin bildirilmediğine karar verilmesi ve kısmen kabul kararı verildiği halde davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalıların avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2009/15314, K. 2011/2749, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama