KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2010/13767 E., 2012/3994 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı, davalı ... avukatı ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 19.06.2000 tarihli iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin rücuan tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleridir.
Hükme esas alınan kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayında sigortalı %30, işveren şirket %50, ... %10, ... %10 kusurlu bulunmuştur. Dava konusu somut olayda; 10. madde koşullarının oluştuğunun anlaşılması karşısında; işveren şirket 10. Maddeye göre; tarafların kusur oranı gözetilmeksizin belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu’nun 43-44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak kurum zararının %85’inden, diğer davalılar 26. Maddeye göre kurum zararının %70’inden sorumludurlar.
Teselsüle dayanan davalarda. Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı yada sadece birinden istemek hakkına sahiptir.
Davacı Kurum tarafından, asıl ve birleşen davaların Borçlar Kanununun 50 ve 51.maddelerinde yer alan teselsül hükümlerine dayalı olarak açılmasına göre; ilk peşin sermaye değerli gelirler ile yapılan ödemelerin toplamının %70 kusur karşılığı 20.843,06 TL’nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye 4.468,38 TL’nin ise davalı işverenden tahsiline karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde (mülga HUMK’nun 388 ve 389. maddelerinde) belirtilen unsurları içeren, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösterir,
infazda tereddüde yol açmayacak şekilde bir hüküm oluşturulması yasa gereği iken teselsül hükümleri gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
ÜÇ
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/13767, K. 2012/3994, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama